Okyanus Ötesinden -1

Ahmed Hulûsi

24 ŞUBAT 1998

Üstad

-Okudunuz mu Sabah’taki yazıyı?... Neler düşündürdü sizlere?

Cevaplar

-Yukarda bir tanrı olmadığını bilim adamları da düşünmeye başlayacak hiç değilse... Okumayanlar var anladığımız kadarıyla, özetleyelim mi?

-Üstadım, Milliyet’teki "Bezelye büyüklüğündeki Evren” yazısını okuduk bir hayli ilginçti. Teşekkür ederiz.

-Plank`ta evrenin başlangıçta 10 üzeri -15 cm çapında olduğunu söylüyordu...

Yalnız yazıda yanlış hatırlamıyorsam evrenin kendi kendini yaratmış olabileceğinden de bahsediliyordu..

-Matematikte 1`i de sonsuz terimin toplamı olarak ifade edebiliriz (Fourier açılımı)... Aklıma hemen bu geldi ÜSTADIM...

Üstad

-Sonsuzun 1 ‘de mündemiç olması itibariyle mi ...?

Cevapların Devamı

-Evet Üstadım.

-Bigbang`den önce, evren bezelye büyüklüğündeki bir yapıdan, boşlukta dururken patlama ile meydana geldiğini ve sonsuza yayıldığını yazmakta.... Tıpkı sizin "k" örneğinde olduğu gibi.

-Bana göre açıklamanın en önemli kısmı "Bizim teorimizin sadece küçük bezelye-tanesi-Evrenin oluşumunu değil, onun bütün geleceğini içine alması"...

.-Orada anlatılan boşluk nedir peki Üstadım?

Üstad

-Üst Evren ..!...

Cevap

-Sabah, Milliyet, Yeniyüzyıl aynı haberi yazmış; evrenin başı ve sonu olmadığının anlamını açıklamış.

Soru

-Evrenin boşlukta asılı bezelye tanesi büyüklüğünde bir nesne iken, bu noktadan sonsuza dek büyümesi... olarak anlatılan olayda evrenin bezelye tanesi büyüklüğündeyken neyin içinde yer aldığı gibi bir çelişkiyi ortaya çıkarmıyor mu Üstadım?..

Üstad

-O anlatımla, bigbangle başlayan evrenin de, bir başka evren içinde yer aldığı anlamı çıkıyor otomatikman... Bu da sonsuz evrenin varlığını ortaya koyar!..

Biz, evrenin başı ve sonu yoktur derken, bu mevcut bilinen evreni kasdetmedik!...

Yazdıklarımı dikkatli okuyanlar; "k" anlatımındaki evren anlayışımızı; "Allah ve NOKTA" (Allah kitabı 13. baskı 66. sayfa) yazımızı okumuş olanlar; "TEKİN SEYRİ" kitabını kendilerini vererek okuyanlar, bunları yıllar önce açıkladığımızı farkedeceklerdir...

S. Hawking bundan önceki kitabında evrenin dışında bir tanrı olabileceğinden sözederken -okuyanlar bilir- biz öyle olmadığını anlatmıştık, dinleyenler bilir...

Özellikle <"ALLAH İsmiyle İşaret Edilen>, mesajını insanların beynine sokmaya çalışırken, tanrı kavramına yer olmadığını belirtmiştik...

Hawking şimdi son kitabında, evrenin dışında bir tanrı olmadığı noktasına ulaşıp; C.... in de değindiği gibi, evrenin kendi kendisini yaratmasından, sözediyor... Bununla şuna gelecek...

"O HER AN YENİ BİR ŞANDADIR"...

"Allah" ismiyle işaret edileni bilmediği ve anlamadığı için; dışarıda da bir tanrı olamayacağını farkettiği için; "evren kendi kendini yarattı" sonucuna varıyor kendine göre haklı olarak; çünkü, varlığın özündeki YARATICILIĞI göremiyor!...

Soru

-EVREN İÇRE EVRENLER VAR.... YAZDINIZDI kitabınızda ÜSTADIM.

