Okyanus Ötesinden -1

Ahmed Hulûsi

10 OCAK 1998

Soru

-Tekvir Sûresi 7. Âyetinde "Ruhlar çiftleştiği zaman..." ne demektir?

Üstad

-Ruh yaşamı kıyâmete kadar kabir âleminde devam edecektir... Kıyâmet ertesinde Ruh bedenler yeniden o boyut şartlarına göre oluşan bir bedene bürünerek dünyadaki yaşamda olduğu üzere mahşer ortamında yer alacak ve bu bedenler Cehennem ortamında da devam edecektir.

Soru

-"Allah Âdem’i kendi sûreti üzerine yarattı"daki "sûret"ten ne anlamalıyız?

Üstad

-"İsimlerinin işaret ettiği mânâlarla"... diye anlıyorum ben...

Soru

-"Cennet ehli 120 saftır. Sekseni bu ümmetten, kırkı ise diğer ümmetlerdendir." (Hadis)

Dün akşam bahsedilen Vâkıa Sûresindeki `Bir çoğu önceki ümmetlerden, bir çoğu sonraki” âyetini (ÖNCEKİ NESİLLER) demiştiniz. Peki , bu Hadisi nasıl anlayacağız?..

Üstad

-Kemiyet ve keyfiyet meselesi...! “Cennet ehlinin çoğunluğunu AHMAK lar teşkil eder” uyarısını niye dikkate almıyorsunuz?.

AHMAK sözü ile ne anlatılmak isteniyor?... “Ahmak”; anlamadığını anlamayandır!...

Cennet ehli esas itibariyle iki tabakadır;

İrfan sahipleri... ve ahmaklar!... Yani, irfânı olmayanlar... Yani İman ehlinden olup da Allah’a iman etmemiş olanlar.

Soru

-Hepinizi OKUYORUM ama YAZAMIYORUM , bunu biraz açar mısınız ?

Üstad

-Programımda Türkçe karakterler çalışmıyordu bundan önce... Windows 98`i yükledikten sonra, Türkçe karakterlerle yazmaya başladım... Herhalde rahat okuyorsunuz artık beni?...

Soru

-“Beynine hükmedemeyen kaderine razı olur.” Buradaki beyne hükmetmekten ne anlamalıyız?

Üstad

-Düşüncelerini kontrol edemeyen... diye anlayabiliriz.

ALLAH” kitabının 13. baskısının 66-69 arasını okumanızı tavsiye ederim!..

İnsanların kafalarındaki tanrı kavramından arınmaları fevkalâde zor!...

"Allah" kelimesinin, yalnızca bir isim olduğu ise hiç farkedilmiyor!.. İsmin işaret ettiği ise, insanların kavrama kapasitesinin çok ötesinde!

"ALLAH" kitabının 13. baskısının 66-69 arasını çok çok dikkatli olarak herkesin bir kere daha okumasını tavsiye ederim...

İnsanlar detaylarla uğraşmaktan derinliğe dalamıyorlar!... Bütün kitapların son baskılarında bazı eklemeler vardır sanıyorum...

Soru

-Üstadım hurmadaki sır nedir?..

Üstad

-Hurma, beyin hücrelerinin tek girdisi olan glikozu ihtiva eden Arabistan’daki yegâne bitkidir. Orucu hurmayla açmanın sebebi de âcilen beyne glikoz göndererek onu beslemektir!

Soru

-Kur`ân ’da "Yakılacak şeyleri insanlar ve taşlar olan" ateşten bahsediyor. Buradaki ” taştan..” kasıt nedir?

Üstad

-Dünya!... Cehennem’de yanmanın iki boyutuna işaret ediliyor bu âyette...

Birinci boyut; şuursal yanma... Buna “İNSAN” kelimesiyle işaret olunuyor..

.İkinci boyut; maddesel yanma.. buna da “TAŞLAR” kelimesiyle işaret olunuyor; anladığım kadarıyla!.

Musa Aleyhisselâm’daki kudret sıfatının işareti veriliyor!.. Musa A.s, Nübüvet göreviyle zâhir ilmi üzereyken ona bâtınındaki sırların fark edilmesi amacıyla Hızır A.s. görevlendiriliyor... Hızır Aleyhisselâm’da kudret sıfatı zâhir olmaktadır...

Kişinin bâtın sırları ile tahakkuku ancak kudret sıfatının kendisinde açığa çıkmasıyla mümkündür. Musa A.S da kudret sıfatının kendisinde izhârıyla pişmiş balığı canlandırıyor... Bilmem anlatabildim mi?

