Okyanus Ötesinden -2

Ahmed Hulûsi

3 NİSAN 1998

Üstad

-Arkadaşlar, önceki sohbet konusunu düşündünüz mü... o konu da bir şeyler diyeceği olan var mı?...

Cevap

-Kaynak olmak oldukça zor!... Ama buna rağmen vesile olabilmek de çok güzel. Hiç değilse bunu yaşamak istiyoruz.

Üstad

-Dostlar... İbrahim Aleyhisselâm, bütün bu olayları yaşarken, dışarıda birinden tâlimat alıyor muydu?...

Cevaplar

-Hayır Üstadım.

-"Hanif" Nebî İbrahim A.S`ın Nemrud tarafından ateşe atılıp ateşin O`nu yakmaması; İsimler terkibi olarak yaratılan insanın terkibiyetini meydana getiren isimlerin kaydından çıkabildiğinde (Allah ahlâkıyla ahlâklanabildiğinde), Tevhid anlayışına varabileceği... Kuşu öldürüp dörde bölmesi: şuursal urûcun dört aşamada olacağı (Ef`al-Esma-Sıfat-Zât); Kâbe ‘nin inşâası: bu şuursal urûc neticesi, insanın hilâfet sırrını açığa çıkarabileceği, bu Âyetlerde misâl yollu anlatılmakta diye düşünüyorum..

Üstad

-Olayı, mecâzından giderek çözmeye çalışmayın!...

Asırlardır bu şekilde, hep işin hikâye yönü üzerinde duruldu!...

Ya da, yukarıdaki bir sihirbaz değneği gibi tasavvur edilen, elinde yıldızlı sopasıyla bir dişi meleğin yardımı olduğu yönünde hayâller kuruldu!...

Oysa, bugüne kadar edindiğiniz ilim ışığında, bu olayların nasıl meydana gelmiş olabileceğini düşünün bakalım...

Haydi chat dostlarım... Bırakın artık taklitçiliği ve ezberciliği... cevaplarınızı bekliyorum...?

Cevaplar

-Öz’ünden...

-Hayır Üstadım , özünden alıyordu..

-Üstadım.. kendi özünde, benim tahmin edemiyeceğim bir şekilde!..

Üstad

-Evet dostlar sorumun cevabını bekliyorum burada olduğunuza göre?...

Soru

-Üstadım, sorunuzu yinelemek mümkün mü?..

Üstad

-Sorum şu idi... İbrahim Aleyhisselâm’la ilgili olarak önceki sohbette konuştuğumuz üç olay... Ateşe atılması, kuşu diriltmesi, Kâbe’yi inşâası...

Bunları dışarıdan birinin tâlimatıyla veya dışarıdan birinin yardımıyla mı yaptı?... Yoksa nasıl?

Biz de, onun misli bir insan olduğumuza göre, o bize örnek midir?... O bir Nebî idi biz de bir sâde vatandaşız; ama ondan ve olaylardan örnek almamız gereken bir YÖN yoksa niye anlatılıyor bunlar bize?...

Cevaplar

-Chatın baş kısmını kaçırdık ama İbrahim Nebî için onun hanîf oluşu her şeyi özünden aldığını gösterir diye düşünüyoruz.

-Ortada bir diyalog yoktu ki ,ayrı odak yoktu ki diyalog olsun..

-Sembol yollu şu anlatılmak isteniyor yanılmıyorsam...

Mârifete ulaşmamış bilinç, ölü gibidir. Mârifet ilimle gerçekleşir. İlmin tahakkuku sonucu kişi bilir ki, "Evvel-Âhir, Zâhir- Bâtın hep ayni sonsuz sınırsız Tek’den başkası değildir. Bunu ilmi ilâhi ile bilir ve ilâhi kudretle izhar eder. Müşahede sonucu Mutmain olan nefs, bilinci itibariyle "Kâ`be" diye sembolize edilen imâr edilmiş beyt halini alır. Dolayısıyla da birimselliğe ait yanma olayı (Nemrud`un ateşi) yakmaz diye düşünüyorum.

-Üstadım özden gelen bir tahakkuk olduğunu düşünüyorum..

