Okyanus Ötesinden -2

Ahmed Hulûsi

20 MART 1998

Üstad

-Selâmu aleykum dostlar...

Hac’ca gitmek üzere yakında yola çıkan bütün dostlara...

Allah kolaylaştırsın, idrâkına erdirsin, değerlendirmeyi nasip etsin!... Orada bugüne kadar öğrendiklerinizin imtihanını yaşayacaksınız.. Başarılar dilerim...

Cevaplar

-Amin

-Sağolun Üstad`ım.

-Amin..

Üstad

-Sorarlarsa bana “Dünyada ne yaptın?” diye, cevabımı hazırladım şimdiden:

Müslümanlar tek Tanrıya inanıyorlardı... onlara "ALLAH" adıyla işaret edileni anlatmaya çalıştım... Anlattıklarımla, "TANRI"larını "update" ettiler... (Dosttan Dosta 987)

Bazı dostlar beni eleştirdi... Bu yaptığın belki iyi; ama gelen cevapları görüyoruz; hiç kimseye hiç bir şey verememişsin!... Acaba bu chatlerin faydalı olduğuna inanıyor musun? Diye...

İnsanlara boşa masraf kapısı açmışım!... Ama ben kimseyi DAVET etmedim ki, bir kaç çok yakın arkadaşım dışında!... Biz dostlarla sohbet ediyoruz , dileyenler de katılıyorlar...

Allah hidâyet etmedikçe ben edemem!....

Allah şefaâte izin vermedikçe, kimse şefaât edemez!... Değerli bulmayan, değerli bulduklarıyla meşgul olur...

Acaba bu anlatılanları anlamış olanlar, en yakınlarından başlayarak kaç kişiye gerçeği göstermek suretiyle onlara zulmetmekten vaz geçti!... Bu ilim gerçekse, bundan yüzçeviren "ALLAH"tan yüzçevirmiştir!...

Bu anlattıklarımız yalansa, o zaman burada vakit kaybeden kendine zulmediyor demektir!...

Ya erkek gibi inandıkların doğrultusunda yaşa, ya da hanımağa ol, hanımla gönül eğlendir!... Ya da beyle!...

Anlattıklarımı iyi dinleyip, anlamaya çalışın; boş yere saatler boyu boşa telefon parası ödemeyin...

Benim anlattıklarımı dinlemek istemeyenlere ben de gene masal anlatırım sonra...

Hani geçenlerde bir masal anlatmıştım ya!...

O zaman birisi gelip, Rahmetli Osman Efendi’ye sormuştu...

-Hocam Istanbul`da ev almak istiyorum, ne dersiniz; diye...

Rahmetli de;

-Oğlum, kirada oturmaya devam et... Evler çok pahalı... Yarın Yunanla savaş olunca bütün Ege sahillerinde evler bedava verilecek de alan olmayacak, para orada pul olacak...

Ondan sonra da İstanbul`u Ruslar işgal edince herkes evini satıp Anadolu’ya gitmek isteyecek; yok pahasına ev alabilirsin o zaman... demişti...

O zamandan bu zamana 30 küsur yıl geçti ve henüz ne Ege’de ev alanların parası pul, oldu; ne de İstanbul’dakilerin... Ama rahmetli, böyle olacağına inanıyordu...

Bu devirde savaş çıkacaksa eğer, herhalde en akıllıca iş parayı altında tutmak olur, zira döviz de para etmez, mülkte toprak olur; ve altın patlama yapar gibi geliyor bana...

Ama bu dediklerimi hemen yarın gibi de algılamayın... Dövizin değer yitirip yalnızca altının değerli olması ancak üçüncü dünya savaşı yani Avrupa’nın Rus işgaline girmesiyle mümkündür gibime geliyor... Bu düşüncem yanlışsa, uyarın lûtfen beni....

BÜHL`ün korkusu dünyayı (elindekileri) kaybetmek, ârifin korkusu da Allah`tan perdeli yaşamakmış!...

İlme nankörlüğün cezası, ilimden ebeden mahrum kalmakmış!..

Aptallar arasında en az aptal olan, akıllı demek değilmiş, âkiller indinde!...

Zulmeden, zulüm bulurmuş; da, neden bu zulme uğradım dermiş... "Zulüm" nedir ki?...

Valla ben pek yazacak bir şeyler bulamıyorum böyle vakit geçiriyorum...

Bâri siz bir şeyler anlatın bakalım... Belki bana, kendimi aldatmaktan kurtulup, gerçekten Rasûlullah yolunda İNSANLARA SIRF ÖLÜMÖTESİ BOYUTUN GERÇEKLERİNİ İDRÂK ETTİRMEM İÇİN YAŞAMIMI DEĞERLENDİRMESİNİ öğretebilirsiniz...

