Ruh, İnsan, Cin

Ahmed Hulûsi

MEHDÎ VE "MEHDİ"LİK

Hz. Muhammed Aleyhisselâm`ın bazı açıklamalarında görüldüğü üzere, "Allahu Teâlâ`nın her yüzyıl yılda, bir dini yenileyici, canlandırıcı kişi gönderdiği; ve bu kişinin İslam Dini’nin yayılması için görev yaptığı, İslam dinini benimsemiş olanlar ve tüm mâneviyat ehli kişiler tarafından kabul edilmektedir.   

Bu kişinin görevi, yine Rasûlullah açıklamalarına göre, "İslâm Dini’ni günün anlayışına göre izah etmek", dinin eski  insanlara ait bir şey olmadığını onlara anlatmak; ve böylece onların hakikate yönelmesini sağlamaktır...

"MEHDÎ" adıyla anılan ve Hz Rasûlullah’ın onikinci torunu olan kimse daha altı yaşındayken bir kuyuya düşerek boğulmak sûretiyle ölmüş olduğundan, aslında beklenen şahsın bu kimseyle katiyyen bir alâkası yoktur...

Beklenen kişinin lakabıdır "MEHDÎ"...

Bazı açıklamalarında Hz. Rasûlullah’ın "Benim adımı taşıyan bir müceddid gelir ki..." sözü bazı yorumcular tarafından, bu kişinin adının "Ahmed" veya "Muhammed" olacağı şeklinde tefsir edilmiştir... Nitekim yukarıda bahsettiğimiz Kadyanlı Mirza Gülam, adının Ahmed olması hesabıyla ve CİNlerin de iğfal edişleriyle kendisinin "MEHDİ" olduğunu sanmıştır...

Bu konuda  "İbn MACE" isimli hadis kitabında epeyce bilgi vardır...

Tasavvuf ehlinin çok yakından bildiği 2000 yılının hicri tarih müceddidi diye nam salan İmam-ı Rabbani Ahmed Faruki Serhendi ise "Mektubat" isimli kitabında "MEHDİ"nin derecesi hakkında şu bilgiyi vermektedir:

"Geleceği haber verilmiş bulunan Hz. MEHDİ`nin de Rabbi, ilim sıfatıdır...

Bu zât da, Hz. Âli gibi İsa Aleyhisselâm`a bağlıdır...

Sanki İsa Aleyhisselâm`ın iki ayağından birisi Hz. Ali`nin başı üzerinde, ikinci ayağı da Hz.MEHDÎ`nin başı üzerindedir..."

İslâm ansiklopedisinde ise, "MEHDİ" lakaplı beklenen kişi hakkında özetle şu bilgi verilmektedir:

"MEHDİ`nin mânâsı, kendisine "ALLAH" tarafından yol gösterilen kişi şeklindedir... Kelime, geçmişte bazı kişiler; gelecekte de kıyâmet öncesinde gelecek bir kimse için kullanılmaktadır.

Bu kelime ilk defa olarak Emevi  halifesi 2. Ömer  için "müceddid" olarak kullanılıyor ve 2. Ömer , "ALLAH"`ın rehberliğine mazhar kabul ediliyordu...

Daha sonraki devirlerde ise, müceddidlerin birincisinin 2. Ömer olduğu, nihâyet 7`inci ve sonuncusun da, iki görüşe göre, "MEHDİ" veya "İsa" olacağı kabul edilmektedir..."

İbn-i Haldun`un "Mukaddime" isimli eserinin "Fâtıma nesli ve onun hakkında insanların düşündükleri ve bu meseleyi saran karanlığın kaldırılması" faslında "MEHDİ" lakaplı kişi için de şöyle bahsedilmektedir:

"Muhtelif devirlerde İslâm halkının hepsi tarafından genellikle kabul edilmiştir ki;

Zamanın sonlarında, kıyâmete doğru, Hz.Rasûlullah ailesinden, dine yardım edecek ve adaleti muzaffer kılacak bir kimse zuhur etmesi zarûri olarak îcâbeder; ki müslümanlar O`na tâbi olacaklardır...

O, müslüman ülkelerde hâkim olacak ve kendisine "EL-MEHDÎ" denilecektir...

Dünya`ya hâkimiyeti ise, İsa Aleyhisselâm`ın nüzûlü ile birlikte olacaktır...

Mevsuk (sahih) hadislerle tesbit edilmiş olan, kıyâmet gününü diğer alâmetleriyle Deccal`in zuhûru, ondan sonra vukûa gelecektir...

İsa Aleyhisselâm O`nun ortaya çıkmasından sonra inecek; ve O`nun çıkışından bir müddet sonra ortaya çıkacak olan Deccal`ı öldürecektir"

İbn-i Haldun "Mukaddime"sinde "MEHDİ" ile alâkalı 24 hadisi uzun uzadıya nakledip 6 değişik şekli ilâve ve hepsinin de sıhhatini münakaşa eder... Bu hadislerden 14`ünde yenileyiciye -müceddide- "MEHDİ" denilmiştir...

Evet, işte "MEHDİ" hakkında İslâm dünyasında düşünülenler, konuşulanlar, bu minval üzere sürüp gitmektedir.

