Okyanus Ötesinden -2

Ahmed Hulûsi

17 MART 1998

Üstad

Deminki sorumu yeni girenler için tekrarlamak zorundayım galiba..

"Mallarınız ve evlâdlarınız sizi ALLAH İsmiyle İşaret Edilen’in zikrinden alakoymasın!... Bunu yapanlar hüsrana uğrayanlardır"!.. (63-9)

"Mallarınız ve evlâdlarınız sizin için bir imtihandır; Allah indinde ise büyük mükâfaat vardır"!.. (64-15)

Evlâd ve maldan yüz çevirip, bir köşeye oturup, her gün bir kaç bin defa "ALLAH", "Rahman" kelimelerini tekrar etmeyi ihmal etmemek Mİ?...

Yoksa daha başka bir mânâ da var mı bu Kur’ân uyarısında?...

Cevaplar

-Dediklerinizi anlamaya çalışıyorum Üstadım.

-Evlâtlar tâbiri Esmâ’yı ifade ediyor sanırım... Esmâ müşahedesine takılı kalmak sıfat ve zâttan, dolayısı ile Allah zikrinden uzak kalmak demek olabilir..

-Evlâd ve malla perdelenmeyip, herşeyin hakkını vererek Rasûllulah Efendimiz’in getirdiklerini en iyi şekilde değerlendirip ölüm ötesine hazırlanmak..

Üstad

-.... Esmâ, sıfat gibi mecazları geç artık!... O kelimelerin ardındaki anlamla konuş!...

Cevaplar

-Evlât ve mal ile kastedilen meşgaleleri, onlardan yüz çevirmeden doğru yerlere oturtup asıl hedefe ulaşmak için çalışmalar yapmak gerektiğini anlıyorum.

-1-ALLAH`ı zikirden gâfil olmamam...2-İnfâk etmek...

-Malları, evlâtları, vb. gayrı görmeyip hakkını vermek olarak algılıyorum.

-Allah ismini tekrar etmek kolaydır ,dile sığar.. O isimle İsimleneni zikr etmek zordur, dile sığmaz!. "Yerlere ve göklere sığmam mü`min kulun kalbine sığarım!". Burada kalb , şuur mânâsına. 13 Mart sohbetinde belirttiğiniz gibi, "isim"i değil o isim adresinde ki özellikleri bulup yaşantıya geçirmek gerekli diye düşünüyorum...

-“Mal ve evlâd dünya hayatının süsüdür. Bâki kalacak güzel işler ise Rabbinin katında daha hayırlıdır.” (Kehf 18-46)

Üstad

-Evet.. bu Âyetleri nasıl anlayabiliriz?...

Cevap

-Bu Dünyanın gailesinin yanında aslolanın gaflete düşülerek unutulmaması ikaz ediliyor.

Üstad

-Aslolan ne?...

Cevap

-Aslolan; ne yana dönersen vechini görürsün’ü yaşamak..

Üstad

-.......... “SEN”O” nu görsen ne olur,görmesen ne olur!..

Cevap

-Evlâdı ve malı olan insan her ne kadar üst seviyeden ya da hangi mertebeden konuşursa konuşsun, Âyetin tembihatını her an akılda tutarak her zuhuru yerli yerine koyarak müşahede kopukluğuna meydan vermemektir!..

Üstad

-Âyetin tembihatını akılda tutmak ne demektir?...

Âyette iki ana yön var;

1-Evlâd ve malın Allah zikrine engel olmaması...

2. “Allah zikrinden” gâfil olunmaması...

Evlât ve malın engel olmasını nasıl anlamalıyız?

“Allah zikrinden” gâfil olmamak nasıl olur?...

Cevaplar

-“Allah’ın zikrinden” yüz çevirene biz şeytanı musallat ederiz. Evlâd ve mallarınız size fitne aracı olmasın..

-Allah İsmi ile İşaret Edilen’i Ef’al `de her an müşahede edebilmen için uyanık ol!..

-Mal ve evlâdın aslının Tek’in değişik görünümleri olduğu idrâkı ile davranmak ve hakkını vermek olabilir..

-Hakikati yaşamamıza engel teşkil eden ve kişiyi benlik içerisinde hapseden tasarufunda bulunduğu mal ve yakınları ile hak düşüncesi ile değil de halk düşüncesi ile yaşaması neticesinde perdelilik hâlinin devam etmesi..

