Gavsiye Açıklaması

Ahmed Hulûsi

"FAKR" HAKKINDA

"Sordum tekrar; dedim ki:

-Ya rabbi; hiç içer misin, yer misin?..

dedi ki:

-Yemem, fakîrin yemesidir; içmem de fakîrin içmesidir!.."

Bu beyanı anlayabilmek için "FAKÎR" kelimesinin anlamını iyi bilmek gerekir.

"Fakîr", parası - pulu, malı - mülkü, evi - barkı olmayan anlamında kullanılmaz tasavvufta.

"FAKR" hâli "Yokluk" hâlidir!.. Fakîr de, "yokluk" hâlini yaşayan kişidir.

Fakr`in üç mertebesi vardır;

1-Fakr

2-Fakrın fakrı

3-Fakrın fakrının fakrı!..

"Fakrımle iftihar ederim" anlamındaki hadîs-i Rasûlullah Aleyhisselâm’ın burada işaret etmek istediği mânâ, işte yukarıdaki beyânın da açıklamasıdır... Bu demektir ki;

"Yokluğum ile iftihar ederim!.." Yanlış anlamayalım, yoksulluğum ile değil!.. Yani, Allah`ın varlığı ve vücudu yanında, benim de bir varlığım ve vücudum var değil. Sadece, Allah var ve ben aslım hakikatim itibariyle yokum!.

Eğer kişi, beş duyu esaretinden ve şartlanmaların oluşturduğu kabullerden arınıp, vehminin kabul ettirdiği göresel benlikten kurtulabilirse, görür ki kendisi yoktur, sadece Allah vücûd sahibidir!..

Nitekim, bu yokluğunu idrak etme sadedinde de "fenâfillah" deyimi kullanılır. Bunun mânâsı, Allah`ın varlığı yanında kendi yokluğunu hissetme ve yaşama hâlidir.

İşte, bu yokluğunu idrâk etmiş, yani fakr`e ermiş anlamında kullanılan, fakîrin yemesi ve içmesi benzetme yollu hakkın yemesi ve içmesi olarak tavsif edilmiştir.

Benzetmenin ötesinde zâtı ve benliği itibariyle elbette ki Allah bu gibi kavramlardan münezzehtir.

*   *   *