Akıl ve İman

Ahmed Hulûsi

İSLÂM`DA ZORLAMA YOKTUR

Burada şu gerçeğe işaret edelim...

İslam inancına göre kişinin muhatabı Allah`tır; Rasûlullah`tır!.. Bunların dışında inancını kimseye ispatlama mecburiyeti yoktur!.

Kişi inanır veya inanmaz, bunun sonuçlarını da ölümötesi yaşamda görür!.. Çünkü bu dünya zorlama değil, "TEKLİF" dünyasıdır!..

Kimsenin başkalarını herhangi bir konuda inanmaya zorlama hakkı yoktur!..

Nitekim aşağıdaki âyette bu konuya açıklık getirilmiştir:

"DİN iÇİNDE ZORLAMA YOKTUR!." (2-256)

Ne var ki KUR`ÂN-I KERİM’in bu açık hükmünü ifade eden âyet birçok müslüman olduğunu ifade eden kişi tarafından benimsenmemekte; çeşitli mantık oyunlarıyla insanlara zorla-baskıyla İslâm önerileri uygulattırılmak istenmektedir..

Yani, insanlar, iananmadıkları şeyi yapmağa zorlanarak, "münâfık-ikiyüzlü" hale getirilmektedirler!.

Oysa, yaşadığımız dünya "TEKLİF-ÖNERİ" dünyasıdır; "İMAN EDEN" imanının gereğini "iman"ı kadarıyla yapar; "iman"ı olmayan da dilediği gibi yaşar ve ölümötesinde de bunun sonuçlarına katlanır!.

"CEZA", yani yapılan veya yapılmayanın karşılığı ölümötesinde ALLAH sistemi içinde alınacaktır!.

Burada bir nebze değinmek istediğim bir husus da şu...

İnsanların önemli bir kısmında "NEFS"inden ileri gelen bir biçimde, çevresindekilere hükmetme; önde olma; baş olma; insanları gütme duyguları vardır!.. Oysa bu kişilerin çoğu, yaptıkları çalışmalarla kendilerini çevrelerine kabul ettirebilecekleri bir mevkiye gelememişlerdir!..

İşte bu durumda, kendi yetersizliklerini kapatmak için, dini kullanıp; "Allah adına", "Rasûlullah  adına", "Kur`ân adına" diyerek; bir kisveye, etikete bürünüp, insanlara zorla yön vermeye çalışırlar!..

Eğer, bu kişiler psikoanalitik incelemeye tabi tutulursa; görülecektir ki, çoğunlukla bu kavramları kendi psikosomatik hallerini tatmin için ortaya koymakta; böylece de kendilerindeki küçüklük, geri kalmışlık duygusunu tatmin etmektedirler!.

Orta çağın engizisyonlarını kuranlar; ve o engizisyonları günümüze taşımaya çalışanlar, herkesi cehenneme postalayanlar hep bu tür kişilikler ile onlara körü körüne, düşünmeden tabi olanlardır!.

Oysa, KUR`ÂN hükmüne göre, "DİN İÇİNDE iKRAH YOKTUR!.."

"İKRAH"ın anlamı "ZORLAMA"dır!..

İkrah yani zorlamanın dinde olmayışını; insanları bu konuda zorlamanın tamamiyle din dışı bir davranış olduğunu bakın değerli müfessir Hamdi Yazır ünlü tefsirinde nasıl açıklıyor:

-"Dinin mevzuu ef`ali ıztırariye (zorlama) değil; ef`ali ihtiyariyedir (kişinin kendi dileğiyle).. Bunun için ef`ali ihtiyariden birisi olan ikrah, dinde menhidir.

Belki âlemde ikrah bulunabilir amma dinde, dinin hükmünde, dinin dairesinde olmaz veya olmamalıdıdır. Dinin şanı ikrah etmek(zorlamak) değil, belki ikrahtan korumaktır.

Binâenaleyh dini İslamın bihakkın hakim olduğu yerde ikrah (zorlama) bulunmaz ve bulunmamalıdır.. Şu halde Din, ikrah ediniz demez, ikrah meşru ve muteber olmaz.

İkrah ile vâki olan amelde dinin va`dettiği sevap bulunmaz; rıza ve hüsni niyyet bulunmayınca hiç bir amel ibadet olmaz!.

Ameller niyete göre değerlenir!.. Metalibi diniyyenin hepsi ikrahsız, hüsni niyyet ve rıza ile yapılmalıdır..

İkrah (zorlama) ile itikad mümkün değil; ikrah ile kılınan namaz, namaz değil; oruç keza; hacc keza ilah...

Bundan başka, bir kimsenin diğerine tecavüz edip de herhangi bir işi ikrah ile yaptırması da câiz değildir; hâsılı, hükmi İslam altında herkes vazifesini bilihtiyar yapmalı, iKRAHSIZ YAŞAMALIDIR!." (c:1;s:860-861)

Esasen bu konu başlı başına bir kitapta ele alınabilecek bir değerlendirme olduğu için, daha fazla bu özellik üzerine gitmeyip, kaldığımız yerden devam edelim..

*   *   *