Okyanus Ötesinden -1

Ahmed Hulûsi

27 OCAK 1998

Soru

-“Sarı boya Müslümanların, kırmızı da müminlerin boyasıdır ...” Hadisini biraz açar mısınız?...

Üstad:

-Sarı ile kırmızıyı yanyana koyduğunda hangisi daha dikkat çekicidir?... Bana göre kırmızı... Müminin nûru, müslümanın nûrundan daha güçlü ve dikkat çekicidir anlamında bir benzetme...

Soru:

-Allah`ın Ahadiyeti ve Ekberiyeti.... Öz`e yakınlık ve kapsam itibariyle nasıl bir değerlendirme yapabiliriz?.. Teşekkürler..

Üstad:

-Ahadiyeti öz olarak düşünmek büyük bir yanılgıdır.

Ekberiyeti,yaradılmışa göredir.

Ahadiyeti’nden sözedildiğinde tüm kavramlar düşer; öz-dış gibi tanımlar düşünülmez.

Soru:

-Tecelliyat kitabında kendilerine kimse ses etmeden gerçek yolu bulmaktan bahsetmişsiniz Bunu biraz açar mısınız?..

Üstad:

-Fıtraten Risâlet kemâlâtıyla gelenler..Fıtrat olarak Tek’ten çoka bakmak istidadına sahip olarak dünyaya gelen zatlar, fıtratlarındaki bu özelliğin açığa çıkmasıyla kendilerindeki hakikatı yaşayabilirler; aldatıcı dünya değerlerinden ve şartlanmalarından arınabilirler, diye anlıyorum...

Soru

-"Allah vardı; ve Allah `tan başka birşey yoktu". Ve "Allah`ın ARŞ`I su üzerinde bulunuyordu", Hadisini açıklar mısınız? Teşekkür ederim.

Üstad

-Bu konu kitaplarda yazılı... yalnız "su"yun tasavvuf lisânında ilim olarak algılandığına dikkati çekmek isterim... Buna göre düşünün...

Soru

-Şehâdet, "HÛ"ya bağlanırsa, o şehâdetin izahı yapılabilir mi?.. Şayet yapılamaz ise Allah nasıl şehâdet eder?..

Üstad

-Şehâdet kesrete ait bir kavramdır... Kesret sûretlerinden şehâdet etmektedir... "Atan bendim" deki gibi...”HÛ” ya yapılmayan şehâdetle tenzihiyet olmaz.

Soru

-Cenâb-ı Hak’kın sıfatları arasında nisbî bir üstünlük var mıdır?

Üstad

-Üstünlük değil; bize göre, öncelik sözkonusudur...

Soru

-İman nûrunun insanı Cennet’e ulaştırması yanında, kişinin mertebesini tâyin etmedeki faktörü nasıl yorumlanmalıyız?..

Üstad

-Ölüm anından sonra, iman nûru artmaz veya azalmaz...

Dolayısıyla kişi, iman nûru kadarıyla şefâatten faydalanır ve Cehennem’den çıkıp; iman nûru kadarının karşılığı olarak Cennet boyutunda yaşar...

Soru

-Nisâ sûresi`nin 100. Âyeti "Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur,genişlikte bulur...." diye devam ediyor.

Buradaki “Hicret”ten kasıt nedir?. Teşekkürler...

Üstad

-Benim New Jersey`e gelmem!... Burası hayli geniş ve ferah!...

Soru:

-Ümmül Kitap, Sıfat tecellisine işaret ederse, tecelli olarak Kur’ân ‘dan farkı nedir.?..

Üstad

-“Ümmül Kitap” ,Esmâ mertebesinin zuhûru-Allah`ın yarattıklarıdır; Kur`ân, o yaratılanları ve sistemi anlatandır!...

Soru

-Hedef Allah’a ulaşma ise, iman kavramını sıratı mustakim olarak değerlendirebilir miyiz?..

Üstad

-Herkesin Allah`a ulaşması bir değil, birbirinden farklıdır... İman, Cennet’e giden yol için gereklidir... Allah`a erenler ise îkân sahipleridir!...

Soru

-Üstadım İNSAN-I KÂMİL`in, 99 ismin mânâsını eşit kullanması beynin yüzde yüzünü kullanması demek mi?

Üstad

-İnsan-ı Kâmil’in dahi beynin yüzde yüzünü kullanabildiğini sanmıyorum... Bunun bir kaç sebebi var!...

