Kendini Tanı

Ahmed Hulûsi

BEYİN - RUH İLİŞKİSİ

Burada bir noktayı açıklığa kavuşturalım:

Beyin-ruh ilişkisinde, daha önceki açıklamalarımda; Beynin, 120 nci günden itibaren kişinin kendi dalgasal bedenini meydana getirdiğini; bu dalgasal yapının, beyindeki tüm özellikler ve kuvvetlerle yüklenmiş olduğunu; ve bu ruhun bedenden ayrılacağını, anlatmıştım... Ancak, açıklamadığım bir husus vardı, o da şu:

Beyin ile ruh arasındaki karşılıklı ilişki!.

Beyin, enerjiyi üretiyor, dalgasal bedene yüklüyor. Fakat, öte yandan, ruh da kendisindeki bu güçle, beyni takviye ederek kişinin hayâtiyetini devam ettiriyor!.

Şayet ruh, bedenden ayrıldığınde, her hangi bir sebeple geri dönmezse, beyin bu enerjiden yoksun kaldığı için, hayatiyeti de son buluyor; ve ölüm dediğimiz olay gerçekleşiyor. Ruhun, bedenle bağlantısının kopması denen olay meydana geliyor..

Yani, beyin bir taraftan kendi ruhunu üretip, meydana getirip, ona belli enerjiyi, kendisindeki özellikleri yüklerken; bu enerji, "feed back"le, geri dönmek sûretiyle, aynı zamanda da beynin ve vücudun enerjisini takviye ediyor.

Burada şu noktaya da dikkat ediniz:

Beynin biliyorsunuz ki, yüzde üç-beş gibi çok sınırlı bir bölümünü kullanabiliyoruz..

Şimdi buraya dikkat!.

RUHA, yani dalgasal beyne, biyolojik beynin sadece çalışan bölümü yüklenir!. Yani, çalışan kadarı, kendi kopyası veya ikizi olan dalgasal beyni üretir!. Ve dolayısıyla da kişinin ruh gücü ve ilmi, sadece beyninin çalışan bölümü kadar gerçekleşir..

Zira dalgasal beden ve dolayısıyla ışınsal beyin, biyolojik beyinden ayrıldıktan sonra, bir daha gelişme şansına sahip değildir!.. Bu yüzden de ruh kuvvetin, kapasiten, ölmeden önceki son ulaştığın beyin kapasiten olarak sâbitlenir!..

Eğer beynini geliştirebildiysen, ruhunu güçlendirdin demektir.

İşte, "kuvvetli ruh" ya da "ruhu kuvvetli", tasarruf sahibi kişiler dediklerimizin oluşturdukları olayın sebebi de budur!...

İşte bu yüksek beyin gücüne sahip kişiler, belli görevli varlıklar üzerinde tasarruf ederek, onlara istediklerini yaptırıyorlar!. Sadece yaptırtmak değil; onları kullanarak belli şeyleri haber alabiliyor, belli bir takım şeylere muttalî olabiliyor, belli şeylere yön verebiliyor, çevresine yararlı olabiliyor!. zaten bu kişilerden çevreye hiç bir zaman zarar ulaşmaz!

Bunlar, hep o kişilerin beyin kapasitesine ve gücüne bağlı olaylar!.

Yani, biz, beynimizi ne derecede güçlendirebilirsek, o derecede belli güçlerin bizde ortaya çıkması söz konusu!.

Bizim, beynimizi güçlendirebilmemiz, bir diğer mânâda, Allah`ın yeryüzündeki Halifesi olarak var olmuş insanın, Allah`ın özelliklerine, yani, Allah`ın isimlerinde bahsedilen özelliklere sahip olması nedeniyle, o özellikleri ortaya koyması bahis konusu..

Bu kapasitenin gelişmesinde de elbette "ZİKİR"in çok önemli rolü var!. "ZİKİR" konusunu daha önceki kitaplarımızda çok detaylı olarak açıkladığım için burada o konuya girmeyeceğim..

İşte senin beyninde, o Allah isimlerinin oluşturduğu özellikler, güçler mevcut!. Ve sen, o ilâhi özellikleri, güçleri ortaya çıkartabilirsin...

Bunun için de gerekli olan, beynin kapasitesinin artması... Beynin kapasitesinin artması için de, beynin kullanılabilen alanındaki bioelektrik enerjinin, kullanılmayan alanlara kaydırılması gerekli..

Bu da artık çok iyi bildiğimiz gibi, beyinde yapılan belli kelime tekrarları ile yani "ZİKİR" ile oluşur...

*  *  *