Okyanus Ötesinden -1

Ahmed Hulûsi

22 OCAK 1998

-Selâmu aleykum... hepinize...

Soru

-“İnsan ve Sırları” kitabınızda bahsettiğiniz ölümden sonraki idrâk kapasitesindeki genişleme yatay mı, yoksa dikey olarak bir genişlemeden de söz edilebilir mi?...

Üstad

-Ölümden sonra idrakte yatay genişleme sözkonusudur... Dikey genişleme sadece Dünya hayatı içinde mümkündür... Ölümle birlikte, dikey yolu kapanır.

Soru

-Üstadım, şu anki Âdem neslinde bilinç olarak en geniş daireyi çizen mutlak şuurun özelliklerini tamamıyla ortaya koyabiliyor mu?

Üstad

-Hayır ortaya koyamaz.

Soru

-Bir Hâdis’in sağlıklı olup olmadığı konusunda yapılması gereken şey nedir?

Üstad

-Eğer Kur’ân ‘a ters düşmüyorsa, kabul görür...

Soru

-Birim ölümü tadıp, ışınsal bedene geçtiğinde nasıl oluyor da artık ait olmadığı bir boyutu görüp, duyup, algılıyor ve kabirde sorgu melekleri geldikten sonra neden algı kesiliyor..?

Üstad

-Sorunda herkese genel olarak mı birim diyorsun, özel kişileri mi kastediyorsun?...

Cevap

-Genel anlamda kullandım Üstadım..

Üstad

-Genel anlamda soruyorsan eğer... Ölümü tadan kişi sorgu sual aşamasından sonra kendi kabir âlemine geçer ve artık Dünya gözünden kaybolur... Sadece Cennet ve Cehennem’i seyreder...

Soru

-Efendimiz’in Âhiret âlemindeki şefâatini nasıl anlamalıyız, Üstadım?

Üstad

-ŞEFÂAT konusuna bir daha giriyorum...

Şefâat; kişinin perdeli olduğu hakikatten, o perdesini kaldırarak, o işin hakikatını idrak etmesini sağlamaktır!

"Şefâat etti"nin mânâsı; kişiye yemek, para, zevk aldığı şeyler elde etmesine yardımcı olmak değildir!..

“Dünyada Rasûlullah’ın şefâatine nâil olmak demek, kişinin perdesinin kalkarak geleceğe dönük veya hakikatına dönük perdesini kaldırmak demektir...

“Cehennem’deki Rasûlullah’ın ve mertebe sırasıyla diğer evliyaullahın şefâati” demek ; o ortamda bulunan imanlı kişilere ortamın gerçekleri ve kişinin ortamdan kurtulması amacıyla gerekli olan bilgilerin öğretilmesi demektir... Yoksa bu zâtlar, lokomotif- insanlar da vagon olup çekilip götürülmeyecekler...

İmanlı kişilerin Cehennem’de kalışlarının TEK sebebi, Dünya’da gerekli ilmi edinmemiş olmaları dolayısıyla karşılaştıkları o şartlarda neler yapacaklarını bilememeleridir...

İşte Cehennem’de, imanlı kişilere bu bilginin aktarılması ve onların bu ilmi aldıktan sonra gerekenleri yaparak Cennet’e geçmeleri olayına ŞEFÂATE NÂİL OLDULAR deyimiyle işaret edilir!...

Bilmem anlatabildim mi?...

Soru

-Bireyin Cehennem azâbının sona ermesi, kişilere göre ise -Eflâtun`un Cehennem’de olup da idrak kapasitesine bağlı olarak azap çekmemesi gibi- M. Arabi`nin "Cehennem’in azâbı sona erdiğinde, Dünya’nın İkizler Burcu hükmü altına gireceği" açıklaması kişisel değil daha global bir hüküm olduğu yolunda değil mi?...

Üstad

-İkizler burcu bilgi ile bağlantılı bir burç olup, o ortamdaki kişilerin bilgilenmesine işaret eder...Azaplarını tamamlamış olanlar bilgilenirler, anlamında..

Soru

-Bu durumda şefâat ile hidâyet arasında ne fark var?.

Üstad

-Hidâyet fıtrîdir... Şefâat âfâkidir!..

Soru

-Allah ilmini Dünyada elde eden, ancak hasbelkader Cehennem’e giden bir insan , bu şartlar altında o ortamda azâb görecek midir?..

Üstad

-Arınmamış olduğu kadarıyla azap görür. Önemli olan, bilgi birikimi değil;onun uygulanmasıdır.

Soru

-“Tecelli-i Vâhid” de, "an"ın bizim zaman birimimize göre süresi ne kadardır?

Üstad

-Böyle bir şeyden bahsetmek mahlûk için sözkonusu değildir...

Soru

-“İmanlı”nın bir anlamı perdesi kalkmış değil midir?..

Üstad

-“İmanlı”nın anlamı bir kaçtır;

Allah Rasûlü’ne iman, imanın en alt düzeyidir...

“B” sırrıyla Allah`a iman ise en üst mertebesi...

Müminler bu iki sınır arasında mümin sayısıncadır!...

Bu sırla Allah’a iman edenleri zaten Cehennem yakmaz; üstelik, “Aman bir an önce geç git, nurun ateşimi söndürüyor..” der...