-Evlâd- mal -mülk ‘den kasıt bu atomlar deryasında var sandığımız ve “ben” diye tanımladığımız bu bedenimizle sahip olduğumuzu düşündüğümüz semboller. Sembollere takılmayın, Tek`i müşahede etmeye çalışın...

-Allah zikri, her an yüzünü ne yana çevirirsen Allah`ın vechini görürsün hükmünü ifade eder. Her an her zerrede bu hakikati göremeyen ise bu duruma evlâdı veya malları nedeniyle perdelenmesi nedeniyle düşmüştür.

Üstad

-"ALLAH ZİKRİ" ne demektir?...

Cevaplar

-Âyet’teki tembihatı yaşama geçirmektir....

-Ruhu teyid etme yani kuvvetlendirme ...

-“Nefsinize zulmetmeyin” Âyetinin uyarısı istikametinde anlamalıyız ..

Üstad

-Mal ve evlâdlar ALLAH zikrine mâni olmamalı!... diyor...

Allah zikrine nasıl mâni olur mal ve evlâdlar?...

Cevaplar

-Kendisinin yarattığında kaybolmamaktır...

-Allah`ı zikir: mal ve evlâdın, birimi Allah`ı müşahededen alıkoymamasıdır.

Mal ve evlâdı sahiplenmeme; onlara Hak`dan ayrı bir varlık atfetmemek, tasarruf edenin Allah olduğu bilincinde olmaktır....

-Hiçbir şey müstesna olmaksızın her şeyde O`nu görebilmektir, Allah zikri..

-Mal ve evlâd düşünürken beş duyu ile perdeleniriz...

Üstad

-"ALLAH"ı zikir; konusunu, "ALLAH İsmiyle İşaret Edilen’in zikrinden geri kalan hüsrandadır gibi anlarsak, bundan ne anlam çıkar?...

Cevaplar

-Benlik duygusunu ve vehmimizi artırmak şeklinde mâni olur.

-Allah isminin işaret ettiği mânâyı algılayabilmek için mal ve evlâd sevgisinden geçmek yeterli değildir. Anlatılmak istenen de, maddeye olan bağımlılık; mecâzen bu şekilde ifade edilmiştir..

Üstad

-Allah ismiyle işaret edilenin zikrinden mal ve evlâd yüzünden geri kalmak nedir ki, insanı hüsrana uğratsın?...

Cevaplar

-Mal; insanların sahip olma, kazanma hırsı ve benliklerini, evlâd ; duygu ve şartlanma perdelerini körüklediğinden, onlarda Hak`kı müşahede edemeyip yanılabiliriz. Bu da bizi hüsrana götürür.

-Hâlâ dünyevi şeylerin etkisi altındaysak hüsrandayız..

-Mal ve evlâd , vehmi varlıklardır.. Vehim, şeytan ameli ve şeytan Allah`a uzaklık mânâsında olduğundan her vehim mutlak fâili müşahedeye perde olur..

-Evlâdı severken de Allah’ı zikrettiğini farketmek, mala sahip olurken nereden geldiğini görebilmek...

-Zaman ve mekân kayıtları..

-ALLAH zikri, yaşanan her anı ALLAH kavramı ışığında değerlendirmektir. ALLAH kavramı yerine, mal veya evlâd gibi değer yargılarının kaydında kalmak; ve hakikatini düşünmekten uzak kalmak, zikirden yüz çevirmektir. Hüsran, mevcud oanı hakkıyla değerlendirememenin tabii sonucudur.

-Hâlâ malımız, evlâdımız diyorsak perdeliyiz.O halde hüsrandayız.Ama şu anda farkında değiliz..

-Sürekli kesret müşahedesi içinde olarak , Tek ‘likten uzak kalmak...

-Gerek eşyanın gerekse evlâdın hakikatini göremezsen, hüsrandasın -Şuurun bu kavramlarla meşgul olması sonucu , kendini tanıyamamaktır..

Üstad

-"Allah zikri, Rahman zikri" nedir ki, o zikirden geri kalan hüsrana uğrayıp çok büyük kayıplar içinde oluyor?...

Cevaplar

-Yaradılmışın hakikatini idrâktan perdelenen azâbtadır..

-Mal ve evlâd madde boyutunu sembolize eder. Bunlara sevgi ve bağlılık insanın birimsellikten kurtulamama sonucunu hazırlar. Bu durum; özünü tanıma yolunda yapacağı çalışmalardan alıkor, uzaklaştırır..

