Ruh, İnsan, Cin

Ahmed Hulûsi

DECCAL VE DECCALLIK HAKKINDA

Burada ister istemez aklımıza İslâm dininden veya diğer geçmiş dinlerde konusu geçen DECCAL isimli yaratık akla gelmektedir...

"Deccal" adı verilmiş bulunan bu yaratık da bize naklolunan bilgilere göre, birtakım olağanüstü şeyleri insanlara gösterecek ve kendisine inanılmasını isteyecektir...

Ancak İslâm dini kaynaklarına göre esas DECCAL`dan önce 30`a yakın sahte Deccal türeyecek ve bunlar PEYGAMBER OLDUKLARINI çevrelerine bildirecek; telkin edecek; kendilerine bu şekilde inanılmasını isteyerek bir takım şeylerin yapılmasını veya yapılmamasını emredecektir...

En son gelecek olan hakiki  DECCAL ise "ALLAH" olduğunu iddia edecek; ve kendisine tapınılmasını isteyecektir!... Bir takım olağanüstü olaylar da göstererek...

Evet, işte bu sebeple, ister istemez şimdi hatırımıza bu hakiki Deccal`dan önce türeyecek ve Peygamberliklerini iddia edecek olan 30`a yakın sun`î  Deccal`lar gelmektedir...

Çünkü, gerek Türkiye`de ve gerekse dünyanın çeşitli yerlerinde, insanları hümanist gayeler perdesi arkasında aldatıp çevresine toplayan CİNler; ya kendilerini ya da o grupların önde gelen isimlerinden birisini, çevresindekilere bir "modern PEYGAMBER" edâsıyla takdim etmekte; O`nun her dilediğinin kesinlikle yapılmasını istemekte; ve o grubun Türkiye`nin öncü veya önderleri olacağını öne sürmektedirler... Ki bu da yukarıda verdiğimiz "MEHDİ" akîdesinin değişik bir şekilde ortaya çıkışıdır...

Hattâ, tesbitlerimize göre, bugün dünya üzerinde bu gruplara katılmış olanlardan öyle kişiler vardır ki, Hasan Sabah`ın esrarkeş derviş(!)leri gibi kendilerine verilen emirlere gözünü bile kırpmadan adam öldürecek yapıya girmişlerdir...

Halbuki bu grupları dikkatle inceleyen; konuşmaları, verilen bilgileri mantık süzgecinden geçiren bir kişi, çok sayıda çelişkili ve yanlış bilgilere rastlayabilir...

Gerek ilmi ve gerekse gayba ait konularda sorulan suallerin  cevapları genellikle palavradır ve nazarı dikkate alınmaktan uzaktır...

Geleceğe dönük sorulan suallere ise daima kaypak, muğlak, geniş zaman ölçülerini içine alan, kesin rakamlardan çok öte bir durumdadır...

En büyük adam kandırma usülleri, aralarına katılanların o günlerde yaptığı bir takım gizli işleri ifşa etmek ve onu bu şekilde teşhir etmektir...

Bu gruplara katılanların durumları ve bilgileri yakından incelenirse, her biri de dini bilgilerden hele RUH, CİN hakkındaki bilgilerden tamamıyla uzaktır; ve bunları inkâr edici bir yapıya sahiptirler... Ve bu yüzden de göremedikleri bir takım yaratıklara âdeta kurban olmuşlardır...

Burada anti parantez ilâve edelim ki, bu grupların pek çoğunun temasta oldukları CİNLER, BU KİTABIN YAYINLANMASINDAN SONRA DERHAL BİRER TEBLİĞ ÇIKARTARAK, BU KİTABIN KENDİ İNANANLARINCA OKUNMASINI YASAKLAMIŞLARDIR!...

Çünkü, bu kitabı okuyanlar, hiç şüphesiz ki onların içyüzünü görecek;  tam deyimiyle onların ne mal(!) olduğunu anlayacaklardır...

Nitekim bu gibi gruplara bağlı olanlardan "ALLAH"a inandığını söyleyenlerin bazılarının yaptıkları ibadetler incelendiğinde bu durumları çok açık bir şekilde ortaya çıkar...

Meselâ bunlardan bir kısmı namaz (!) kılarlar... Günde üç veya bir defa!.. Ve de AYAKTA!.. Yani, RÜKÛSUZ SECDESİZ!..  Bazıları da sadece secde ile!..

Sadaka verirler!!!.. Ve bu verdikleri sadaka karşılığında da bütün günahları affolunur... Elbette o kendilerini yöneten büyük RUH(!) tarafından!.. Sonra bir yandan günah işlerler, suç işlerler, diğer yandan da sadaka dağıtarak bu günahlarından, suçlarından beraat ederler!!!..

Kısacası, o grubu yöneten CİN, hangi dine yakınlık duyuyorsa; veya o gruba gelenler çoğunlukla hangi dine yakın veya yatkın ise, orada genellikle o dine yakın hükümler geçerlidir ve o dine yakın kurallarla hüküm verilir...

Üstelik bu gruplardan öyleleri de vardır ki, hastaları iyi etmek gayesiyle bir kısım halktan yüzmilyonlarca para alırlar... Çeşitli sebeplerden dolayı içlerinde iyi olan bir kaç hasta varsa da, bunun oranı % 2-3`ü geçmez.

Ve bu yolda binlerle iyi niyetli, temiz, saf, Hakkı ve Hakikatı arayan insan kandırılıp, tavlanmış ve saptırılmış olur...

*  *  *