Okyanus Ötesinden -1

Ahmed Hulûsi

26 OCAK 1998

Soru:

-Kıbleteyn Camiinde, Hazreti Rasûlullah’ın, kıbleyi, Mescid-i Aksa’dan Mescid-i Haram’a çevirmesinin, bâtınî mânâsını lütfen açar mısınız?...

Bildigim kadarıyla Aksa: en uzak yer, Harem: herkesin girmesine müsaade edilmeyen yer yani mahremiyet ifade ediyor değil mi ?

Üstad:

-Kâbe öncesinde, insanlar Âhirete ve tek tanrıya davet edilmişlerdi... Bu sebeple de Mescid-i Aksa`ya yönelinirdi...

İsa Aleyhisselâm ise, bir YAHUDİ olarak; Yahudilere yanlışlarını anlatıp Tanrıdan kurtarmak istedi, fakat yeni bir din anlayışı getirmedi... Hz. Muhammed Aleyhisselâm’ı müjdeledi...

Hz. Muhammed ise, "Arınmamış olanlar el sürmesinler" uyarısını ihtiva eden ve "ALLAH ismiyle işaret edilen”i açıklayan ve dahi arınmamışların giremeyeceği "Beytullah" sırrını getirdi...

Bu sebepten de Kâbe’ye dönüldü...

Ancak, şu da var ki;

Kudüs’teki radyasyon, insanların âhırete dönük çalışmalarında her ne kadar yeterli bir radyasyon idiyse de beyinler için...

Kâbe’deki enerji, hakikatın gereğini idrâk etmiş olanlara bunu sağlayacak enerji potansiyeline de sahiptir... Elbette o kişi arınmışlardan olması ve bu fıtrata sahip olması şartıyla!...

Soru:

-Üstadım, neden bazı evliyaların bedenleri öldükten sonra bozulmuyor?

Üstad:

-Her bedeni bozulmayan mutlaka evliyâdandır demek değildir... Toprağın killi olup oksijen geçirmemesi de çürümemede önemli bir faktördür... Bunun yanısıra ruh gücünü de kullanan bazıları bedenini çürütmeden tutabiliyormuş...

Soru:

-"Ebu Bekr kapısı üzerinde bir ışık, başka kapılar üzerinde karanlık görüyorum" Hadisinde başka kapılar, diğer halifeleri de kapsıyor mu?..

Üstad:

-O söz o geceye mahsus bir sözdür; o geceki ve o tarihteki evleri kasdetmektedir...

Hadislerin bir kısmı, o günkü şartlarla ve kişilerle ilgilidir bunları genellememek veya daha sonraki olaylarla karıştırmamak gerekir...

Üstünlük değil; bize göre öncelik sözkonusudur...

Soru:

-Cuma Namazında hutbeyi kısa, namazı uzun tutmanın anlamı nedir?..

Üstad:

-Halka dönük yan ile Hakk’a dönük yan arasındaki oranlamaya işaret gibi geliyor bana...

Şefâat olayını bir kere daha ve daha geniş olarak açıklıyorum... Şefâat, anlıyorum ki pek çok arkadaş tarafından tam anlaşılmamıştır...

ŞEFÂAT, perdesi kalkmış bir kişinin, diğerinin bilincindeki basiret perdesini açmasıdır; genel anlamıyla!...

Dünyada şefâat, kişiye hem dikey planda getiri sağlar, hem de yatay planda...

Âhırette şefâat ise, yalnızca yatay planda getiri sağlar...

Kişi dünyada şefâati değerlendirirse, mânen yüksek mertebelere ulaşabilir... Kişi dünyada dikey planda gelen şefâati değerlendiremez ise; âhırette, dünyada değerlendirdiği kadarının, yatay planda olanını değerlendirmek kısıtlamasıyla karşı karşıyadır; ki bunu da hiç kimse değiştiremez!..

Şefâat, insanların, kendilerini arındırmaları için yapacakları çalışmalar konusunda birisinden yardım almaktır!..

Şefâat,müminlerin Cehennem’den çıkıp Cennet’e girebilmeleri için arınma yollarını öğrenmeleridir...

Birisi kolundan tutup da Cehennem’den çıkarmaz kimseyi!...

Şefâat, hangi yanlış anlaması veya değerlendirmesi nedeniyle Cehennem’de yanmakta olduğunu ona idrâk ettirip; onun bu eksiğinden arınmasını sağlar, böylece de ona şefâat etmiş olur!...

Cennet’te şefâat yoktur!.. Ölüm anından Cennet’e girene kadar gelen bütün şefâatler; kişinin içinde bulunduğu süreç içinde kendisine azap veren değerlendirme yanlışından kurtulması amacına dönüktür...

Şefâat, edilen kişinin, şefâat edene inanmış olması şartıyla mümkündür!...

Anlaşıldı mı ŞEFÂATİN ne olduğu?... Eksik kalan yerleri varsa lütfen sorun, biliyorsam açıklamaya çalışayım...

Şefâatçilerin şefâati, edilecek kişinin ancak, şefâat edenlere, inanmış olması şartıyla mümkündür, demiştim...

Meselâ, bana inanmayan bir kişi benim verdiğim bilgileri değerlendiremez... Değerlendiremeyince de bu durum ilim şefâatinden yararlanmaması demektir!..

Soru:

-Allah’ın fazlı nasıl olur ?

Üstad

-Fıtratında sana o kolaylığın sağlanmış olması dolayısıyla...

Soru

-Cebrâil (A.S)`in Rasûlullah Efendimiz’i sıkması olayı ile kadr anı arasında bir bağlantı kurabilir miyiz Üstadım?

Üstad:

-Cebrâil’in sıkması deyimiyle tanımlanan olay, kişiye özel bir olaydır... Kişiye yönelimdir... Kadir süreci ise kişinin yönelimine bağlıdır!..

Soru:

-Tefsir ile Te`vil arasındaki fark nedir?

Üstad:

-Tefsir; gelen metni açıklamadır... Te`vil ise, sembol yollu anlatılanı veya zâhirinde anlaşılandan farklı iç mânâ ihtiva eden metni deşifre etmektir!...

Soru:

-Üstadım, namaz kılarken Kur’ân âyetlerinin sadece ayakta dururken okunmasının sebebi nedir?

Üstad

-Ayakta Kur’ân okurken, gerçekte dilinde okuyan Kur`ân sahibidir... O bâtıni hakikatın önünde zâhirinle sen eğilirsin...

*  *  *