Soru

-Üstadım ,Kur’ân `da Hızır A.S. için Kudret sıfatının kendisinden izhârından ziyade, "ledünnümüzden ilim verdik" diye bahsolunuyor... Deminki açıklamalarınızla bağlantısı...?

Üstad

-Ledün ilminin verilmesi ile Kudret izhârı oluşur! Kudret sıfatının zuhûru ledün ilmine bağlıdır genelde... "Ledün" kelimesinin anlamını öz’ünden gelen bir şekilde anlamak gerekir... İçten dışa bakarak...

Soru

-Cennet ehline oradaki meyvelerden ikram edildiğinde "Bu, evvelce yediğimiz şeydir". derler diye yazıyor Bakara Sûresi. Bununla ilgili açıklama yapar mısınız Üstadım.

Üstad

-"SANKİ" eki de var o Âyette...

Soru

-“Biz, emaneti yere ,göklere ve dağlara arz ettik, kabullenmediler.... İnsan kabul etti. Çünkü O, zâlim ve câhildi..." ifâdesindeki, İnsanın zâlim ve câhil olduğunu bildiren "BİZ" hangi boyuttan işarettir.?

Üstad

-Melekût boyutuna...

Dün akşam Star’da bir konuşma yapılmış... seyrettiniz mi?

Soru

-Evet arkadaşlar izlemişler..

Üstad

-Namaz Fâtiha’sız olurmuş!.. Namazda Türkçe Kur`ân okunmalıymış!

Soru

-Evet Üstadım, izledim.

Üstad

-Kadınlar aybaşı haliyle namaz kılıp oruç oruç tutarmış!

Soru

-Evet bu varmış..

Soru

-Kadınlarda cenaze namazı kılabilir, diyor..

Soru

-Ve.. ölülerimizin arkasında Kur’ân okunmazmış!..?

Üstad

-Peki bunlara cevap verebilecek kimse çıkmıyor mu?

Soru

-İzmir `de kadınlar ilk kez cenaze namazı kıldı...

Üstad

-Harika!... Türkiye’de devrimler başladı demek!!!???...

Soru

Üstad

-Evet, demek artık namazda Kur’ân ‘ın Türkçesini okuyabileceğiz?

Soru

-Öyleymiş.

Üstad

-Fâtiha’sız da olabiliyormuş namaz...!?

Evet....Sorusu olan var mı?

Namazın Kur’ân da târifi yoktur!.

Namaz Hadislere dayalı bir şekilde edâ edilir...

“Fâtiha’sız namaz olmaz” sözü de Allah Rasûlü’ne aittir!..

Soru

-Üstadım, ben dinledim. Eğer hiçbir şekilde Fâtiha’yı Arapça okuyamıyor ve bilmiyorsa, namaz kılmak istiyorsa Fâtiha`nın Türkçe mânâsını söyleyerek kılabilir . Onu da yapamıyorsa... Herhangi bir sûreyi okuyarak namaz kılabilir.. dedi.

Üstad

-Teşekkür ederim ...!

Soru

-Rüya nedir?..

Üstad

-Bu konuyla ilgili olarak “Hz.Muhammed Neyi Okudu” kitabının yeni baskılarındaki ek bölümü okudun mu? Orada geniş bir açıklama var, rüyalarla ilgili olarak!..

Soru

-Tövbe sûresi 20. ayette “iman edip hicret edenlere” kurtuluş vaad ediliyor... buradakı “Hicret”in mânâsı nedir?

Üstad

-Kişinin iki dünyası vardır!... Birinci dünyası, madde dünya; ikinci dünyası da bâtın yani iç dünyası...

Bu Âyet kişinin zâhir ve bâtın dünyasında hâkim olan tek kudretin Allah olduğuna işaret ediyor... İmanın neye olduğunu “Akıl ve İman” kitabında açıklamıştım...

"Ey İMAN EDENLER, <ALLAH>A iman edin"

deniyor; biliyorsunuz!...

Yani, iman edenlerin hayal edip varsaydıkları tanrı kavramından arınıp, "ALLAH İsminin İşaret Ettiği”ne iman etmeleri isteniyor...

Bundan sonra da onlardan talep edilen şey; varlıklarını oluşturan “ALLAH İsminin İşaret Ettiği Varlığa” hicret ederek onun gereğini yaşamaları!...

Bir kişiyi sevip onsuz yaşayamayacağını söyleyen kişi imanı reddetmektedir!. İnsanlar iman edip "Allah"a hicret etmek mecburiyetindedir; eğer iman ediyorlar ise gerçekten "ALLAH" ismiyle işaret edilene!.

