Ruh, İnsan, Cin

Ahmed Hulûsi

İNSAN BEDENİNDEN...

İnsan bedeninden yola çıkalım...

Biliyoruz ki insan bedeni trilyonlarca hücreden oluşmuş bir bileşik yapıdır.. Bu yapıda faaliyete hakim olan güç ise bio-elektrik sistemdir..

Kezâ beynin tüm faaliyeti dahi hep bu bio-elektrik enerji ile oluşur ve devam eder..

Geçmiş yıllarda ve asırlarda, beyin faaliyetini oluşturan bu bio-elektrik güç bilinmediği için, meselenin çözümünden uzak kalınmış ve benzetme yollu tanımlamalar ile konuya yaklaşılmaya çalışılmıştır..

Eski klasik anlayışa göre bir "cansız et-kemik beden"; ve bir de buna "can" veren, dışarıdan bir yerden gelip bu bedenin içine giren "RUH" anlayışından sözedilirdi ki; insan bedeninde ortaya çıkan "şuur-bilinç" bu ruhta mevcut sanılırdı...

Oysa işin gerçeği, aslı bu değildir!..

"CAN" yeryüzünde ve evrenin her noktasında mevcuttur!..

"CAN" denen şey aynı zamanda "şuur-bilinç" kelimesiyle işaret edilen mânânın ta kendisidir.

Dolayısıyla, yeryüzünde ve evrende "CANSIZ ve BİLİNÇSİZ" tek bir şey mevcut değildir!..

Ancak çok önemli olan şu hususu gözden kaçırmayalım;

Bizim beynimiz, 5 duyu ile bloke olmuş bir halde düşünürken, elbette kendisinden gayrı canlı ve şuurlu varlık kabul etmeyecektir!..

Zira beyin, içinde bulunduğu bloke durum nedeniyle, 5 duyu verileri ötesindeki verileri değerlendirmeye almıyacaktır... Ki bu durum da, tüm hayvanlarda olduğu gibi, sadece 5 duyu verilerine bloke olmuş bir çalışma sistemi içinde olmasından ileri gelmektedir..

Oysa, 5 duyuya bloke bir beyne göre, ne televizyon görüntülerini meydana getiren dalgalardan, ne radar dalgalarından, ve ne de bugün varlığını kolaylıkla tesbit ettiğimiz, ancak 5 duyu sınırları içinde kaldığımız takdirde inkâr etmek zorunda kalacağımız pek çok şeyden sözedemeyiz..

Bilelim ki...

5 Duyu bize, tümel varlıktan, belirli kesit örnekleri alabilmemiz için verilmiştir!.

Ancak bizler, büyük bir yanılgıya düşmüş; kesit örnekleri alıp bunlardan, tümü değerlendirebilmemiz için verilmiş olan 5 duyu yani kesitsel algılama araçları ile BLOKE olmuş ve neticede her şeyi sadece 5 duyu ile algıladıklarımızdan ibaret sanmışız...

Santimetrenin trilyonda birindeki dalgaboyundan oluşmuş varlıklardan, kilometrelerce uzunluktaki dalgaboyuna kadar çeşitli anlamlar ihtiva eden evrendeki sayısız varlık skalasından bizim bugün bilebildiklerimiz, okyanusa oranla bir damla bile değildir..

Hâl böyle iken, bizim, hâlâ, tüm canlılar ancak 5 duyu kapasitemizin içindekilerden ibarettir, ötesi olamaz; gibi çağdışı düşüncelere saplanıp kalmamız, çok büyük geri kalmışlık örneği oluşturmaktadır..

DÜŞÜNSEL BOZUKLUK olan "EVRENDE!" hükmünü bir yana bırakıp, içinde yaşadığımız sisteme göre konuşmak gerekirse...

Atomüstü boyutun "CANLI"ları olan tüm moleküler birimler ile, atomaltı boyutun "CANLI"ları olan tüm dalga birimler esasen "CANLILAR EVRENİNİN" sadece belirli skalalarını oluşturmaktadırlar.

Atomaltı boyuta ait dalga bedenli canlıların tümü dini terminolojide "MELEK" ismiyle tanımlanmıştır...

Esasen tüm canlılar dini kaynaklarda iki ayrı yapıda özetlenmiştir:

"MELEKLER" ve "İNS ve CİN"...

Atom boyutundan salt enerji boyutuna kadar, tüm dalga ve kuantsal yapı "MELEK" kelimesiyle; dalga üstü yapılar da "İNS ve CİN" diye târif edilmiştir...

"CİN" kelimesiyle işaret edilen "UZAYDAKİ VARLIKLAR" daha sonra da detayları ile anlatacağımız şekilde, dalga bedenle varolan, bir tür "HOLOGRAMİK" varlıklardır.

Aynı şekilde, "İNSAN RUHU" dahi, insan beyninin üretmiş olduğu dalgalardan oluşan bir tür "HOLOGRAMİK DALGA BEDEN"dir!..

İnsan bedeninde nasıl bir karaciğer, canlı ve bilinçli olarak yapısının özelliklerini ve gereğini ortaya koyuyorsa; ve öte yandan bedeninin diğer organlarıyla da birleşerek, beden dediğimiz üst yapıyı oluşturuyorsa; ve bu bedenden de bedenüstü bir varlık olan "İNSAN ŞUURU-BİLİNCİ" meydana geliyorsa...

Aynı biçimde atomaltı ve atomüstü boyutun kendine özgü canlı-şuurlu varlıklarından oluşan sistemik, galaktik, ve galaksiler bileşiği "CANLI BİLİNÇ SAHİBİ" özgün varlıklar da sözkonusudur ki, bunların da dini terminolojideki adı "MELEK"lerdir!..

*  *  *