Ruh, İnsan, Cin

Ahmed Hulûsi

BU ESER HAKKINDA SON SÖZÜMÜZ

"Muhyiddin A`rabi" İslâm âleminde, İslâm’ın gerçeklerinden bazılarını açıkladığı için, o seviyeye gelememiş dar görüşlü ve basit yapılı kişiler tarafından "kâfir" diye nitelendirildi ve tâbiri câiz ise, "afaroz" edilmek istendi... Suçu; herkesin erişemeyeceği seviyedeki gerçekleri, insanlığa sunmaktı!..

Batıda da "Galile" diye bir adam çıktı. Ve "dünya dönüyor", dedi!.. Suç oldu bu!.. Hem de büyük suç!.. Bu yüzden engizisyon mahkemelerinde sürüklendi!.. Dinsiz, dendi; sapık dendi; öldürülmek istendi!.. O da, devrinin dar kafalarının gazâbına uğrayanlardan olmuştu; herkesin kolaylıkla erişemeyeceği bir gerçeği insanlığa sunmak istediği için...

Sebep her ikisinde de ortak... İdrâk edemediğini farkedemeyen insanın inkârı!..  Ve bu sebeple de erişemediği gerçekleri "yok" sayması...       

           

Hemen her asırda, binlerce defa teşekkül  eden bir hâdise bu...

Onlar, bir gerçeği açıklıyorlar; dinleyenler, kulak verenler ise hitabı kendi seviyelerince değerlendirmeye çalışıyorlar ve netice hep aynı oluyor: inkâr!..

Ancak bir gerçek daha var... Zaman`ın, onların haklılılğını ispat etmesi!..

Ama 10 sene, ama 50  sene, ama 100 sene!.. Ergeç insanlık onların dediklerini kabul ediyor ve gösterdikleri yoldan yürümek zorunda kalıyor... Çünkü onların gösterdiklerinden gayrı yollarda yürüyenler, daima çıkmaz sokak ile karşılaşıyorlar ve ister istemez geri dönüyorlar...

Dünyada ilk defa bir şeyi ortaya atanlar, daima tenkit edilmiş, daima hor görülmüş ve hattâ bu yüzden olmadık haraketlerle karşı karşıya kalmışlardır...

İnsanlığın Rasûlü’ne bile, dil uzatılmış; "deli", "sihirbaz", "büyücü" denilmiş  çeşitli iftiralar yapılmıştır.

Demek oluyor ki bu, insanlığa bir şeyler hediye eden her kişi, başlangıçta, onlar tarafından tepkiyle karşılanacaktır... Çünkü, onlara o güne kadar alışmadıkları, hattâ hiç duymadıkları bir gerçek sunulmaktadır...

Evet, biz de, okuduğunuz bu eseri, oldukça uzun süren bir çalışma, araştırma ve görüşmeler neticesinde ortaya çıkartmış bulunuyoruz... Hem de bir çok  noktada, dünyada ilk defa, bazı yeni fikirleri ortaya koymak kaydıyla...

Bu kitap ile:

1.  RUH`un özellikleri;

2.  İNSAN`ın yapısı ve özellikleri;

3.  CİN`in yapısı ve özellikleri;

1.   SPRİTİZM`in içyüzü;

Konularında bazı gerçekleri, dünyada ilk defa olarak, ortaya atmaktayız...

Bu fikirler dikkatle okunduğu zaman görülecektir ki, hiç de mantığa ve bilime aykırı değildir... Üstelik tek bir nokta dahi yoktur ki eserimizde dinin sunduğu hakikatlere ters düşsün...

Eser bittikten sonra gördük ki, ağırlık "CİN" bahsi üzerinde toplanmıştır...

Çünkü, bu sahada dünyada ilk defa olarak Kur`ân`ın iki âyetinin yorumunu bilim ışığında yapmaktayız...

Kezâ, günümüzde spritizmanın ve UZAYLILAR kavramının yayılması; adeta yeni bir din hüviyetine bürünmek temâyülü göstermesi, sanıyoruz ki, bu konunun bu kadar detaylı bir şekilde yazılmasına yol açmıştır...

Zannımızca, "CİN" hakkında bu derece bilimsel ve geniş açıklamalı bir eser de ilk defa olarak yazılmaktadır... Buna gerekçe olarak, üstün insan olduğumuzu iddia edecek kadar saf bir kişi değiliz!..