-Nemrud olayı, vehmin tesirinin beyin gücü ile atılabileceğini; kuş olayı Allah’ın bütün canlıları nasıl dirilteceğini ve buna kesinlikle iman edilmesini; Kâ`be olayı ise, kendi hakikatının açığa çıkmasıdır diye düşünüyorum...

-İbrahim Aleyhisselâm’ın Nübüvvet vasfı, özündeki hakikate ulaşmasını zaten gerekli kılan bir vasıftı... Dolayısıyla çokluk âlemine ait hiçbir olay O’nu kaydı altına alamazdı; biz sâde vatandaşın da özü Hz. İbrahim`inkiyle aynı; önce bunu idrak etmeliyiz!. Nübüvvet vasfı taşıma şansımızın olmayışı, özümüzdeki hakikatı yaşama sürecimizi tamamen ilim ve imanımızın gücüyle sınırlamaktadır.

-Anladığım kadarıyla, bu işâretlerin bir anlamı da, İbrahim Aleyhisselâm`ın bir beşer olarak, etrafa rağmen hak bildiği yolda, kendi özünden aldığı güçle yürümesi, bunun sonucu olarak dışarıdan bir zarar görmemesi, fizik kurallar üzerinde hüküm sürebileceğini göstermesi ve de inancını yeryüzünde bina ederek insanlığa yeni bir yol açması...

-Tamamıyla ÖZünden geldiği şekilde yaptığını, bize örnek olduğuna göre de hangi YÖN`e bizim de yönelmemiz gerektiği anlatılıyor şeklinde algılayabiliriz...

-Okuduklarımdan anladığım kadarı ile ateşe atılıp kurtulması birimsellikten çıkıp hakikatine ermesi. Dört kuş hikâyesinden anladığım, kendi programının (Su, Hava, Toprak veya Ateş) dışındaki bütünsel programı yaşaması sonra kendi Kâbe’sini kurup hakikate ermesi (Taklitten taklit...?)

Üstad

-Şimdi İbrahim Nebî olayında olduğu gibi, aynı şeyleri diğer Nebîler ve Rasûller ve olaylar için dahi düşünelim...

Bunlar bize tarih bilgimiz artsın diye mi anlatılıyor Kur’ân ‘da?!...

Cevap

-Rabbanîlikten kurtulup ilâhiliğe ulaşıp seyir halinde iken İbrahim Aleyhisselâm gibi olunabilinir ancak diye düşünüyorum...

Üstad

-Yahû ne oldu bugün sizlere?... Nefesinizi bile duyamıyorum!... Ölü toprağı mı attılar üstünüze?...

Cevaplar

-Varlığımızdaki evrensel özü fark ettirip, bu özdeki mânâları ortaya koyabilme yeteneğine sahip olduğumuzu farkettirmek için...

-Tarih tekerrürden ibarettir, deniyor. Belki, o anlamda tarih bilgimizi de geliştiriyordur... Zira, insanlara hakikati bildiren her zât, benzer şekilde olaylarla karşılaşmış...

-Kendimizi tanımamız yolunda rehber olma gayesiyle ...

-Neler olabileceği konusunda bilgimiz olsun, görüşümüz genişlesin diye sanırım..

-Üstadım.. Âdem`in Rabbine âsi oluşu rubûbiyetin özelliğinden değil midir?.. Rubûbiyetin özellğinden ise Âdem Rabbine nasıl âsi olur. Rubûbiyetin hükümlerini yaşayan ilâhi huzurdan tard olur mu?..

Üstad

-O konu “AKIL ve İMAN “ kitabında... Lûtfen o konu için "AKIL ve İMAN" kitabını okuyun...

Cevaplar

-Nemrud`un ateşi Hz. İbrahim’in özündeki seyrinde geçtiği cinlerin boyutu olabilir mi Üstadım?

-Nemrud’un ateşi âdeta Deccal’ın Cehennem’i hükmünde; benliğin önündeki ilk imtihan olup, her bir insan için geçerliliği söz konusudur!. (Gene olayın bize uygulanırlığını da dikkate alarak), Kâ`beyi inşâasına: "Allah`ın mescidlerini, "B" sırrıyla Allah’a ve Âhirgüne iman edenler ANCAK imar eder" işâretinin yüklediği mesûliyeti ve şartları yerine getirmeyi; anlıyorum... (Kuş âyeti hakkında önceki görüşlere ilâve edecek orijinal bir fikrim yok)...