Soru

-Rüya âlemi, misâl âleminin bir parçasıdır. Rüya âleminde gelişen olaylar belirli rumuzlarla anlatıldığına göre, bu rumuzları değerlendirmedeki yöntem nasıl olmalıdır.?..

Üstad

-Rüyada görülen sûretler bize dışarıdan gelmez...

Aynı, ilhamın bitişik yatakta yatan iki kişiye geldiğini düşünelim... Birisi beyin verilerine göre başka sembollerle görecektir o mesajı, diğeri başka...

Gün içinde, aynı astrolojik etkileri alan insanlar, nasıl farklı duygular hissediyorlarsa; bu da beyin açılımlarında ileri geliyorsa... Aynı şekilde rüyada görülen semboller de o kişinin veri tabanına göre sûretlenir!...

Bu sebeple rüya yorumu, sezgi yollu rüyayı gören kişiyi OKUMAKTAN geçer!... kanaatindeyim...

Soru

-Mânevi yanmanın maddi yanmaya nispetle daha uzun sürmesindeki sebebi nasıl izah edebilirsiniz.?..

Üstad

-Maddi yanma, hücre yenilenmesiyle geçer; evlâdını kaybeden bir annenin yanması neyle ve ne kadar zamanda geçer?...

Soru

-Allah’ın iki elinin olmasının, bir anlamda enfüsi ve âfâki boyutlar şeklin de kabul edebilir miyiz.?..

Üstad

-İki el, İLİM ve KUDRET sıfatlarıdır... İLMİ, bâtın; Kudreti da zâhir -açığa çıkış- olarak değerlendirebilirsin belki; ama tam anlamıyla kapsamaz!...Enfüs ve âfâk ,izâfi yani göre’dir!.

Soru

-İsim, işaret edilenin Zât’ına işaret etmesi yönüyle, sıfattan daha kapsamlı olmuyor mu?..

Üstad

-İsim, yalnızca işarettir!... İsim, "var"a işaret eden "yok"tur!...

Soru

-Nebî ve Rasûl’lerde buluğ çağından önce görülen olağan üstü hâller nasıl açıklanabilir.?

Üstad

-Fıtrî istidat gereği meleki kuvvetlerin açığa çıkışı...

Soru

-Önceki konuşmalarınızda Hz İsa`nın yahudi olduğunu söylemiştiniz, ve Yahudilerin yanlış anladıkları şeyleri düzelttiği için yeni bir din getirmediğini belirttiniz. Bu, Hz Musa`nın teşbih anlayışını ortaya koyduğunu gösterir mi?..

Üstad

-Hz. İsa’nın düzelttiği yanlış, insanların kendilerini yalnızca tenzih görüşüyle kayıt altına almaları...

Din, “Sistem” demektir... Yeni bir sistem getirmemiştir bu yüzden de ...Sisteme yeni bir bakış getirmiştir Yahudilere..

Soru

-“İtimat ettiğini DOST seçebilirsin, ancak DOST seni itimattan arındırandır.” Bunu açar mısınız ? Teşekkür ederim

Üstad

-Bu hayli derin bir konu...

Senin kabul etmen başkadır; kabul edilmen başkadır; bu bir... İkincisi... DOST, ALLAH`tır yalnızca!...

Bunun ne demek olduğunu idrak edersen; Allah dilediğini yapar hükmünü de bir sâlise aklından çıkarmaman gerekir.... Ötesini yazamam... Sen düşün bu işin sonu neye varır...

Soru

-Hz Âdem ve Hz. Havva hata işledikten sonra "Rabbimiz nefislerimize zulmettik. Bizi bağışla..." diye dua etmişlerdir. Onlar gerçekten böyle dua etmişler midir, yoksa bu mânâyı yaşamışlar mıdır?.. Teşekkürler..

Üstad

-Geçen gün, Kur`ân ‘da anlatılan bu olayların, bir yaşam sonucu erişilen idrâkın dile gelişidir; diye anlatmıştım...

-Şimdi HERKESE SORUYORUM...

Şu anda çektiğiniz gerçek TESBİH veya DUA nedir farkında mısınız?... BİLİYOR MUSUNUZ?...

Günlük yaptığınız dua ve zikirleri sormuyorum; bunu anlamışınızdır herhalde... Neyse siz bunu düşünedurun...

*  *  *