-Allah`ın zikri; namazlarımız, ibadetlerimiz, hayat ve mematımız Âlemlerin Rabbı olan Allahû Tealâ’yadır..

Üstad

-......... duymamış olayım!..

Cevaplar

-Allah İsmiyle İşaret Edilen’in mânâlarını ortaya koyamamak..

-Allah zikri ile Rahman’ın zikri arasında tabii ki fark vardır. Rahman’ın zikri, öze giden müşahedenin ilk adımıdır. Allah zikri, ise bütün mânâları ihâta eden bir kavramdır bütün bu idrâkın dışında kalan haliyle hüsranda olacaktır..

-Rahman zikri, karşılaşılan ve zorluk ifade eden hallerde dahi Hakk`ı farketmeye vesile olan bir Rahmetin gizli olduğunun farkında olunmasıdır. Bu Rahmetten istifade edememek hüsrandır.

-"Kendi Özümüz"!... Dolayısıyla, kendi özümüzle çelişen bir şeyi iddia etmemiz hüsrana yol açar

Üstad

-"Yapamayacağınız şeyi niçin söylersiniz?... Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah indinde en büyük gazâbı davet eder!..." (61-2/3)

bu Âyet neyi anlatmak istiyor?

“Allah zikrinden geri kalan ne yapmıyor”, neyi eksik bırakıyor ki, hüsrana uğruyor?

Ve... Yapmayacağını, yaparım diyen Allah indinde gazâba NASIL dûçar oluyor!...?

Evet, ne anlıyorsunuz?...

Cevaplar

-Bir insanın kendini tanımadan yapamayacağı bir şeyi dilemesi, gazabı davet eder diyebilir miyiz?..

-Kendini tanımadığını itiraf edip , kendinden perdelenmiş oluyor; Yapamayacağını yaparım diyen birim..

-Yapamayacağını yaparım diyen, bir anlamda olayı soyuttan somuta geçirmiş olur, ancak kapasitesi buna yeterli olmadığı için veya "özü" aslında bunu istemediği için sonunda "gazaba" uğramış olur...

Üstad

-...... İyi bir şey anlatmak istediğini anladım da; ne anlatmak istediğini anlayamadım... Bağışla!...

Cevaplar

-Üstadım siz beni bağışlayın...

-Gerçek mânâda “Eşhedu en lâ ilâhe illallah” dememiş olur ki, bu da kişiyi perdelilikten kurtarmaz..

-Benlik, birimsellik var olduğu sürece "Allah zikri" zuhûr etmez. Bu hâl terkibiyet hükmü ile kalmak ve yaşamak anlamına gelir. Bu cihet itibarı ile söylenen bir şey de zuhûra gelmeyecektir. Şirki oluşturduğundan insanın nefsine zulmetmesi konumuna gelmesinden ötürü azâbı da kendi kendine oluşturur. Gazâbın davet edilmesi de budur. Bütün bu anlatılanların dışında kalmak insanı haliyle hüsrana uğratacaktır.

-İkilikte olan gerçek anlamda gazaptadır...

-Gazâb, Rahmetin zıddı bir mânâ taşır ki birimlilik ile bloke olmanın neticesinin ifadesidir...

-Allah zikrinden geri kalan özünü tanımadan ve bilmeden yaparım diyendir. Özünü tanımadan yaparım dediği içinde gazâba uğramış olur..

-Birimsellikle, gerçek faili idrak etmeden yapamayacağını söyleyen bir başka deyişle gizli şirkten kurtulmamış demektir. Bunun sonucu olarak da nefsine zulmedip gazaptadır diye düşünüyorum.

-Hevâsını İLÂH edinenin ulaşacağı sonuç ancak , gazâbtır..

-Yapamayacağı şey için soz verip, yerine getirmeyen iki yüzlü durumuna düşer ki bu da onu ALLAH` ın gazâbına davet eder şuurlu yaşamadığı için. Allah zikrini geri plâna atar ki bu da onun hüsrana uğramasına sebep olur..

-Bir boyutun gerçekleri, üst boyutun işaretidir; işaret edileni anlamadıkça kişi farkında da olmasa, bakana göre gazâbtadır!... kanaatindeyim...

Üstad

-“Allah zikri” nedir ?...”Allah indinde büyük gazâba dûçar olmakla “bağlantısı nedir ?