Üstad

-Biz yazdığımız zaman kâle almayanlar, bizim yazdıklarımızın ilk basamağı aşamasındaki bilgileri kaleme alan S.H.`yi dâhi olarak nitelendiriyorlar...

Oysa, bunu bilmek için dâhi olmaya gerek yok!... Bizim gibi sıradan bir düşünür bile bunu düşünebildikten sonra!...

Evet...

Dostlar!...

Size hayatınızın en önemli anahtarını kullandırmaya çalışıyorum;

-elbette bana göre-, bu sohbetlerimde...

O da şu:

Nerede "Allah" kelimesi geçerse, o kelimenin anlamını dışınızda veya karşınızda değil, içinizden, özünüzden gelen bir şekilde anlamaya çalışın; diyerek...

Bu açıdan bakarsanız eğer...

Kur’ân ‘daki bütün anlayışınız da değişime uğrar!...

Kur`ân ’ı çağdışı, İslam Dinini çağdışı, Kur`ân şeriâtını çağdışı görenler; Kur`ân ‘a el sürmemeleri gereken, ötede bir tanrı anlayışından kurtulamamış müşriklerdir!..

Tanrı elçisinin , dışarıdaki bir tanrı ile görüşüp ondan vahiy aldığını sananlar, ANLAMADIKLARINI ANLAMAYANLARDIR !..

Kendinizde ne kadar derinleşebilirseniz, âfâkî boyutu da o kadar deşifre edebilirsiniz...

Tavsiye ederim biraz vakit ayırarak "TEK’İN SEYRİ" kitabını yeni baştan okuyun...

"Allah", "Rab" “İlâh” gibi kelimeleri dışarıda değil, konu edilen varlığın derûnundan olarak algılamaya çalışın...

Ve öylece Kur`ân meâllerini okuyup, Nebi ve Rasûllere atfedilen olayları yorumlayın!...

Göreceksiniz ki, bugüne kadar bildiğiniz Kur`ân ‘dan bambaşka bir Kur`ân ile yüzyüze geleceksiniz... Ve o zaman belki, OKUMAYA başlayacaksınız!...

Özür dilerim aldım başımı yürüdüm ve sıktım sizleri...

Haydi şimdi siz bu konudaki fikirlerinizi açıklayın, utanmadan, çekinmeden, duygusallaşmadan... Teşekkür ederim...

Soru

-Üstadım, bezelye büyüklüğünde ve bir başka evren içindeki evreni şuurumuzda ortaya çıkan bir "düşünce yumağına" benzetebilir miyiz?...

Üstad

-Eğer seni tatmin ediyorsa, evet!..

Soru

-Çok kıymetli ipuçları verdiniz; biz ne kadar teşekkür etsek azdır!..

-Peki algılamalarımız sırasında bizlerdeki bilgi eksikliğinden (ya da bilgiyi doğru yorumlayamamanın) getirdiği çelişkiler ile nasıl başa çıkacağız.

Üstad

-Sürekli bilenlerle konuşup tartışarak onu özümseme yolunu seçerek...

Soru

-Üstadım özümdeki hakikati ortaya çıkarmak için tefekkür ederek dua ederken yine kendimi ötelerdeki bir tanrıdan isteklerde bulunur gibi hissediyorum. Bu durumu nasıl düzeltebilirim?..

Üstad

-Öte kavramı atılmadan, yani şirkten kurtulmadan bunu başarman mümkün değil!... Önce yaşamında ötedeki kavramının silinmesi lâzım... Bu da O...e dediğim gibi sürekli okuma tartışma yoluyla yerleşmesiyle; ötede olmayışının hazmedilmesiyle mümkündür!..

Soru:

-İnsanın HALİFETULLAH olmasının en önemli getirilerinden birinin soyut düşünebilme yeteneği olduğunu söyleyebilir miyiz?... TEKliği kavrayamamanın en önemli nedeni soyut düşünme yeteneğinin gelişmemiş olması diyebilir miyiz?..

