Okyanus Ötesinden -3

Ahmed Hulûsi

29 HAZİRAN 1998

Üstad

-Evet dostlar... Herkese tekrar merhaba...

Soru

-ÜSTADIM... DOST`tan Dost`a 482’de buyuruluyor ki:

"Maddenin, varlığı ile yokluğunun bir olduğu hâl hangisidir?"

bu hâli açıklar mısınız?... Teşekkür ederim...

Üstad

-Sanırım SİSTEMİN SESLENİŞİ köşesinde çıkan pazar yazılarımı okuyorsunuzdur.

Bu yazılar, adı üstünde SİSTEMİN SESLENİŞİ’dir- tüm insanlaradır, asla herhangi bir kişiyi muhâtap alarak yazılmamaktadır...

Esasen bizim görevimiz, SİSTEMİN işleyiş mekanizmasını bildiğimiz kadarıyla açıklamaktır.

Umarım bir gün, “SİSTEMİN SESLENİŞİ” kitabı da çıkar bu yazılar sonunda...

Herkes sistemin işleyişini anladığı kadarıyla, yaşamına yön verir ya da bu konuya ilgi duymaz, bu da kendisinin bileceği iştir.

Biz, kimseye yön veremeyiz ve verecek konuşmalardan da olabildiğince kaçarız... Çünkü, öncelikle herkesin kendi aklı ve ilmiyle kendi yolunu çizip sonuçlarını da duygusallığa kapılmadan yaşamasından yanayız.

Taklitçiliği bırakıp her konuda tahkik ehli olarak yaşamanız , öncelikli tavsiyemizdir.

Bunun için de , “falanca dedi “ diye değil, ilminizin ve aklınızın gereği olarak yapılması gerekeni yapın lutfen!.

Bu arada...

Lûtfen artık Din’in, geçmişte sembollerle açıklanmaya çalışıldığını farkederek; melekleri yeraltında ya da üstünde, maddenin dışında bir varlık olarak düşünmek yerine; maddenin hakikatı- orijini olarak değerlendirmeye çalışın ve ondan sonra Hadisleri yorumlamaya gayret edin.

Evet, kitaplarda açıklamamış olduğum bir konu hakkında sorusu olan var mı?...

Soru

-İMAN üzere giden kişinin yanlışı nasıl cezalandırılır; bu ceza kabukta ise, kişi bunu idrâk edebilir mi? Teşekkürler ÜSTADIM..

Üstad

-Yanlış yapan kişide o yanlış zaten kendiliğinden o kişiyi cezalandırmakta ; o kişiyi o konunun doğrusundan mahrum bırakmaktadır.

Doğrudan mahrum kalmanın bedeli ise; neticede karşılaşılacak olaylardaki yanlış değerlendirmeleri getireceği için, insan bundan dolayı azap çekecektir!..

Yani sizi dışarıdaki biri cezalandırmamakta olup, siz yaptıklarınızın sonuçlarına katlanmak sûretiyle kendi cezanızı almış oluyorsunuz.

Soru

-Zât mertebesi, Kadir ve Cuma geceleridir; Vech mertebesi ise Kıyamet ve Cuma günleridir(Nesefi-İnsan-ı Kâmil)

Bu konuyu biraz açar mısınız? Teşkkür ederim...

Üstad

-ALLAH Adıyla İşaret Edilen”in "ZÂT"ından bahsediş semboliktir... Çünkü "Zât" kavramından da münezzehtir ve bu kavram bize "GÖRE"dir!.

Kadir nüzûlle , Cuma Mi’râc ‘la “Cem” makamından kinâye ilgilidir.

Kıyamet de gene Cem makamıyla ilgilidir. “O günde TEK BİR NEFS olarak gelirler .” anlamında bir Âyet vardır sanırım, ki buna işâret eder.

Cevap

-Teşekkür ederim Üstadım.

Soru

-Hiç bir iyilik "ceza"sız kalmaz."… "Ceza"yı açar mısınız, Üstadım?.

Üstad

-Ceza = karşılık.

Soru

-İyilik mi, kötülük mü?...

Üstad

-Arapça’da “ceza”, bir fiilin sonucunda karşılaşılan netice demektir... Iyi de olabilir, kötü de!.