Cehennem’de yanacak olanlar, Allah Rasûlü’ne iman edip de, kafalarında yarattıkları tanrıya, "Allah" etiketi yapıştırmaktan kurtulamamış, bu yüzden de Allah` a iman noktasına ulaşamamış kişilerdir!...

Soru

-Üstadım, bir Hadis’te: “Bana ilk kavuşacak olanınız, elce en uzun olanınızdır...” buyrulmaktadır.Nasıl anlamalıyız?

Üstad

-“El”; tasavvufta ve Kur’ân anlatımında KUDRETi sembolize eder... Yani insanlara ölüm ötesi yaşam konusunda en güçlü şekilde yardımcı olandır mânâsını anlıyorum, ben bundan..

Soru

-Cehennem’in yakmayacağını madde beden yaşamıyla ölçebilir miyiz.. sağlayı, mihengi nedir?..

Üstad

-Dünya yaşamında Allah Rasûlü’ne imanı olduğu halde ALLAH’ a iman etmemiş herkes Cehennem’de yanacaktır...

Ancak Allah`a hakkıyla iman etmiş olanlar Cehennem’den Dünyada iken azâd olurlar... O da Âmentü’de belirtilen hususlara mutlak iman ve tasdik gerekir...

Kişinin vicdanı bu konuda en önemli mihenkdir... Terazinin bir kefesine ilmini, bir kefesine de vicdanını koyar ve bakar ne kadar ilminin gereğini yaşadığına... Kişi dediklerinin değil, yaşadıklarının sonucuyla karşılaşacaktır...

Soru

-Muttakînin âhirete ikân sahibi oluşu, bu zümrenin velâyet mertebesine adım attığının göstergesi değil midir?..

Üstad

-Muttakî sınıfı evliyâdır denemez!.. Veli, takvâ sahibidir!..

Soru:

-Üstadım yatay genişleme için örnek verebilir misiniz?

Üstad

-“Yatay genişleme”; senin ilmin kadarıyla Dünyada karşılaştığın değişik olaylardan edindiğin tecrübe ve buna dayalı yeteneklerindir...

Soru:

-Üstadım, ölüm ötesinde kişiden sâdır olan esmalar, dünyadayken âşikâre çıkarabildikleri kadar mı olacaktır?

Üstad

-Evet!...

Soru

-Efendimiz bir Hadiste: "Münafığa efendi demeyin. Zira eğer o, seyyid (efendi) olursa Allah’ ı kızdırırsınız". Ne demektir?

Üstad

-Bu kavramların insan için açık veya gizli değerler taşıması dolayısıyladır... Esasında bu kavramların sembolize ettiği bâtın değerlerdir orada sözkonusu olan... “seyyid” o cümlede "efendi=baş” anlamındadır... Başınıza münâfığı geçirirseniz gazâb üzerinize olur, anlamındadır...

Soru

-Allah’ın takdiri, programı asla değişmez (“lâ tebdiyle lihalkillah”) ile “Allah her an yeni bir şandadır"ı nasıl bağdaştıracağız?..

Üstad

-O takdirin gereklerinin her an, an be an açığa çıkması şeklinde...

Soru

-Keşfin ve Fethin basamakları birbirine ayna mıdır?..

Üstad

-Sanmıyorum...

Soru:

-Üstadım, rüyada dikey yükselme elde edebilmek için ne yapmamız gerekir?

Üstad

-Rüyada dikey yükselme yapmak senin elinde değildir...

Soru

-Güneşin görünmeyen radyasyon kütlesi, tüm planetleri kapsıyor mu?..

Üstad

-Satürn’e kadar alanı, sanırım.

Soru

-"İlim bir noktadır, câhiller onu büyüttü" sözü neyi anlatıyor..?

Üstad

-Gerçek ilim,”Nokta” ilmidir. Kitaplarımızda açıklaması var.

Soru

-Televizyon programına gideceğim... konuyla ilgisi yok ama kafam Küba ziyaretı ile meşgul.. bu konuda ne düşünüyorsunuz..?

Üstad

-Vatikan kendi yönünden yayılma umuyor; Castro da halkına bu yönde biraz afyon vererek sempati toplama amacında...gibi geliyor...

Soru

-Üstadım... Bir Hadiste, Cebrail’in yeryüzünde dolaşırken uyanık bulduğu kimselere selâm verdiğini ve kanadıyla sırtını sıvazladığı her kimsenin günahlarını sildiğini söylüyor... Bunu Arafat’taki silinme gibi mi anlamamız gerekir?

Üstad

-Orada “uyanık” kelimesiyle, bildiğimiz uykudan uyanmak kastedilmiyor herhalde... Cebrail’in temsil ettiği özelliğin, o kişide açığa çıkmasıyla günah olan davranışının ortadan kalkması anlatılmak isteniyor...

Soru

-Efendim, “Yere göğe sığmam müminin kalbine sığarım” hitâbında “El Mümin” ile işaret edilen bilinç galaksiyi mi kapsıyor?

Üstad

-“Kalb” kelimesi tasavvufta ŞUUR anlamındadır... “Kalb sahipleri” denince, yüksek bilinç sahibi kişiler kastedilir... Allah`a iman etmiş kişinin bilinci tüm yaratılmışlara Allah bakışıyla bakar...

Müsaadenizle... bu akşam da bu kadar... Sizler birbirinizle sohbet edip, numaralarınızı alarak iletişime devam edebilirsiniz elbette...

*  *  *