-Üstadım, Hz. İbrahim İsimli Nebî, kendisini "Allah" ismi aynasında görmüştür!. Önce bunu idrak etmek gerekiyor!.. Her Nebî bu vasfı elde etmiş midir, bu tartışılır...

Ancak, Hz. İbrahim Kendini (hakikatini) gördüğünde; gören artık Hz. İbrahim değildir!. Var olan mutlak varlık, kendini seyretmededir!.

Bu vasıf (yani görenin gördüğünde sahip olduğu özellikler), Hz. İbrahim adı altında muhtelif misâllerle anlatılmıştır...

Âyetler, Hz. İbrahim adı altında olayları analiz etmek gerekirse, Kâ`be ‘yi inşâası, Kâbe ‘nin hakikatına vâkıf olması; kuşa can vermesi, ilâhi vasıflarla tahakkuk etmesi; Ateşte yanmaması ise mutlak benlik idrâkına sahip olan bir birimin terkibiyet hükmünde yaşamadığını ve herhangi bir kimse tarafından sınırlandırılamayacağını göstermektedir!. Teşekkür ederim.

-Mevzu edilen Nemrud`un ateşi, belki biz insanların her gün karşılaştığımız ve yaşadığımız; bize dokunduğunda, üzen, yakan olaylar olduğunu; ancak bu yanmaları bünyemizde erittiğimizde; bu olaylara karşı güç kazanmamız ve bir daha başımıza geldiğinde bizi etkilememesi ateşten çıkmaktır!... Tüm bunların neticesinde de bizde kuvvede kalmış özelliklerin cebimize giren üzerinde tasarruf ettiklerimiz olduğu kanaatindeyim...

-Kendini- "ÖZ"ünü bilmiş; ve dahi varlığında mevcut olan güçlerinin hakkını verebilen; ATEŞte yanmaz! Bu güçleri ile tahakkuk edebilen, Kâ`be `sini inşâ etmiştir; ve insanları da buna davet eder!. Olaylar tamamen kendimizi tanımamızın çeşitli merhaleleridir; diye düşünüyorum...

-Bu olayların asıl anlamları direkt olarak insanlara verilseydi kolay idrak edilmezdi!. Hazmederek araştırmak insan için daha doyurucudur. Zaten takdir edilmişse karşısına da çıkacaktır.

Üstad

-Yiyip-içip, gezip-tozup gönül eğlendirirken; günde veya haftada bir-iki saat de hobi kabilinden bu konuya eğilerek nasıl anlayacağız ki biz bu SIRLARI?... Bunun nasıl gerçekleşebileceğini bir bilen varsa, lûtfen anlatsın bana?...

Cevaplar

-Kuşu dörde bölüp, tekrar diriltmesi Allah’ın kudret sıfatının tezâhürü olan dört meleğin varlığı ile meydana geldiği anlatılmak mı isteniyor Üstadım ?...

-İbrahim A.s.ın bu üç aşamalı olayı "öz"e seyri târif ediyor... Varlığının gereğini idrâk ile kavminin putlarını kırmıştı.. Kavmi onu ateşe attı, (aleve değil) ama kavminin ateşi onu yakmadı...

Kuşu dört parçaya ayırdı dört yöne attı (bu ise Ef`al-Esmâ-Sıfat ve Zât boyutlarını müşahededir)... Sonra bu parçaları birleştirdi (Vahdeti idrâk)... Nihâyet Kâbe ‘yi inşâ etti; ki bunu etraftaki yedi dağdan gelen taşlarla yaptığı söyleniyor.. yani Zâti Sıfatlarla tahakkuk etti.... anladığım budur Üstadım...

Üstad

-Dostlarım...

Kur`ân bizlere, bizden öncekilerin yaşadığı olayları, ibret olsun diye anlatmıştır..

Nesiyle ibret olsun diye?...