Soru

-İnsan-ı Kâmil isimli eserde; “Hak denilen yüce Zât, "Allah" ismini, insana ayna yapmıştır”.. diye yazılı... Bunu açıklar mısınız?

Üstad

-İnsan, aynası olmadan kendini görebilir mi? Aynaya bakarak insan, kendini tanır!.

İnsan, Allah`ın yeryüzündeki halifesi ise; kendindeki halife olma özelliğini de bir aynada seyrederek tanımak zorundadır!..

Kişide kudret sıfatının açığa çıkması ayrı şeydir... İlim sıfatının açığa çıkması çok çok ayrı şeydir!..

Kendini tanımak, hakikatını bilmek ancak ilim sıfatının açığa çıkmasıyla mümkündür... İlim sıfatının açığa çıkması da topluma dönük olarak; Muhammed Aleyhisselâm ile gerçekleşmiştir...

Kudret sıfatı da en geniş şekliyle Deccal`da açığa çıkacaktır...!

İlim sıfatı, ancak Zâtına seçtiklerinde açığa çıkar... Kudret sıfatından daha faziletlidir!...

İlim sıfatı ise o devirde Mehdi`de de açığa çıkmaktadır!.. Bu yüzden de Mehdi, Deccal’den değerli olmuştur!...

Daha önceki kavimlerde de kudret sıfatının açığa çıkmasıyla büyük gelişmeler yaşanmıştır o toplumlarda... Medeniyet ve teknoloji olarak bizden çok daha ileri toplumlar da olmuştur geçmişte... Ama ne var ki o toplumların hiç biri Muhammed Ümmetindeki İlim zuhuruna ulaşmamıştır!

Bunun sonucunda da kudret zuhûru onların zehiri olmuş ve helâk olmuşlardır!... Bu yüzdendir ki, ilimsiz kerâmet açığa çıkarmak bütün evliyaullah nazarında aybaşı gören kadının kanı; olarak nitelendirilmiştir!.. Anlatabildim mi?

Soru

-Üstadım, geçmiş derken... Âdem Aleyhisselâm`dan önce mi?

Üstad

-Evet!

Soru

-Üstadım, Fil Sûresi’ndeki Ebâbil kuşlarını ve attıkları siccinleri açıklarmısınız?

Üstad

-Ebâbil kuşları yaşanmış bir olay olarak tarihte geçiyor... Yorumu yoktur..

Soru

-Üstadım, Rasûl, Nebî ve Peygamber kelimelerini biraz açabilir misiniz.

Üstad

-Rasûl=Elçi anlamındadır... Nebi=Görevli olarak insanları Allah Dinine davet edendir... “Peygamber”, Farsça’da “Nebi” anlamındadır ve kesinlikle kullanılmaması gereken yanlış bir kelimedir. Bu kelimeyi silin hafızanızdan!..

Soru

-Üstadım, bu gece Ilâhiyat Prof.larından birisi ilk defa elest bezmin’deki “elestü birabbikum” hitâbının ana rahminde gerçekleştiğinden bahsetti HBB de.

Üstad

-Eeee?. Ana rahminde kim kime böyle hitap edip soruyormuş? Ana rahmindeki ceninde bu soruyu cevaplayacak bilinç var mıymış?

Soru

-Üstadim, Prof. öyle söyledi...

Üstad

-Prof söyledi; dinleyenler de Prof .öyle söyledi diye kabullendi!!!...

Soru

-Dedi ki: Âdemoğullarının sulbünden zürriyetlerini almış ve onları kendilerine şahit tutmuştur; bu yüzden de; ruhlar evvelce yaratılmış değildir!.

Üstad

-“Ruhlar evvelce yaratılmış değildir!..” ifadesi biraz yapıştırma gibi geldi bana!..

Soru

-Nasıl yâni?

Üstad

-Söylüyor doğruyu ama, nasılını bilmeden anlamında!.

Soru

-Üstadım, Talâk sûresi 12.âyetini açıklar mısınız? “Allah yedi kat gök ve yeri yarattı... Emirleri bunların arasından geliyor..” Üstad

Bunun cevabını anlamak için, önce kafamızdaki tanrı kavramından kurtulmak gerekir...

Soru

-Dedikodu şirk midir?..

Üstad

Kimin hakkında dedikodu veya gıybet yaptığını bilmeyen, farketmeyen ise zaten “MÜŞRİK”tir!...

Karşındakinin hakikatını göremediğin sürece et kemik görüp secde etmeyen şeytan gibi olursun...

Doğru mu acaba ? Günlük yaşantı içinde nasıl farkedeceğiz karşımızdakini...? Üstelik onunla diyalog halinde iken!