Gazâb nasıl oluşur?

Sonucu ne olur?....

Cevaplar

-Yaptıklarınız ve yapacaklarınız Allah indinde bellidir. Gerçeğini idrak ve gereğini yaşayamama neticesinde her oluşu kendine bağlama, beraberinde gazâbı oluşturur, diye düşünüyorum.

-Fiili,"fâili hakiki" yerine “birimsel (izâfi) benliğe” bağlamak , neticede gazâbı oluşturur..

-Taklidi zikirdeki gibi günlük yaşam içerisinde karşılaştığımız olaylara olan tepkilerimizde beynimizde belli kayıtlar yapıyor. Bu da ruhumuza yükleniyor. Bu tepkiler ne kadar beş duyu ile sınırlı ve perdeli olursa zikrimizde o kadar eksik olur. Bir insanın fikri neyse zikri de odur..

-“Hiçbirşey hariç olmamak üzere herşey Allah’ı zikretmektedir. “ Âyeti bize Tekliği anlatmaktadır. Gazâbı oluşturan ise Tek müşahedesini yaşayamamaktır..

-Kendini birim kabul etme sonucu doğar.. yani Allah zikrinden geri kalıyor...

Üstad

-“Allah zikri” bir köşeye çekilip "Allah" kelimesini tekrar değilse; "ALLAH Adıyla İşaret Edilen’in zikrinden mal ve evlâd yüzünden geri kalmamak ne demektir?...

Cevaplar

-“Allah zikri” varlığın Tek oluşunu müşahede etmektir. Gazâba dûçar olmak ise Allah’tan perdeli, şirk ehli olmaktır. Bu hâlin tabii sonucu “gazâba dûçar olma” diye ifade edilir...

-“Allah zikri”nden geri kalan, her şan`da O`nun olduğunu inkâr etmiş olur; bu inkârın neticesi onda nefsine zulmü oluşturur. Bu zulûm ise Allah indinde gazâba dûçar olmaktır.

Üstad

-Allah isminin işaret ettiğinin zikrinden geri kalındığında, gazâb nereden ve nasıl üzerimize gelir ve bizde açığa çıkar?...

Bu gelecekte bir zamanda mı olacaktır?... Yoksa şimdi mi oluşmaktadır?...

Eğer bu durum benim için oluşuyorsa, ben bunu nasıl anlayabilirim?...

Cevaplar

-İndinden sözü Zâti İlim, Rahmet, Kudret`e işaret. Zâti Rahmet Zât’ın İlim Sıfatının ürettiği mânâlar diye düşünüyorum... Bu mânâları bilinçli olarak ortaya koyamayan bu mânâların otomatik olarak çıkışını yaşar; ki bu da onun gazâba dûçar olmasıdır diye düşünüyorum...

-Onların hakikatını göremeyip kendine ve onlara varlık vererek şirke düşmek ve giderek perdeliliğin artması.

-Kendinden perdeli olarak yaşamımızı sürdürmek bizim için her iki âlemde de hüsrandır..

-Terkibimizdeki esmaları idrâk edebilmemiz Esmâ zikirleri ile mümkün olup bunun neticesinde birimsellikten, şirkten kurtulmaktır. Dünyada bırakıp gideceğimiz mal ve evlâdlarımız Esmâ zikirlerini çekmeye mâni olursa nefsimize zulmetmiş olacağımızdan gazaba uğrarız..

-“BEN” olduğum sürece, bende açığa çıkar! Şimdi oluşmaktadır, "BEN"in olması yeterlidir..

-Gazâb, kendi zannımızdan oluşur... An’ı müşahede edememenin gazâbı bir sonraki anda oluşur. Gerçeği bildiği halde yaşayamamak azâbtır..

-Sistemi ve oluşumu tefekkür etmemekle DünyaMIZ`da her an gazâb oluşmaktadır..

-Gazâb özümüzden Ef’al ‘imize yansır ve şimdi oluşmaktadır, çünkü Ef’al ‘imizle de âhiretimizi hazırlarız...

-Şuurun sistemi idrâka yönelik tefekkürü ve bunun gereğinin yaşanması -ölmeden önce -gerçekleşmediği takdirde kişi sürekli fiilin failinden perdeli olarak algılamasına devam eder ki bu da beraberinde gazâbı oluşturur, nelerin yitirildiğinin farkedilmesi bu gazâbın yaşanmasıdır.

*  *  *