Soru

-ÜSTADIM!... Bir birimden ağırlıklı olarak, `Mâni` ismi zuhûr ettiğinde, karşılık olarak sevgi yeterli olabilir mi?...

Üstad

-Hoşlanmadığınız bir zuhûrdan, "ALLAH"a sığınmaktan başkaca çareniz yoktur!.

Soru

-Bir televizyon programında; vefâtından dokuz ay sonra, yakınları tarafından organları bağışlanan bir kişiden söz edildi.

Bu kişinin ölümötesindeki durumu nasıl olabilir? ...

Üstad

-O kişinin bedeniyle hiç bir ilgisi kalmamıştır; bana göre...

Soru

-Üstadım.. Ruhun bilince feed -back etkisi mümkün mü, eğer mümkünse bunu biraz açar mısınız?.. Teşekkürler .

Üstad

-Beyinden ruha yüklenme sözkonusudur.

Soru

-Ölen Evliyâ’dan bir zâtın gidip mezarını ziyaret edip orada yapılan dua’nın kabul edilmesindeki faktör nedir?.

Bedenle ilgisi kalmadığına göre, biraz açar mısınız? Teşekkür ederim..

Üstad

-Mezar, semboldür ve konsantrasyon aracıdır.

Mezara değil, mezar objesi ile, o kişiye telepatik bağ kurulur ve o kişi de ehil biri ise, aynen dünyada yaşayan gibi cevap verebilir...

Ama büyük çoğunlukla, ne yönelinen de o kapasite vardır ne de yönelende!. Bu yüzden de o yönelişe, devreye giren cin türünden varlıklar cevap verir... Bunlar insanların imanlarının artmasını isteyen mümin cinler de olabilir ..

Soru

-Cenâze namazın da ölen kişi için Fâtiha okunmuyor çünkü feth kapanmıştır artık, ama ölülerin ardından Fâtiha gönderiliyor, aradaki farkı açar mısınız lütfen...

Üstad

-Dünyadayken Fâtiha’dan yarar sağladığı kadar, öldükten sonra da yarar sağlar!.

Soru

-Sistemin Seslenişi`nde "İnsanın ilâhi bir zorlama olmaksızın, düzen değiştirmesinin fevkalâde güç olduğunu” belirtmişsiniz. Burada bahsedilen ilâhi zorlamadan kasıt nedir.?..

Üstad

-“İlâhi zorlama”dan murad; kişinin fıtratında yer alan, onu bir hedefe zorlayıcı programdır !

Soru

-Ruh’tan beyne etki yok mudur , varsa nasıldır?... Teşekkür ederim.

Üstad

-Beynin “ruhu “ iş görür!. Ruh , ölümötesi beden olarak işlevini ortaya koyar.

Soru

-Allah`ın Celâl ve Cemal sıfatları konusunda bir anlam karmaşası yaşıyorum, bu sıfatları açıklar mısınız?

Üstad

-Abdülkerim Ceylî ‘nin “İNSAN-I KÂMİL “ isimli kitabını okuyun...Orada geniş bilgi var bu konuda...

Soru

-“Şehidlik “ kavramını açar mısınız Üstadım...Savaşta öldürülen herkese şehid diyebilir miyiz?..

Üstad

-İslam Dini’ne düşman bir kısım insanlar, müslümanlar arasında kavram kargaşası yaratmak için, dinî anlamı başka olan kelimeleri, orijinal anlamının dışında kullanarak, müslümanları yanlış yollara sürüklemek istiyorlar...

"Sahne şehidi" deyimi gibi...

Şehid“, Allah inancı dolayısıyla dünya yaşamına değer vermeyip ölümü Allah için göze almış ve bedeninden geçmiş kişinin içinde bulunduğu duygusal ve düşünsel hâli ifade bâbında kullanılan bir kelimedir. Bu anlamın dışında kullanılan her yer saptırmadır.

Kur’ân , “Şehid“lik şartı olarak “fiysebilillâh “ açıklamasını getirir!..

Soru

-“Cennet’erde burçların tesiri altındadır” açıklaması , Cennet maddesel olmadığına göre, nasıl oluşuyor ?

