Ruh, İnsan, Cin

Ahmed Hulûsi

RUH

"İnsan" ismiyle bilinen ölümsüz varlığın, ebedi yaşamını sürdürdüğü "dalga bedendir"... Görüntüsü hologramiktir!.. Beynin ürettiği, Yüklenmiş dalgalardan oluşmuştur...

Beyin tarafından üretilir ve ve beyin kendindeki tüm düşünsel verileri dalga olarak "RUH"a yükler.

Beynin, sinir sistemi aracılığıyla bedende oluşturduğu bio-elektrik enerji kesildiği anda, bedenin mıknatısıyeti de kesildiği için fizik bedenden bağımsız olarak yaşamına devam eder; ki bu durum "ÖLÜM" denilen şeydir.

Enerjisini beyinden alan dalga beden (ruh), aynı zamanda beyinle karşılıklı alışveriş içindedir; ve beyni enerji yönünden takviye etmektedir... Aynı, bir otomobil motorunun aküden hem enerji temin etmesi, hem de aküyü şarj etmesi gibi...

Herhangi bir sebeple "ruh", fizik bedenden ayrılır ve uzunca bir süre geri dönmez ise, beyin bu enerjiden mahrum kaldığı için durur ve "ölüm" dediğimiz olay meydana gelir...

"Hafıza-bellek" esas olarak bu "dalga" bedendeki bilgi yüküdür... Beyin, ihtiyaç duyduğu bilgileri buradan alır...

Eğer, beyinde herhangi bir fonksiyon yetersizliği olursa, dalga bedendeki bilgileri geri alamadığı için "unutma" veya "hatırlayamama" dediğimiz olay meydana gelir...

Ruhların birbirini çekişi veya itişi denilen olay ise, ruhları üreten beyinlerin, astrolojik etkiler sonucu, eskilerin ateş-toprak-hava-su diye ayırdıkları dört farklı frekansta üretim yapmalarıdır...

"Ruh bedenin" dışarıdan görünüşü aynen bir hologram gibidir...

Ruh, bedenden ilişkisinin kesildiği son anki görüntü üzeredir...

Otuz yaşında kolu kopmuş bir insan, elli yaşında ölse, ruhunun kolu hiç kopmamışçasına mevcuttur... Çünkü, ruhta meydana gelen özellikler ve görüntüler bir daha hiç kaybolmaz!..

"RUH bedende", yani "dalga bedende" var olan bütün özellikler, beyin tarafından üretildiği için, beynimizi ne kadar geniş kapasiteli kullanabilirsek, ne kadar çok enerji üretebilirsek, o kadar güçlü bir "RUHA" sahip oluruz... "Dünya âhiretin tarlasıdır, burada ne ekersen, orada onu biçersin" demelerinin sebebi, işte budur.

"İbadet" denilen çalışma şekillerinin sebebi hep beynin gelişip güçlenmesi ve dolayısıyla bu özelliklerin ruha yüklenmesidir...(1)

Beynin üretip "ruha" yüklediği, "ruhun" kendini dünyanın ve güneşin çekim alanından kurtarmasını sağlayacak olan antimanyetik enerjiye eski dilde, din terminolojisinde "NUR" adı verilmiştir.

Kişinin "NUR"u ne kadar çoksa, cehennemden o kadar kolay kurtulabilecektir...Yani kişi ne kadar ruhuna enerji yükleyebilmişse, bu çekim alanlarından o kadar kolaylıkla kurtulabilecektir.

Eğer bu enerji yükleme işini ihmal etmiş ise, o takdirde de kendini güçlü çekim odaklarından kurtaramıyacak ve ebedi olarak o çekim alanında hapis kalacaktır.

Bu "ruh" adı verilen bireysel bilinci taşıyan yapı, bir diğer ifade şekliyle "yüklenmiş dalga beden"dir!... Yâni, görüntü ve ses yüklenmiş televizyon dalgalarında olduğu gibi...

Seyyal bir yapıya sahiptıir... Zaman ve mekân kaydının dışındadır... Aynı anda bir kaç yerde bulunabilme özelliğine sahip olabilir...

En büyük özelliği ise; karşı karşıya bırakıldığı her şeyin hakikatine yönelmesi, o şeyin aslını hakikatını araştırması... Bildiğimiz "bilinç" bu ruhta yer aldığı için, gene "bilince" ait tüm özellikler bu yapıdan algılanır..

Hücreleri birarada tutan, yani bedeni bir bütün hâlinde koruyan beynin yaydığı bioelektrik enerjidir ki buna tasavvufta "harareti griziye" denilmiştir..

*  *  *

-----------------------------------------

(1)Bu konuda geniş bilgi için "İNSAN VE SIRLARI" ile "DUA VE ZİKİR" isimli kitabımızı okuyabilirsiniz...A.H.