Eğer "CİN" hakkında bugüne kadar böyle bir eser yazilamamışsa, bunun sebebini, günümüze kadar yaşamış olan insanların gelişmemişliğinde değil; zamanları bilim seviyesinin tekâmül etmemesinde aramak îcabeder...

Şüphesiz ki, bu gerçekleri bizden önce de bilen insanlar yaşamışlardır; ancak zamanlarının bilim seviyesi, bu gerçekleri açıklamak için yeterli olmadığından; onlar, bu gerçekleri açıklayamamışlardır... Biz de, o şekilde düşünen binlerce insandan sadece biriyiz işte...

İnsan konusunda ortaya attığımız fikirlere gelince... Bu sahada ortaya  attığımız fikirler dahi dikkatle incelendiği ve üzerinde bir süre durulduğu zaman görülecektir ki, son derece makuldür... Bilim ergeç bu söylediklerimizi teyid edecektir... Din ise, bizim söylediklerimizi zaten 1400 sene önce açıklamıştır... Söylediklerimiz, dinin bildirileri ile tam bir mutâbakat hâlindedir....

“İnsan” bahsinde daha fazla durmadık, çünkü onun hakkında çok daha geniş bir şekilde, "Din  - Bilim Işığında  İNSAN VE SIRLARI" adlı eserimizde fikirlerimizi açıkladık... Ancak "RUH" ve "CİN"ler ile, "spritizma" konusundaki yakın ilgisi dolayısıyla burada bir miktar "İnsan" konusuna değindik... Ve  yine konuyla münasebeti dolayısıyla da "İnsan"ın maddeye dönük yapısı, "bedeni" üzerinde durduk...

"RUH" konusuna gelince... "RUH"u tümüyle bilmek olanaksızdır.. Ancak bu da demek değildir ki, insanlık "RUH" hakkında hiçbir şey bilemez!...

Biz de, büyük İslâm mutasavvıfı ismail Hakkı Bursevi gibi, "herkesin kapasitesi nisbetinde "RUH" hakkında bir şeyler bilebileceğini" kabul ediyor ve ayetin bu mânâya geldiğine inanıyoruz...

"SPRİTİZM"in ise, İslâm ülkelerinin çok eskilerden beri bildiği, hattâ insanlığın "Musa Nebî" zamanından beri âşina olduğu "CİNCİLİK" veya diğer bir deyimiyle "HÜDDAM İLMİ"inden gayrı bir şey olmadığını rahatlıkla açıklayabiliyoruz... Çünkü, günümüz bilimi bizim yanımızdadır ve bir takım gerçekleri söylememize rahatlıkla yardımcı olabilmektedir...

Sanıyoruz ki, bu eserin çıkışından sonra, artık bütün müslümanlar, rahatlıkla "CİNlerin" varlığını kabul ve itiraf edebilecek, karşı görüşlüler tarafından "hurafeye inananlar" damgasını yemekten kurtulacaklardır...

Zîra bundan sonra, CİNlerin varlığını inkâr edenlerin, spiritlerin; bilimi inkâr eden dar ve yüzeysel bakışlı, basit düşünceli insanlar olduğu gerçeği kesinlikle ortaya çıkmıştır.

Sonuç olarak deriz ki...

Biz DÜNYADA İLK DEFA OLARAK, birçok sahada yepyeni düşünceleri  insanlığa sunduk!.

Ve insanlık er-geç, bu fikirleri kabul ederek, gösterilen doğrultuda çalışmalara başlamak zorunluluğunu kabul edip, şimdiye kadar hayal bile edilmeyen neticelerine erişecektir..

Buna karşılık, bu düşünceleri kolay kolay benimseyemiyen, yahut da menfaatlerine dokunduğu için inkâr eden çeşitli kişiler de ortaya çıkacaktır!..

Biz, bütün bunları bugünden kabul ediyor; ve eriştiğimiz gerçekleri insanlığa sunmanın ve onlarla bu güzellikleri paylaşmanın  zevk ve huzuruyla bu eseri takdim ediyoruz..

Şüphesiz ki, DÜNYADA İLK DEFA OLARAK AÇIKLDIĞIMIZ gerçekler, ergeç lâyık oldukları şekilde değerlendirileceklerdir... Biz, göremiyecek olsak da!..

AHMED HULUSİ

21 Aralık 1971

Cerrahpaşa

İSTANBUL

*  *  *