Kezâ kıyâmet konusunda da, İslâm dünyasındaki genel kanaat, hicrî takvimle 1600 yılından evvel kopacağı şeklindedir... Ki bu da gene birgün Hz Rasûlulllah kendisine sorulan:

-Kıyâmet ne  zaman kopar ya Rasûlullah?..

Sorusuna:

-Ümmetim iyi giderse 1000`i geçer!..

Şeklinde vermiş olduğu cevaptan çıkartılmaktadır...

Keza halk arasında dolaşan:

"1500`de varmam, "1600`e kalmam"

Şeklinde söyleyişler dahi aslında bu hadise dayanmaktadır...

Çünkü yorumcular 2000 rakamının verilmemesinden kıyâmetin 1000 ila 2000 yılları arasında kopacağını çıkartmışlardır ki, bu da yaklaşık bir hesapla 1400 ile 1600 yılları arasına rastlamaktadır.

Nitekim bu hesap üzerinde duran bazı müslümanlar, her müceddid`in 200 yılda bir gelmesi hesabına da katarak 7. ve son müceddid`in 1400 yılı başlarında geleceğini ve bunun da son müceddid olması hesabıyla lakabının "MEHDİ" olması gerektiğini ileri sürmektedirler...

Yine bu çevreler, "MEHDİ" denilen kişinin en yüksek dereceli veli olacağını; istediği anda dünyanın istediği yerini görebilecek; istediği anda istediği yerde yönetim gücünü kullanabilecek güçte olacağını İslâm dünyasından küfrü kaldıracağını; daha sonra da, nüzûl edecek olan İsa Nebî ile birlikte bütün yeryüzünde tek din olarak  İSLÂM`ı anlatıp bütün MEZHEPLERİ kaldıracağını; tarikatları kaldırarak, Rasûlullah Aleyhisselâm`ın devrindeki inanç sistemini ihya edeceğini söylemektedirler...

Çeşitli yerlerde ve tarihlerde bazen ortaya çıkıp, bazen de gizlice çevrelerine "MEHDİ" olduğunu empoze eden  pek çok kişi yaşamıştır ve hâlen de yaşamaktadır.. Bunlar çevrelerindeki insanların bu konulardaki bilgilerinin son derece zayıf olmasından da istifade ile, insanları rahatlıkla kandırabilmektedir.Öte yandan bu kişilerin büyük bir kısmı da zaten farkında olmadan CİNLERİN HÜKMÜ ALTINDA olan kişilerdendir. Ve CİNlerin oyununa gelerek kendilerini "MEHDİ" sanmaktadırlar. Çünkü ya gördükleri CİN kaynaklı rüyalar, ya da aldıkları çeşitli CİNNİ ilhamlar onlara kendilerini "MEHDİ" sandırmaktadır.

Kendilerindeki CİNni destek ile çevrelerindeki insanları etkileyebilen bu insanlara karşı, ilim sahibi olmak ile "CİN DUASINI" okuyarak etki alanlarından kurtulmaktan başka çare de söz konusu değildir, bildiğimiz kadarıyla..

Gelişi müslümanlarca her an beklenen "MEHDİ"nin kesin geliş tarihine dair hiç bir delil yoktur ve "DİVAN" ehli hariç, evliyaullah dahi bu konuda bilgisizdir..İslâmî takvimle zamanın 1400 yılını onyedi geçeye yaklaşması, konuyu günümüzde daha da konuşulur hâle getirmiş; ve bu yüzden çeşitli yerlerde kendini "MEHDİ" sanan kimseler bir hayli türemiştir!.

Günümüzde, esef vericidir ki, ilimsiz pek çok kişi, kendini sırf CİNlerin aldatıcı ilhamları yüzünden boş hayâllere kaptırarak, "MEHDİ" sanmakta ve çevrelerini de yanlış yollara sürükleyerek topluca CİNLERİN EĞLENCESİ olmaktadırlar.

Oysa, "MEHDİ", Rasûlullah açıklamalarına göre, Mekke`de ortaya çıkacak; sonra Medine`ye geçecek; üzerine bir ordu gönderilecek ve bu ordu tamamiyle yere batacaktır. Bu olaylar, O`nun "MEHDİ" olduğunun delili olacaktır..Aklı başında hiç bir insan, İstanbul, Ankara, İzmir, Denizli ya da başka bir şehirde oturup kendinin "MEHDİ" olduğunu iddia etmez!. Şayet ediyorsa, konu ya psikyatrinin sahasına, ya da CİN tedavicilerinin ihtisas alanına giriyor demektir..

Bu konudaki düşüncemize gelince...

Biz, bu konunun zamana bırakılması; ve "bekle gör" görüşünün tatbik edilmesi taraftarıyız.. Zîra, her hac mevsiminde "MEHDİ" bu yıl ortaya çıkacak beklentisi içine girip; tüm geleceğe dönük planlarını yapan insanların yaklaşık yirmi yıldır sürekli hüsrana uğradığını gördük..Buna rağmen...Ne aczin dile gelişi anlamında inkâra sapar; ne de hakkında kesin deliller olmadığı ve imanın şartlarında bulunmadığı için, tasdik eder; eğer böyle bir kişi gelecek olursa, ve biz de onu görürsek, o zaman kesin kararımızı eldeki donelere göre verir; davranışlarımızı ona göre düzenleriz.

Şüphesiz ki zaman, en iyi açıklayıcıdır!.

*  *  *