Üstad

-Burçlar, orijini itibariyle melekî boyuttan kaynaklandığından ; bu boyut itibariyle Cennet boyutunda tesirlerini icrâ ederler... Burçlar melekî varlıklardır gerçekte...

“Burçlar” dediğimiz sistemler, sürekli dönüşüm halindedir bedenleri itibariyle.. Ruhları ise Esmâ kökenli meleklerdir ve onlar için ölüm kavramı geçersizdir.

Soru

-Peki, Okunan Fâtiha nasıl ölüye faydalı oluyor... bu konuda Hadisler de neler var? Çünkü bildiğimize göre insanın amel defteri ölümden sonra kapatılıyor.. Okunan Fâtiha ölüye bu noktadan sonra nasıl faydalı oluyor?..

Üstad

-Dünya’dan yollanan dalgalar ölümötesi boyuta ulaşır ve ölümötesi boyutta, rüya aleminde olduğu gibi lisan kavramı yoktur. Okunan Âyetler orada çeşitli yaşantı içinde olan insana sistemin bazı gerçeklerini hatırlatarak, onun içinde bulunduğu sıkıntıdan bir süre için kurtulmasını sağlar...

Soru

-ÜSTADIM.. DOST`tan Dost’a 482’de;

"Maddenin,varlığı ile yokluğunun bir olduğu hâl hangisidir?"… ve 483 te;

"Varlıkla yokluğun birleştiği nokta neresidir?...”

a)482 de ki HÂL nedir?...

b) Bu iki cümlenin farkı nedir?...Teşekkür ederim...

Üstad

-Allah indinde var ile yok aynı şeydir!.

Soru

-İnsan fark ettiğini kopyalamak yoluyla başlayarak kendinde karşılığını buldukça veya fark ettikçe ona hayatiyet kazandırarak melekîyet kazanır; ama fark edip Dünya’da açığa çıkaramadığını ölüm ötesinde hayatiyete geçirmesi mümkün müdür? ..

Üstad

-Dünya’da elde edip ruhuna yükleyemediğin özelliği âhırette çıkarabileceğini sanmıyorum.

Geçen haftaki bir konuya ek:

Elimde 15 haziran Tarihli TİME mecmuasının 85. sayfası açık...

Metnin tercemesi özetle şöyle...

Sigarayı bırakmanız için gırtlak kanseri ve kalp krizi ile yüzyüze olmanız yeterli gelmiyorsa bir kötü haberimiz daha var sizlere...

Günde 1 paketten az içenlerde yapılan son araştırmalara göre, kulakta ses kaybının da büyük ölçüde sigaraya dayandığı tesbit edilmiş!

İçkulağa giden damarlarda tıkanıklığa neden oluşu sigaranın zaman içinde duyma yetersizliğini meydana getiriyormuş.

Ayrıca sigaranın cinsel iktidarsızlığa yol açtığı da tesbit edilmiş...

Cevap

-Sigaranın mesane kanserine yol açtığı kesinleşmiş bir bilgidir Üstadım... Dr. Cüneyd.

Soru

-Üstadım zikir haricinde, herhangi bir olay, kişinin beyninde Esmâ açılımına yol açar mı?

Teşekkür ederim yani her hangi bir olay karşısında ...

Üstad

-Beyindeki her tekrar, beynin kullanılır kapasitesinin o istikamette genişlemesine yol açar...

Esmâ tekrarı ise, tekrar edilen Esmâ’nın anlamı kapsamında meydana gelir...

Soru

-Üstadım, bu haftaki Sistemin Seslenişi’nde ;

"...karşısındakine "hakkettiğini vermesine bağlıdır!."

Bizler şu andaki bilincimize göre bunu nasıl bileceğiz? Bunu biraz açabilir misiniz? Teşekkür ederiz.

Üstad

-Karşısındakine, iman esaslarının gerektirdiği şekilde davranamayan kişi, ona zulmetmiş demektir.

Bu yüzden o kişiden af dileyip helâllık almalı , böylece hak ettiğini ona vermelidir ki, o perdeden kurtulabilsin...

Soru

-Feyz vermenin sistemini nasıl anlamalıyız?..

Üstad

-Her an hepimiz birbirimizden feyz alıp-veriyoruz. Telepatik bir olaydır...

Teşekkürler, herkese iyi geceler..

*  *  *