Ruh, İnsan, Cin

Ahmed Hulûsi

HER TOPLUMA, İNANÇLARINA GÖRE HİTÂP

CİNLERİN insanları kandırmada önemli bir taktiği de, ayrıca şu olmaktadır:

Her medyum topluluğu, hangi inançlarla bezenmiş ise, onlara kendi inançları doğrultusunda tebliğ verilmekte, sanki onlardanmış gibi kendilerini kabûl ettirmektedirler.

Meselâ dini ciddiye almayanlara, aynı şekilde; dinle ilgilenene aynı şekilde; tasavvufa meyli olana bir tasavvuf önderinin ismini kullanarak gibi.

ALTIN ÇAĞ BİLGİ KİTABI

Fasikül: 14/Sayfa: 275

"Normal boyut frekansından uyandırılacak bilinçlere güç kazandırmak ve kendilerine güven verilmek için, DİNSEL YÖNDEN KİME SEMPATİZE olmuşlarsa, o temalar işlenir. Bu yüzden kullanılan BÜYÜK İSİMLER sizleri aldatmaktadır."

ALTIN ÇAĞ BİLGİ KİTABI

Fasikül: 30/Sayfa: 275

"Her bilgi düzeyi kendi ortamında alacağı feyiz ile yükseleceğinden, O ŞAHSIN TABANINDA NE VARSA, ONA O BİLGİLERİ FİLİZLENDİRECEK ORTAMLAR HAZIRLANIR. Bu yolda önce, insanın kendini tatmini sağlanır. Sonra kendine güveni hazırlanır. Kendine güveni için de gerek rüyada, gerekse hayatta birçok mucizevi olaylar yaşatılır ve ispatlar yapılır..."

CİNLERİN "şeytâniyet" vasfının eseri olan bu tür görüntüler, artık o saf iyi niyetli insanın kolaylıkla onlara inanmasını sağlayı verir.

3-CİNLERDE kendilerini kontrol mekanizması çok zayıftır.

Bu sebepten ayarları çok kolaylıkla kayar ve konuşmalarında haddi aşarlar. Buna şayet tâbiri caiz ise "reostaları bozuktur" da denilebilir.

ALTIN ÇAĞ BİLGİ KİTABINDAN

Fasikül: 12/Sayfa: 108-109

"Mesajlar alınırken, kanala bilmediğimiz bir frekans girdi. Kendisinden bilgiler alabilmek için, sorular sorduk. Yazılan mesaj ona aittir. Varlık kendisini önce ULU RUH diye tanıttı. Sonra HERAKLES zamanındaki ilâhi meşaleyi tutuşturan kişi olduğundan bahsetti. Adının Peleron olduğunu söyledi...

Soru:

Hangi Galaksidensiniz?

Cevap:

Helezoni vibrasyonların son bulduğu bir ortamdanım. Bulunduğumuz yer galaksi değildir. Buralara herkes gelemez. Sizi bize tanıtan, Dragon gezegenidir. Planetinizle alış verişimiz yoktur. Bizler için galaksiler bir hiçtir. Ancak bütün evrenin altın ışığı, YÜCE RA yani AMON`dur.

Bizlerin bulunduğu yeri sizlere, sizin yazı dediğiniz şekillerle anlatamayız. Bizler, alternatif düzeyin daha değişik tesir sahasındayız. TEKAMÜL kelimesinin basitliğini unutalı milyar yıllar oldu. Size ortamımızı anlatmaya çalışacağım. Buraları bir durgun zamanıdır. Ses, renk, duygu, algı yok. Her taraf duvarsızdır. Her taraf ışıksız. Ama karanlık yok. Burada ışığın yerini başka ortamlar alıyor. Derin bir sessizlik, derin bir sonsuzluk var, her tarafta. Ne kadar anlatsak, anlayamazsınız.

Galaksiler ve bilhassa sizin planetiniz bir mikrop yuvasıdır. Bizlerin enerjileri, (ki bunlar enerji değildir) muhitlere gelişlerde arındırılır. Böylesine saf beden, steril ortam ister.işte bu yüzden galaksilerden uzak dururuz. Şimdi saf enerji olarak link hattı dediğiniz, aslında daha değişik bir sistemle temastayız...

Soru:

Şayet rahatsız etmezsem karaciğere ne tavsiye edersiniz?

Cevap:

Sarısabır karaciğere ve safra kesesine, mideye çok iyi gelir. Bir de mercanköşk, melis, nane, ardıç suları içilirse çok büyük faydalar görülür.

Soru:

Çok teşekkür ederim. Bunu bize yazdıran kimdir. İsminiz?