Cevap

-Evet!.. Başlangıç noktası orası!...

Soru

-Her an var olup- yok olmakta olanın, O`nun mânâlarının seyri olduğu gerçeği; evrenlerin kendilerini yaratması görüşünü de kapsamıyor mu?...

-Üstadım, bize çok zor gelen çok özel sırları açtınız.. Çok teşekkür ederiz..

-Big bang denilen olay sadece bizim boyutumuzda geçerli. Başka bir boyuta göre bu olayın mânâsı başka olmalı diye düşünüyorum... Ve önemli olan da, olayları şu anki boyutumuzla değerlendirmek değil bence!. Yoksa bezelyenin ötesinde ne var diye bir noktada çakılıp kalırız gibi geliyor bana..

Soru

-Üstadım "k" örneğinizi, bilimin, sizden çok sonra söylemesinden daha önemli olan; yazdıklarınızın özellikle kişinin kendisinde bulması gereken yönlerini görebildiğim ve araştırabildiğim kadarıyla "BENZERSİZ" olduğunu; bunun da değerinin ancak kendimizde bulunmasıyla olacağı kanaatindeyim.

Bunun için ortaya koymuş olduğunuz bakış açısını tatbik edebildiğimiz ölçüde gerçeği kendimizde bulacağız kanaatindeyim. Çok teşekkür ederim.

Üstad

-Başka önerisi olan var mı?...

Cevap

-Anlatılanları tefekkür ediyoruz, Üstadım..

-Benim bir önerim var

Üstad

-Teşekkürler... Önerilere açığız...?

Cevap

-Konumuz ile ilgili teknolojik konuları haftanın bir gecesinde sadece o konuya yönelik teknolojik bilgileri vererek yaparsak teknolojik terimler konusunda insanlar daha fazla bilgi sahibi olup daha iyi bir şekilde konuları yorumlayabilir kanaatindeyim...

Üstad

-Ama benim teknoloji konusunda yeterli bilgim yok... O konuyu senden rica etsem mümkün mü?...

Cevap

-Bilgim yeterince, yeterli değil ise de araştırarak herkese bilgi vermeye çalışırım... Pardon teknoloji konusunda ifade etmek istediğim teknik terimler idi... Örneğin kitaplarınızda dalga boyundan, hologramik beden gibi terimlerin daha detaylı olarak anlaşılabilmesi için haftanın bir gününü kullanabiliriz ayrıca teknolojik konuda herhangi bir soru olur ise...

Soru

-Fiiller mertebesınde aşikâre cıkan her bir fiil yaratılmıstır; diyorsunuz.. Öyle ıse kişiden çıkan kötü fiile niçin buğz edelım?...

Üstad

-Bu sorunun cevabı "İNSAN ve SIRLARI" kitabında “Allah için buğz” bölümünde...

Soru

-Kendi hâlimizin ne olduğunu birkaç sohbettir anlattınız... Bizim için fisebilillah bahşettiğiniz bu ilmi anlayabilmek ve yaşantıma geçirebilmeyi Allah nasibetsin.

Soru

-Son zamanlarda özellikle beyin ile ilgili çalışmalarla ilgili yazılar basında sıkça çıkmaya başladı... Bunu neye bağlıyorsunuz Üstadım?..

Soru

-Astrolojik oluşumlar ve İrşâd Ordusu; bu unsurun birbirlerini etkilemelerini... açar mısınız?

Soru

-Olayların oluşumunu da Zât`ın Sıfat ve İsimlerinin tecellisi olarak mı algılamalıyız?... Evet ise, birbirine neden olan olaylar arasında olduğu gibi, bu İsim ve Sıfatlar arasında da bir oluş sistematiğinden bahsedilebilir mi?

Üstad

-İsim ve Sıfatlar arasındaki ayırım bize göredir!...

Sen kendinde bugüne kadar hangi isim ve sıfatların ayırımını ve tasnifini yaptın?...

