Ruh, İnsan, Cin

Ahmed Hulûsi

CİNLERİN, SPİRİTİZMA MASALIYLA İNSANLARI YÖNETMELERİ

İslâmî gayeler ötesinde, bu dine bağlı olmayanlar ile, İslâmiyetle ilgisi nüfus kağıdını geçmeyenleri kendi yönetimlerine almak isteyen CİNLER, hümanist fikirleri yem olarak kullanmaktadırlar...

Bunlar olgun insan, kamil insan olmak için çeşitli şartlar ileri sürmekte ve insanları böylesine mükemmel bir yaratık olmaya davet etmektedirler...

Bu şekilde insanları çevresine toplayan CİNlerin ortaya saçtıkları bol hümanist (!) yani insacıl fikirler olmaktadır...

Bu tip  görüşmeler de, gene özellikle bir kişinin uyutulması, yâni  bir ruhla bağlantılı olarak transa geçirilmesi şeklinde olmaktadır...

Bir odaya üç-dört veya beş- altı-yedi kişi toplanılır, ışıklar kısılır ve düşük voltajlı kırmızı veya mavi renkli bir ampul yakılır...

Sonra yavaş yavaş yapılan telkinlerle medyum yapılı bir kişinin uyutulmasına çalışılır...

Bu yapılan işlem gerçekte, o kişinin tamamıyla uyutularak "İnsan"ın bilincinin "beden" üzerindeki etkisinin ortadan kalkması içindir...

Bundan sonra uyutlan kişi sözde anlatmaya başlar:

-Yavaş yavaş yükseliyorum... Bulutları geçiyorum... Karşımda şunları görmeye başladım...

Ve derken o gördükleriyle konuşmaya başlar...

Ve görülenler ardından söz alırlar...

Böylece filancanın veya falancanın RUHUYLA (!) görüşme başlamış olur...

Halbuki bütün bunlar, onlarla temas hâlinde bulunan CİN`in oradakileri uyutmak, kandırmak gayesiyle sahneye koyduğu bir oyundan başka hiç bir şey değildir... Uyuyan kişi, diğer bir deyişle transa geçirilen kişi oradan bir milim bile öteye gitmemiştir uyumasından itibaren...

Ortada dönen oyunun içyüzü şudur:

Kişinin uyumasından, yani "İnsan"ın bilincinin "beyin" "ve dolayısıyla "beden" üzerindeki tasarrufunun kalkmasından sonra, o uyutulan kişinin frekansına en yakın yapıdaki "CİN", onunla iletişime geçmiştir...

Önce bu CİN bir adaptör, bir radyo görevi gören o kişinin beynine sinyaller göndermeye başlamış; ve beyindeki konuşma merkezine de etki ederek, o kişinin ağzından değişik bir şekilde orada bulunanlara hitaba girişmiştir...

Ancak orada bulunan kişiler, göremedikleri için CİNnin şuraya gidiyorum, şununla görüşüyorum şeklinde uyutulana atfen sözlerini hakikat sanmışlardır...

Gerçekte ne gelen vardır, ne de giden!..

Sadece, ortada uyutulmuş ve dolayısıyla da bilincinin iradî tasarrufu ortadan kalkmışmış bir insan ile; onun beyninden istifade edip; orada toplananlara hitabedip onları kandıran bir CİN vardır...

Artık bu iş gerçekleştikten sonra oyunun gücü, etkisi, hep CİNnin kapasitesine bağlıdır...

Eğer bu CİN, CİNlerin ileri gelenlerinden, zekilerinden birisi ise, orada bulunanları rahatlıkla etkisi altına alır; ve hatta onlara istediklerinin hepsini yaptırabilir...

Çünkü, ortada kendilerine hitâbeden, onların bazı sırlarını açıklayan fakat görünmeyen bir varlık vardır!... Buna inanmamak ise, bu olaya şahid olanlara göre, tek kelimeyle aptallık veya budalalıktır, çünkü konunun içyüzünden haberleri yoktur...

*  *  *