Cevaplar

-Üstadım, size bahşedilen deryadan kıyıya vuran “inci tanelerini” toplamaya çalışıyoruz...

-Çok faydalanıyoruz. Lütfen böyle kalsın Üstadım.

-Üstadım, ne kadar şükretsek şükrümüzü edâ edemeyiz. Biz bu üç günü iple çekiyoruz sizinle beraber olabilmek için. Bu nimeti değerlendirebilmek kolaylaşmış olsun hepimize.

-Şükründen aciziz Üstadım..

-Siz yavrularınızı sütsüz bırakmazsınız Üstadım..

-Hayır Üstadım.

-Şükründen aciziz ÜSTADIM!..

Üstad

-Teşekkür ettiğinizin kim olduğunu bilmediğin sürece "şükür" etmiş olmazsınız!...

Cevaplar

-Mahrum bırakmayın Üstadım...

-Sudan çıkmış balığa döneriz..

-HAYIR Üstadım...

Üstad

-Evet çoğunluğun fikri belli oldu... Sorularınız neler bakalım?

Soru

-Allah ilminden yüz çevirmek; Allah zikrinden yüz çevirmek midir?..

Üstad

-Evet!...

Soru

-"Sarhoşken namaza yaklaşmayınız" Âyetinde ifade edilen sarhoşluğu, fiziki sarhoşluğun dışında "benlik sarhoşluğu" olarak da algılayabilir miyiz?

Ayrıca "yaklaşmayınız" ifadesini "yakin elde edemezsiniz" olarak düşünürsek, o halde "benlik sarhoşluğu ile namaz kılarsanız yakin elde edemezsiniz " olarak düşünmemiz gerekir "zan" ediyorum!..

Üstad

-Sarhoşken namazın mümkün olamayacağına işaret ediliyor...

"SARHOŞ" olmanın ne demek olduğunu anlarsak, o durumda iken namazın mümkün olamayacağını, namaz Mi`râc olduğuna göre bunun da yaşanamayacağını farketmiş oluruz...

Soru

-Zikrin sırdan, ahfâdan olması gibi mecâzi anlatımları nasıl anlamalıyız, bugünün gerçeği ile...??

Üstad

-Esmâ ve Sıfat boyutuna dair müşahedelerdir bu zikirler ....

Soru

-İlk defa görülen bir müminin karşısında yapılan dua kabul olunur mu?.. O müminin kalbi Beytullah sayılabilir mi?..

Üstad

-O "MÜMİN"i bulursan, evet!... Bunun için "mümin müminin aynasıdır" Hadisinin mânâsını araştır...

Soru

-“Zerre kül`ün aynasıdır..” ın mânâsını “mümin müminin aynasıdır” sözü ile bağdaştırabilir miyiz Üstadım?..

Üstad

-Hayır... Allah indinde ne kül vardır ne de zerre!... Mü`min ise isimler içindeki bir "ALLAH İsmiyle İşaret Edilen’in isimlerinden biridir...

Soru

-"Rahman`ın iki eli" den murad olarak Celâl ve Cemâl sıfatlarını da düşünebilir miyiz?..

Üstad

-Evet...

Soru

-Ocak sohbetinde Cennet’in Galaksi ile sınırlı olduğundan sözediliyordu...

Diğer galaksilerden haberdar olanlar için, Cennet’te olmaması gereken sıkıntıyı yaratmaz mı?..

Üstad

-Eğer görüş alanının o galaksileri kaplamadığını FARKEDERSEN elbette yaratır!...Ayrıca...

Galaksinin göze hitap eden madde yapısını Cennet olarak düşünmek yanılgıdır...Cennet’i bu yapıdaki boyutsal yaşam olarak değerlendirmeyi unutmayın.

Soru

-Zikir ile tesbih diye anlatılanların kesiştiği noktalar nelerdir.. Zikir hangi durumda tesbih diye de anılabilir?...

Üstad

-Zikir, "Allah"ın sende kendine bakışıdır!... Bu da Sıfat, Esmâ yollu veya sana izâfeten Ef`âl yollu olabilir!... Varlığın ise, tesbihindir!...

Soru

-“Mümin rüya görmez” Hadisi ile Hz.Rasûlullah’ın 6 ay boyunca rüya görmesini nasıl anlamalıyız?..

Üstad

-Benim tüm yaşantım rüya olduğuna göre, bu sorunu cevaplamakta yetersizim

Soru

-Kâbe, Zât`a işaret ediyor ise; oluşan tecellinin sadece Celâl yönlü olmasını nasıl algılayacağız?...

Üstad

-Ona Celâl yakışır!...