"ALLAH İsmiyle İşaret Edilen’in çeşitli özelliklerini farketmemiz için böyle sembolik bir tasnif yapılmıştır!...

O tasnifte, yani isimde, yani şeklinde, yani olayın görüntüsünde kalmayıp, onları ortaya koyanın bakışıyla varlığı değerlendirmek gerekir!...

Düşünsel kişiliğinden arınmadan, "Allah" gibi düşünemez, değerlendiremezsin!...

"Allah ahlâkıyla ahlâklanın" uyarısının anlamı çok çok önemli ve değerlidir...

Sen kendini aynada gördüğün, ya da bir ruh olarak, kişi olarak kabullendikçe, bu dediklerimin oluşması kesinlikle mümkün değildir...

Kur’ân insanlara pek çok şeyi sembollerle anlatırken; tasavvuf ise baştan sona, serâba sembol ve mecazdır!...

Ricâlullah, kişiye baktığı zaman, onun mukallid oluşunu tasavvuf konuşmasından anlar!... Çünkü mukallid -taklitçi-, sembollerin işaret ettiği gerçekleri farketmediği için, sembollere hakikat gibi sarılıp, sahip çıkıp; masallamada devam eder!...

Bunu fazla uzatıp, sizi sıkmayayım... Sembollerden geçip ardındaki gerçekleri anlamaya çalışın ki, mukallidan sınıfından çıkma şansını elde edebilesiniz!...

Soru

-Üstadım bır soru da ben sorayım: KUR`ÂN `ın meâlini yazmayacak mısınız?...

Üstad

-Tahkik kapısını aralayarak, kendi meâlinizi oluşturmaya çalışın!... Benim yazdığım meâl, sizin taklitçiliğinizi pekiştirmekten öteye gitmez!... Ha.. bu da varmış, demeniz sizi taklitten kurtarmaz!...

Soru

-Üstadım.. İbrahim A.S ile ilgili Âyetlerde 2/135 deki hanîf olan İbrahim’in DİNİNE UYARIZ... Ya da, “Rabbim beni hanif olan ibrahim’in DİNİNE İLETTİ..” gibi Âyetlerle Efendimiz’in, İbrahim’in Dini üstüne olduğu vurgulanmakta.. Oysa Efendimizin Hatemi Nebi oluşu ve Nübüvveti Hassa özelliğinin oluşu Âyetlerdeki özelliği getirir mi?

Üstad

-Rasûllullah Aleyhisselâm’ın temelini İbrahim Aleyhisselâm’ın HANİF`liği oluşturur!... Bu da demektir ki, Hanif olamadığımız sürece, bu temeli elde edemediğimiz sürece Hz.Rasûlullah’ın yolundan gitmemiz -düşünsel olarak- mümkün değildir!...

Bakın bu vesileyle şu uyarıda bulunayım

Hayâlinizde, hâlâ, kurtulamadığınız bir tanrı var, "Allah" etiketli!..

Bu tanrının elçisi var, yukarıdakinden vahiyler alan!. Yukarıdakinin evliyası var hayâlinizde!... Ve o yukarıdakinin aşağıdaki "MEHDİ"si var hayâlinizde!...

Hayâlinizde geliştirdiğiniz ile gerçekteki varolan ve yaşanan birbirinden çok farklı!...

İsimlerle, sıfatlarla hüküm yürütmeyi bırakın da; objektif ortada olanı değerlendirerek; geçmişte, bu nasıl değerlendirilmiş ve isimlendirilmiş olabilir noktasına gelin!...

Bu çok önemli...

Geçmişteki sembollerin hayâlinizde oluşturduğu senaryo ve rolleri, bugün bulmaya çalışmayın!...

Bugün mevcut olanların, geçmişte hangi sembollerle işaret edilmiş olduğunu anlamaya çalışın...

Bu iki bakış arasındaki farkı anlayamıyorsanız, birbirinizle tartışıp, konuya açıklık getirin... Benden bu kadar!...

Çok saatinizi aldım; bağışlayın; hayırlı geceler hepinize...

*  *  *