Ruh, İnsan, Cin

Ahmed Hulûsi

İNSAN

"İNSAN" ismiyle isimlenen gerçek varlık, tamamıyle "BİLİNÇ"ten ibaret bir yapıdır..

Bu şuur, beynin ürettiği bir düşünsel yapıdır. Beynin yapısındaki genetik bilgiler; artı astrolojik etkilerin meydana getirdiği özellikler; artı, şartlanmalar, artı bunların sonunda doğan düşünce sistemi, "kişilik şuuru" dediğimiz şeydir.

Yukarıda saydığımız özellikler, beyin tarafından oluşturulur ve "RUH" dediğimiz "dalga bedene" yüklenir... Ve sonsuza dek bu dalga bedenle yaşamına devam eder.

Esasen "BİLİNÇ", hem dalga bedenden ayrı, ham de aynıdır!.. Eğer, dalga beden olmasayadı beyin bu özellikleri meydana getirmesine rağmen, bu "kişisel bilinç" ölüm denen beynin durmasıyla birlikte son bulacaktı ki; artık bu durumda ölümötesi yaşamdan söz edilemezdi... Ne var ki, beyin "RUH" adı verilen "hologramik dalga bedeni" üretmesi ve kendisindeki tüm verileri bu bedene yüklemesi, "İNSAN bilincini" ölümsüzleştirmiştir...

Kişilik "ruh"u dediğimiz "dalga beden" dahi "mutlak RUH" ile varlığını sürdürmektedir...

Eğer bir kişi, "bilinç" boyutunda kendini bulabilirse, hem kendisini "kozmik bilinç" boyutunda tanımış olur, hem de ışık hızının çok çok üzerindeki "düşünce hızına" ulaşır ki, bu boyutu yaşamanın hâlini dil ile ifade etmek âdeta imkânsızdır.

Bireysel bilinç ne kadar kendini "kozmik bilinç" olarak tanırsa tanısın, bu şekilde hissederse hissetsin, sonsuza dek "kişilik" kavramı ortadan kalkmaz!..

Bireysel bilinç, şartlanmalardan kendini arındırdıktan sonra bir şuur sıçramasıyla kendini "kozmik bilinç" olarak tanıyabilir...

"NEFS" kelimesiyle anlatılan ve "nefis" diye de bilinen hep bu "kişilik şuuru"dur...

"Bireysel bilinç"in orijinal hâli, "Nefsi Sâfiye"dir...

"Nefsi Sâfiye" işaret edilen "kozmik bilinç", şartlanmalardan, şartlanmaların oluşturduğu değer yargılarından ve değer yargılarından doğan duygulardan oluşan perdelerle ve varsayım kabulle "kendi özünden" uzak düşmüş ve nihayet "nefsi emmare" denilen en alt bilinç seviyesine düşmüştür...

"Nefs", "benlik" bilincidir!... Şartlanmalarından arındığı ölçüde "benliğini" çok daha öz boyutlarda bulup hisseder ve böylece de "ALLAH`a yaklaşmış" olur...

*  *  *