Soru

-Mutlak değerlendirme ALLAH`a aittir idrâkıyla ALLAH`a hamd edebilir miyiz?

Üstad

-Allah`a ancak Allah HAMD eder... Okumuyor musun, "HAMD ona aittir"i....”Hamd” ı ancak ve yalnızca O yapar!..

Soru

-Mutlak varlık "Hayy" ise ve Hayat dahi bir sıfat ise, düşünüyorum ki Hayat yaratılmış olamaz. Çünkü "Hayat" sıfatı "Tekvin" sıfatından öncedir.

Yani "Hayy olan" yaratır. O halde Hayat mutlak varlık için bir "sebep" midir? yoksa bir "gerek" midir?..

Üstad

-Hayat, bize göre bir gerektir... Mutlak Zât bu kavramdan da münezzehtir!... Soruna teşekkür ederim...

Soru

-Üstadım sanırım benim gibi herkes şok oldu...

Bu zorlu devrede mânevi ve dünyevi yapılması gerekenleri daha açmanız mümkün mü?... Teşekkür ederim..

Soru

- "Size hesap görmeye nefsiniz yeter" Âyeti doğrultusunda Münkir ve Nekir meleklerinin fonksiyonlarını nasıl değerlendirmeliyiz ?..

Üstad

-Bakın.. burayı iyi anlamaya çalışın boş şoklardan çıkarak!...

Ölüm belki yarın kapınızda, bunu düşünüp şok olmuyorsunuz da masalları kafanızda büyüterek kendinizi şoka sokuyorsunuz...

Olacaksanız, hâlâ "Allah Adıyla İşaret Edilen’in ne olduğunu anlamayışınıza ŞOK olun!...

Bu durumda geçseniz öbür tarafa ne olacak?...

"Allah Adıyla İşaret Edilen’in sayısız özellikleri, bazen de birbiriyle çelişki gibi görülen anlatımlarla bize anlatılmaya çalışılıyor...

Allah isimlerini biz Hulûsi`nin isimleri gibi anlamayalım!...

Kaldı ki, Hulûsi’nin isimleri bile, Hulûsi’yi anlatmaya yeterli değildir!...

İsimlerle nereyi yakalamağa kalkarsan, oradan eli boş çıkarsın!...

Ne zaman o isimle O`nu kayıt altına alırsan, yalnızca bilincini kayıtlamış olursun!...

Hangi anda hangi boyutta nasıl açığa çıkarsa, algılayana göre; orada bir isim yaratılır!... İsim perdesi kalkmayan sağlıklı düşünemez!...

İsimler bize yolda ışık tutan fener gibidir... “ALLAH Adıyla Anılan’ın isim ve sıfatları dahi, bizim düşünmemiz dilendiği biçimde bize bildirilmiştir ki; bildiren, bildirdiklerinden MÜNEZZEHTİR!...

Bilmem anlatabildim mi?...

Cevap

-Merhaba Üstadım, sohbetler haftanın her günü olsa azdır, gonca güller susuz kalır!.

Üstad

-Gonca güller bu güne kadar nasıl susuz yaşıyorlarsa yine öyle yaşamaya devam edebilirler!... Zor olmasa gerek... Yolunu bulmuşlar demek ki!...

Soru

-“Hedef ZÂTİ hiçliğinin sonsuz ve sınırsızlığına ulaşmaktır” ifadesini biraz açar mısınız?

Üstad

-İsmi terketmeden resme eremezsin!...

Tasavvuf mecâzdır...

Tasavvufun "vuf"una eremezsen, "tasa"sında kalırsın!...

Allah isimlerinin dahi mecâz olduğunu ve bu mecâzların neye işaret etmek istediğini bilmiyorsan, "ZÂT" kelimesi de bir isim olarak şuurunu işgal etmez mi acaba?...

İsimsiz düşünmek nasıl olur?...

Bunu bana anlatacak var mı?...

Soru

-Resme ermek... ne demektir Üstadım ?...

Üstad

-Kendini aradan kaldırıp, Tek`i müşahede etmek!.

D.... kaç yaşındasın?..

Cevap

-15...

Üstad

-F,,, kaç yaşındasın? Neredesin?...

Cevap

-Üstadım 18 yaşındayım... Berlin`de...

Üstad

-F..... , isimden geçip resme ermekten ne anlıyorsun?...

Cevaplar

-İsmi unutup asla yönelmeyi Üstadım!..

-Benlik yoksa isim de yoktur. Bunun için benlikten kurtulmak gerekir.

Üstad

-İnsanlara, "ALLAH" ı anlattım... "TANRI"larını "update" ettiler!. sözünü iyi düşünün!... İyi geceler...

*  *  *