Ruh, İnsan, Cin

Ahmed Hulûsi

CİNLERİN, DEĞİŞİK NAMLARLA İNSANI YÖNLENDİRMELERİ

(İslâmî yoldan)

Bu tip aldatmalar genelde bir kişinin uyutulması (transa geçirilmesi) sonunda o CİNnin;

-Ben Mevlana`nın ruhuyum!!!..

-Ben .......... babayım!!!..

Şeklinde kendisini tanıtarak orada bulunan kişilerle bağlantıya geçmesi sonunda; veya kalemle yazı yazarken kalemin kendi kendine yazmaya başlaması ve böylece o CİNnin kendisini;

-Ben filanca kişiyim!!!..

Diye tanıtmaya başlamasıyla;

Veya, gene CİNnin filanca evliyadan olan kişİnin şekline bürünerek o kişinin gözüne görünmesiyle gerçekleşmektedir...

Bunlardan başka, tesadüf etmediğimiz şekillerde de olması mümkündür...

Bizim bugüne kadar tesbitini yaptıklarımız, bu sahada daha fazla yukarıda anlattığımız üç şekildedir...

Meselâ gelen şahıs;

-"Ben Mevlâna`yım!." der...

Sonra da orada  bulunanlara tabiri uygunsa okkalı bir selam verir... Ve sonra da ağır bir lisanla konuşmaya başlar...

Gerçekten, incelendiği zaman görülür ki, o uyutulan kişinin kapasitesi dışında bir konuşma şekli ve bilgiler ortaya çıkmaktadır...

İşte bu durumda, CİNlerin varlığını akla bile getirmeyen o kişiler otomatik olarak, kendilerine hitâbedenin "MEVLÂNA", veya "........Baba" olduğuna inanırlar...

Bilhassa günümüz insanlarının dini konulardan, ruh, CİN gibi varlıklar hakkındaki bilgilerden uzak olması yanısıra; üstelik buna bir de insanın yapısındaki gizliye olan ilginin çekiciliği eklenirse, bu konuşan varlığa inanmanın ne kadar kolay olduğu ortaya çıkar...

Düşünün ki, karşınızdaki bir kişi uyutuluyor ve sonra da konuşmaya başlıyor, karşınızdaki yakından tanıdığınız kişi ile uzak yakın hiç ilgisi olmadık şekilde!... Üstelik bir de sizin geçmişte yaptığınız birtakım işlerden, veya o gün oraya gelmeden yaptığınız ve sadece sizin bildiğiniz şeylerden bahsediyorsa!...

İşte böylece, yavaş yavaş o uyutulan kimsenin ağzından konuşmaya başlayan ve filanca velinin ruhu olduğunu bildiren CİNİN etrafına birçok insan toplanmaya başlar...

Bu durum sonunda, o kişinin çevresine toplananların yapıları incelendiği zaman,  hemen hepsinde ortak bir özellik görülür;

Pek çoğu son derece iyi niyetli, samimi dine saygılı, dinin bir çok şartlarını yerine getirememekten üzüntülü, bir kurtuluş yolu arayan; ancak bütün bunlara karşılık, dini bilgileri son derece zayıf kişilerdir bunlar...

İşte böylece ben filanca babayım, veya "MEVLÂNA"nın ruhuyum diye kendini onlara tanıtan CİN, bunların ortak yönlerini istismar etmiş; sonunda büyük bir kalabalığı  çevresine toplamış olur...

Bu arada yavaş yavaş çevresine toplananların rüyalarına girer; onların bazı gizli hallerini onları üzmeyecek şekilde açıklar; ve böylece onların bu ortak yönlerini istismar ederek  onları iyice kendisine bağlar...

Daha sonra, zamanın şartları dolayısıyla bir müceddid gelemiyeceğini, bu sebeple insanların artık sadece bu kanallarla uyarılacağını onlara anlatıp; onları bazı şeyler yapmaya sevkeder...

Namaz kılmalarını; sadaka  vermelerini; Ramazanda oruç tutmalarını; iyilik yapmalarını; kötülüklerden kaçınmalarını; başkalarını kendilerinden fazla düşünmelerini telkin ederek, insanlık duygularını harekete geçirerek kendisine bağlar... Bu birinci aşamadır!...

İkinci aşamada ise, esas şeytanlığını ortaya koymağa başlar...işte bu aşamada, ancak dini çok iyi bilen kimselerin tesbit edebileceği bir takım inanç bozukluklarını onlara empoze etmeye başlar... Ki esas oyun  da  işte burada başlar...

Bazılarını   "Vahdeti Vücûd" görüşüne sokar!... Ancak bu isim altında anlatılan gerçekte "vahdeti vücûd" anlayışı olmayıp, "PANTEİST" görüştür; "Vahdeti Vücûd" asla değildir!... Ki böylelikle onları, kendilerinin "ALLAH" olduğuna inandırmaya çalışır...

Ya da reenkarnasyon, yani yeniden bir bedene girerek dünyaya gelineceğini ileri sürerek; Mevlâna`nın bazı tasavvufî sözlerini örnek getirmeye çalışır...

Böylece onları yanlış itikadlara saptırmaya başlar...

Nitekim onların bu durumlarını yakından takip eden dinî bilgilere sahip olan bir kişi onların İslâm`a uymayan yanlarını teker teker tesbit edebilir...

Kalemle aldatma ise, yukarıda anlattığımızdan daha basit bir yoldur...

Bu yolda kiş kendisiyle temasta olanı kesinlikle görmez...

Kalemi yazı yazar gibi kağıt üzerinde tutarken, kalem kendiliğinden yazmaya başlar...

