Mesajlar

Ahmed Hulûsi

MESAJ - 85

Kur’ân-ı Kerim`de “İnna….” lardaki “Biz” lâfzının kaynağı olan “Âlâ-i illîyin”in varlığından bîhaber mukallit, ne bilir “hakikati Muhammedi” ismiyle işaret edilen ve “RUH” isimli melek diye bahsedilen Vahidiyet mertebesinin ne olduğunu!.

Enfüsünden bîhaber; tüm anlatılanları, âfâkta arayan şaşkın!

“TEK”liğin enfüsten ulaşılan bir boyut olduğunu kavrayamayıp; göklerde, uzayda “TEK” arayışına çıkan mukallit!

Tanrı kavramına, “Allah” ismini etiketleyerek, kendini muvahhid sanan; elbette ki, bütün bunlardan habersiz olarak, bu dünyadan geçenlerden olmak üzere yaratılmıştır.

Kesret kavramının kaynağı olan “Tek mutlak RUH”tan meydana gelen tüm melekût âlemi; ve o âlemde meydana gelen müheymin melâike, âlâ-i illîyyîn, ve diğer meleklerin varlığı…

Esmâ mertebesinin zuhuru olarak varlığı meydana gelmiş olan melekût!…

Varlığını melekûttan alan tüm ef’âl mertebesi varlıkları…

Elbette ki, Rasul ve Nebi’lere inzâl yollu gelen ilim, urûç yollu keşfedilenden değerlidir.

İnzâl ile uruç arasındaki fark, Rasûl ile veli arasındaki fark gibidir…

Hak, “tenezzül” eder; kul “urûc” eder!

“Melekûtundan” gâfil olan, “Allahadıyla işaret edilenden hayli hayli gâfildir… Ömrü, ismi tanrı edinerek tamam olmaktadır!.