Onların yaşadıkları hâllerin, bizim için de söz konusu olabileceğini bildirme yollu ibret olsun diye... O tarihlerde, bu gibi olaylar cereyan etmiş bilfiil!.

Geneliyle, bunları sembol kabul edip, mecâzmış gibi yorumlamak yanlıştır!.. O bilfiil yaşanmış olan olaylarda, özellikle Nebîler ve Rasûller nasıl davranmış, bu çok önemlidir!... Çünkü, Rasûller, biz örnek olacak davranışlar için görevli kişilerdir!... Yani, bizim yapabileceklerimizi bize bildirmek için görevlidirler!.

Bu sebeple, olayları, öncelikle, bize ne tür davranmayı veya düşünmeyi öğretmek istiyor gözüyle değerlendirmemiz gerekir...

Cevaplar

-Okumaya, anlamaya, yaşamaya çalışıyoruz Üstadım!. Allah ne kadarını kolaylaştırmışsa!...

-Hz. Ibrahim kendisini ateşe atanın da Hak olduğunun bilincinde idi; çünkü o bir "hanif"ti!. Bu yüzden Rabbül Âlemin’e kayıtsız şartsız teslim olmuştu diye düşünüyoruz ...

-Yanma olmayınca, arınma olmaz!. Arınma tamam olduğunda ise ateşin yakma gücü biter!.

Bâtınında, Zâti boyutu yaşama noktasına ulaşan Hz. İbrahim, zâhirde de Kâbe’yi inşâ ederek, enfüsi ve âfâki seyrini tamamlamıştır.

İzâfi benliğini terkedip, "HİÇ"lik boyutunda yaşayan ise ZÂT`en yanmaz!.

Bizim, kendi adımıza çıkaracağımız hisse: Yaşamımızdaki yanmaları arınmamıza vesile kılacak şekilde değerlendirebilmek; ve izâfi benliğimizi terk edebilmek için gelecek belâları rahmet olarak değerlendirmektir.

-Onların yaşantılarından çıkaracağımız bir ders olmasaydı, şu anda bunları konuşmazdık....

-Ben neyim?... Nereden geldim?.. araştırması içindeyken ateşteydim... İlim geldikten sonra ateş dediğimin, gül bahçesi olduğunu anladım inşâallah!. Zannımda olanları dört unsura dağıtınca, baktım hepsi toplanıp Tek`e döndü, şuuru mâmur etmeye Kâbe’mi inşâya uğraşıyorum!...

-Dışarıdan gelenlerden değil de özümden gelenle yanmayı diliyorum!.. Diskimi o kadar bir dışarı ile doldurmuşum ki boş yere!... İnşâallah diskimi formatlayıp, hakikatimin gereğini yaşayabilirim ...

Üstad

-Evet başka?...

Cevaplar

-Dünya hayatında çektiğimiz her eziyet Rab’bimizin bizi terbiye ederken hissettiğimiz yanmalardır... Gönül Kâbe’sinde Hz. İbrahim`in devirdiği putların sesleridir... Bu lütuflar değerlendirebilmemiz gerekir... diye düşünüyorum Üstadım.

-Herhalde sizin söylemek istediklerinizi söylüyordur. Yani taklitten tahkike geçin....

Üstad

-Önceki gece İbrahim Aleyhisselâm ile ilgili bir bilgi aldım...!!!

İbrahim Aleyhiselâm olayının Kur`ân‘ı anlamada bir ANAHTAR olduğu; ve bu konudaki SIR, tefekkür dünyamızda açıklık kazanmadan, Kur`ân’ın tarafımızdan asla değerlendirilemeyeceği; bu yüzden de bu konunun TAKLİDİNDEN TAHKİKİNE GEÇİLMESİ yolunda bir bilgi aldım... ve size naklettim...

O yüzden de bu konu üzerinde hassasiyetle duruyorum... Ve görüyorum ki; bir çoğunuz, daha değil konunun önemini; getirmek istediğim bakış açısını bile edinememişsiniz!.

Öyle ise bu konu üzerinde biraz daha düşününüz, geçmiş sohbeti de okuyarak lûtfen...

İyi geceler...

*  *  *