Kendini Tanı

Ahmed Hulûsi

RAB – ALLAH

Şimdi burada önemli bir noktayı farketmemiz gerekiyor:

"Tenezzelül melâiketi ver ruh, fiyha biizni rabbihim"

buyruluyor...

Burada birinci önemli nokta;

"Ruh ve melâike, Rablerinin izni ile..." diyor.

"Allah`ın izni ile" demiyor...

Dikkat edin!...

Kur`ân ‘da mevcut olan bir çok incelikten biri de şudur;

Bazı yerde "Rab" denmiştir. Bazı yerde "Allah" demiştir.. Bazı yerde "İlâh" demiştir...

Bunların hepsi, ayrı ayrı mânâlar ifade eder!.

Hiç bir zaman, biz, kullanılan bir kelimenin yerine ötekini kullanamayız.

Çünkü o kelimenin anlamıdır orada önemli olan, öbür kelime orada istenilen anlamı vermez ve ddolayısıyla gereken açıklık da oluşmaz!..

"Rabb" demişse, "İlâh" veya "Rahman", olmaz, kullanılmaz!...

"Rab" nedir?...

Bunun anlamını, "İNSAN ve SIRLARI" ında, özel bir bölümde tafsilatlı bir şekilde anlattık...

Kişinin Rabbı, bir birimi oluşturan "Esmâ terkibi"="Allah isimlerinin mânâ bileşimidir"dir... Yani, "kişinin yapısını meydana getiren Allah`ın güzel isimleri" diye bahsediyoruz ya!.. Allah`ın Esmâsının, bir terkip=bileşim şeklinde, o kişinin yapısında yer almasıdır...

Birimin rabbı; bakın, dikkat edin!... “Birim” kelimesini kullanıyorum... Birim deyince bunun içine nebat girer, hayvan girer, insan girer, cin girer, melek girer...

Zaten varlıkta bu ana sınıflandırma söz konusudur. Bunun dışında başka sınıf yok!...

Bir şey ya madendir, ya nebattır, ya hayvandır, ya insandır, ya cindir veya melektir. Bütün birimler, bu sınıflandırmanın birindedir...

Her birimin "Rabbı", onu meydana getiren "Esmâ terkibidir"...

99 Esmânın sayısız kombinezonuyla oluşan isimler bileşiminin varkıldığı yapı insandır. Ancak bu 99 ismin de mânâsını dilediği anda dilediği düzeyde, bir kısmının kaydında kalmaksızın ortaya koyabilen, "İnsan-ı Kâmil"dir...

İnsan-ı Kâmil`in hayatiyeti itibariyle aldığı isim, "Ruh-u A’zâm"`dır.

İlmi, şuuru itibariyle aldığı isim, "Akl-ı Evvel"`dir. Ki bu vasfa işaret için günümüzde "Kozmik bilinç" tâbiri kullanılmaktadır..

Varlığı, "BENliği" itibariyle aldığı isim, "Nefs-i Küll"dür.

"O gecede Ruh tenezzül eder." diyor.

“Tenezzül”ün mânâsını biraz evvel de bir nebze anlatmağa çalıştım.

"Tenezzül", yukarıdan aşağı inen mekânsal bir olay değildir!...

"Tenezzül", boyutsal bir geçiştir!.

Boyutsal bir geçiştir, derken neyi anlatmak istiyoruz?...

Madde, moleküler yapı, atom, atom altı boyut, kuantsal boyut, enerji ve özündeki hiç`lik... Ehadiyet noktası, sınırsız sonsuzluk noktası...

Öz`deki ana cevhere ait özelliğin, mânânın bu boyutsal tenezzülle kişinin varlığında açılması anlamında...

*  *  *