Cevap:

İsmim sizde söz bizde, kelâm sizde öz bizde. Sağlıcakla kal.

YÜCE RUH

İşte bu metinde de görüldüğü gibi CİNLER hemen ölçüyü kaçırırlar ve alabildiğine konuşurlar. Verilen tebliğin başında, çok üst düzeyden atarlarken, tebliğin sonunda bir bakarsınız mahalle attarı düzeyine inivermişlerdir.

Bazen Yaradanı yaradan, yüce güçler olurlar; bazen, ALLAH`ı bedenleyip insanların arasına yollarlar; bazen evrenlerden büyük, yüce varlıklar olurlar; bazen de Rabbin itaatkâr kulları olarak, insanları dinden ve Allah Rasûlü’nden uzaklaştırıp kurtarmak{!} için ellerinden geleni esirgemezler.

4-CİNLER`DE sürekli tekrarlar mevcuttur.

İnsanlara sürekli tebliğler vererek, onlara kendilerinin üstünlüğünü kabûl ettirmeye çalışan CİNLER`de mevcut bulunan bir özellik de belirli kelimeleri sürekli tekrar eden cümleler kurmalarıdır.

Şimdi size bu "CİN"nî ifade tarzına bir kaç örnek verelim:

Elimizdeki kitap, SADIKLAR PLANI, ALTIN ÇAĞ MİSYONU.

(Sayfa: 82.)

"Kendinizi mutlu eden olayların ardı fedakârlık doludur.

Kendinizi mutlu eden olayların ardı acı doludur.

Kendinizi mutlu eden olayların ardı ızdırap doludur.

Kendinizi mutlu eden olayların ardı elem doludur.

Kendinizi mutlu eden olayların ardı yorgunluk doludur.

Kendinizi mutlu eden olayların ardı ter ve gözyaşı doludur."

Aynı kitap/53. Sayfa:

"Çok bozulmalar olmuştur dünyanız üzerinde.

Çok kurulmalar olmuştur dünyanız üzerinde.

Çok dağılmalar olmuştur dünyanız üzerinde."

Aynı kitap/Sayfa 41:

"Sizlerden fevkâlâde yüksek bir şuur zenginliğine mâlik mütekâmil bir varlık, pekâlâ medyomunuza enkarne olmuyor mu?

Medyomun ZİHNİ ile ilişki kurup, sizlerin üzerinizde deney yapmıyor mu?

Medyomun SÖZÜYLE ilişki kurup sizlerin üzerinizde deney yapmıyor mu?

Medyomun fiziki sahasıyla ilişki kurup, sizlerin üzerinizde deney yapmıyor mu?

Medyomun elektriksel sahasıyla ilişki kurup, sizlerin üzerinizde deney yapmıyor mu?"

ALTIN ÇAĞ MİSYONU, SADIKLAR PLANI (3) sayfa: 22

"Bu basit örnekten de anlaşılacağı üzere;

İnsan, hiçbir şekilde kendisine BASKI yapılan bir varlık değildir.

İnsan, hiçbir şekilde kendisine EMPOZE yapılan bir varlık değildir.

İnsan, hiçbir şekilde kendisine DENEYLER yapılan bir varlık değildir.

İnsan, hiçbir şekilde ızdırabından istifade edilen bir yaratık değildir.

İnsan, hiçbir şekilde feryadu figanından istifade edilen bir yaratık değildir.

İnsan, hiç bir şekilde şaşkınlığından istifade edilen bir yaratık değildir."

Aynı kitap/Sayfa, 53:

"Onlar, beşeri topluluklar içerisinde         FEDAKARLAR olarak ortaya çıkarlar.

Onlar, beşeri topluluklar içerisinde DÜŞÜNÜR olarak ortaya çıkarlar.

Onlar, beşeri topluluklar içerisinde YÜKSEK VİCDAN olarak ortaya çıkarlar.

Onlar, beşeri topluluklar içerisinde YARATICI olarak ortaya çıkarlar.

Onlar, beşeri topluluklar içerisinde YOL GÖSTERİCİ olarak ortaya çıkarlar.

Yukarıdaki örneklerde görüldüğü üzere, hemen hemen bütün tebliğlerde bu çeşitten bir veya iki kelime değişik 3, 4, 5, 6 tekrarlı cümleler görülür. Bizim tesbitlerimize göre bunun iki sebebi bulunmaktadır:

1-İletişim kurulan medyomun, bu tekrarlarla sanki tesbih çeker gibi beyninde bir açıklık oluşturularak, kendilerine daha fazla bağlanılmasını temin.

2-Zaman zaman düşülen fikir tıkanıklıklarında, cümle tekrarları ile zaman kazanmak.

*  *  *