Önce kendine bir isim takarak meselâ:

-Ben Mevlâna Celâleddin-i Rumi`yim!.. Ey bahtiyar kişi, ey "ALLAH" yolunun yolcusu, seni selâmlarım!..

Diye yazdırır... Yazan hayretler içinde kalmıştır. Ve devam eder...

Artık kalem kendiliğinden yazmaya alışmıştır!..

Onu yüksek bir kişi, zamanın en ileri gelen velilerinden biri olduğunu söyler ve ona evliya olduğuna dair birçok inandırıcı deliller vermeye çalışır...

Aklından geçen soruların cevaplarını kağıt üzerinde yazmaya devam eder....

Bu çeşit kişi önceleri kalemin ne yazacağını bilmese de, ileride dikkat etmeye başladığı zaman, yazmadan önce o harfin veya kelimenin hatta daha sonraları da bir kaç kelimelik cümlelerin yazmadan önce kafasına geldiğini tesbit eder...

Bundan sonra, filanca lakaplı CİN ona şiirler, kitaplar yazdırır; çeşitli kişlerin geçmişteki yaptıklarını anlatmaya başlar... Bu arada, onun itmadını kazanmak gayesiyle bazı geleceğe ait kehânetlerde bulunur...

Bu konuda bir örnek verelim:

Bundan 1-2 yıl önce Ankara`da bir grubun yaptığı toplantılara kendini;

-Beşir-il Kirami isimli melek!!!..

Diye tanıtarak gelen CİN, geleceğe ait bazı kehanetlerde bulunmuş ve özetle;

-yaklaşık 1974-75 yılları civarında üçüncü dünya savaşının çıkacağını; bu arada israil`in Arapları büyük bir yenilgiye uğratarak Türkiye sınırlarına kadar genişleyeceğini; Türkiye`nin üçüncü dünya savaşında pek az bir kayıpla kurtulacağını, 1980 yılı civarında da MEHDİ`nin Türkiye`den çıkacağını söylemiştir; Ki bu iddiaya göre de, "MEHDİ" diye beklenen kişi meleğin(!) ağzından konuştuğu,  yaşı 50`yi bulmuş ve hiç bir özelliği olmayan kiş olacaktır...

Demiştik ki, CİNler bir de velilerin şekillerine bürünerek, bir kişiye görünüp onu bu görüntüleriyle aldatıp kendilerine bağlarlar...

Gene bu çeşit aldattıkları kişiler de, genellikle dinî bilgilerden yaklaşık olarak tamamen denecek kadar uzaktır.

Böyle bir görüntüyle birdenbire  karşılaşan kimse,  önce adeta  bir şok geçirir... Sarıklı, cüppeli, yani eski kıyafetli olarak karşısında gördüğü bu kişiye inanmamak onun elinde değildir artık...  Ve inanır!..

Artık ne söylerse onu yapmaya başlar... Ondan duyduğu birçok şeylerle çevresine bir hayli insan toplar... Ancak onun bu gördüğünü çevredekiler göremezler... O ne anlatırsa ona inanmak zorundadırlar... Fakat bir süre sonra, o çevresinde toplandıkları kişinin gördüğü şahsı, bazıları rüyalarında görmeye başlarlar...

Hattâ o kişi bazan çevresindekilerden kendisine tamamıyla bağlanmış olanlara bu zâtı (!) gösterebilir de!.. Böylece artık kendisine son derece bağlı bir topluluk meydana getirmiş olurlar...

Bu arada o kişi, kendisine değişik kıyafetlerle görünen aynı CİNni değişik kişiler sanarak, kendisinin, başka evliyalarla bile görüşecek seviyeye geldiğini zannetmeye başlar... Bazen de o CİN yanına arkadaşlarını alıp onları çeşitli din büyükleri görünümünde göstererek o zavallı insanları iyice kandırıp kendine bağlar..

Nitekim bazı kuvvetli CİNne kapılmış kişilerin çevresindekilere, aynı anda bir kaç eski evliyanın kıyafetine girmiş CİNni gösterebildiği; sanki o kadar büyük bir kişiymiş de, eskiden yaşamış evliyalar onu ziyarete gelmiş havasını verebildikleri tesbit edilebilir...

Hatta bu konuda öyle durumlar meydana gelmektedir ki, bu kişi kendisinin CİNler tarafından aldatıldığını bilmediği; ve kendisini CİNnin yaptığı fikir aşılamaları sonunda çok büyük bir insan olarak gördüğü için, o anda çevresindekilere ne kadar büyük evliya olduğunu göstermek gayesiyle bir kaç evliyanın huzuruna (!) girmesi için müsaade eder!!!..  Nitekim o anda bulunulan yerin kapısı açılır ve içeriye eski kıyafetler içinde 2 veya 3 hattâ 4 büyük ve meşhur evliya sûretinde CİNler içeri girer...

Böyle bir olayın meydana gelişinde zaten büyük bir heyecana kapılmış olan orada bulunan kişiler artık asla farkedemezler bu gelenlerin CİN mi, yoksa hakikaten eskiden yaşamış bir veli mi olduklarını!... Bu olay şoke etmiştir onları!...

Artık bu olayı kendilerine gösteren kişiye, âdeta bir tanrıymışçasına bağlanırlar...

Ancak, bunlardan hangi biriyle görüşülürse görüşülsün, hepsinin ortak özellikleri, daha önce de anlattığımız gibi, "CİNleri inkâr etmek" olacaktır..

Şimdi de gelelim, CİNlerin insanları hümanist (insancıl) gayelere sevkeder şeklinde "spiritizmacılık" adı altında aldatıp, kendilerine tâbi kılma şekline...

*  *  *