Soru

-Üstadım şu anda Star TV`de "Diyanet İşleri Başkanı, kadınları Bayram Namazını birlikte kılmaya davet ediyor.." diye altyazı geçiyor.

Üstad

-Namaz kılmayı önce öğrenseler de... “Namaz” nedir onu öğretseler de...

Soru

-Üstadım, Nostradamus gelecekten nasıl haber veriyor? Dini kitap satan birçok yerde kitaplarını görüyoruz.. İlhamı cinni midir?

Üstad

-Mesajlarından ve o günkü çalışma tarzından bize intikal eden bilgilere göre cinlerle ilişkili olduğunu düşünüyorum!..

Soru

-2000 yılının cinlerle bir ilgisi var mıdır?

Üstad

-Sorunun mâhiyetini anlayamadım?..

Soru

-Cinlerin insanları kandırmak için 2000 yılına kadar süreleri olduğuna dair haberler duymustuk.

Üstad

-Benim o konuda bir bilgim yok !..

Soru

-Talâk suresi 12.Âyeti olan ; "Allah yedi kat göğü ve bir o kadar da yeri yarattı.emirleri bunların arasından geliyor" açıklar mısınız?

Üstad

-O Âyetin mânâsını Allah Rasûlü’nün sahabesi içindeki Rasûlullah’ın "âlim" diye nitelendirdiği zât olan Abbas bile "insanlar benim boğazımı keser" diyerek açıklamamışken; ben nasıl açıklarım...!!!...

İlimde o olgunluğa gelirseniz, ne anlam taşıdığını bu cümlelerin, kendiniz görürsünüz...

Soru

-Üstadım, mahşer günü ile ilgili kaynaklarda Mîzan olayından bahsediliyor...

Yani kişinin günahları ve sevaplarının tartılacağı; günahları ağırsa Cehennem’e, sevapları ağırsa Cennet’e gideceği belirtiliyor. Diğer taraftan başka kaynaklarda da kişinin günahları kadar Cehennem’de kalacağı daha sonra Cennet’e gideceği belirtiliyor. Bu ikisi aynı şey midir?.. Yoksa nasıl birleştirebiliriz..?

Üstad

-Bu olay sembolik bir anlatımdır... Kişinin yaptıklarının hesabı zaten "Allah seri-ül hisaptır" hükmünce anında değerlendirilmektedir...

Cennet’e girecek olan herkes Cehennem ortamından geçmek mecburiyetindedir... Sevapları yani onu Cehennem’in azâbından koruyacak enerjisi daha fazla ise, yanması az olur...

Cehennem’in maddi azâbından hadsiz hesapsız güçlü olanı mânevi yani düşünsel azâbıdır!. Kişi kendisine azap veren yanlışlarından arınmadıkça Cehennem’den çıkmaz!...

Meğer ki o arada kendisine ŞEFÂAT ulaşsın! Bu ulaşacak olan şefâat nedir?...

Burada farketmemiz gereken çok önemli bir husus var...!

Cehennem ortamıyla ilgili ŞEFÂAT Hadislerini hatırlayın...

“Nebî ve Rasûl ve Evliyaullah mertebelerine göre, Allah`ın izniyle Cehennem’e girer ve tanıdıklarına şefâat ederek Cehennem’den çıkarırlar..”

anlamında açıklamaları var Rasûlullah’ın.. Nedir bu olay?...

Önce Dünya yaşamından bir örnek verelim... Gerçek itibariyle Dünya Cehennem ortamı içindedir!... Ayrıca bu Cehennem ortamında herkesin yanışı da kendisine yerleşmiş olan şartlanmalar, değer yargıları ve bedene bağımlılık (tabiat) oranındadır!..

Bu gerekçeler dolayısıyla Dünya yaşamında çeşitli olaylarla birlikte yanmaya başlarsın!.. Bu, uykularında da devam eder!... Dolayısıyla ölüm ötesine de sıçrar!... Yanmana sebep olan şartlanma veya değer yargısından arınabilirsen, o takdirde yanman biter!.. Bu da ancak sendeki değer yargısının yanlış veya yersiz olduğunu bildirecek yani sana ŞEFÂAT edecek bir zâtın varlığı ve aracılığıyla olur!..

ŞEFÂAT, seni yanlış bilgiden arındırarak gerçeği idrak ettirme olayıdır!...

İnsan Cehennem’den, imanlı ise ancak şefaâtle kurtulur!.. Bunun sonucunda da Cennet yaşamına ve daha doğrusu boyutuna adapte olur... Anlatabildim mi dostlar..?

Başka sorusu olan?..

Peki öyle ise hepinize iyi geceler... Hoşça kalın!.

*  *  *