Kendini Tanı

Ahmed Hulûsi

HAKK`I GÖRMEK HAKKINDA

Burada, bir iki husus daha var:

"Görmediğim Allah`a ibadet etmem" diyor, Hz. Âli...

Sahabeden bir başka Zât da:

"Hiç bir şey görmem ki o gördüğüm şeyden evvel Allah`ı görmüş olmayayım." diyor. Yani önce "Allah"ı görürüm; sonra "O"nu, o sûrete bürünmüş olarak kabul ederim!.

Diğer bir ifadeyle; Önce O şeyin "nefs"ini, sonra da büründüğü sûreti görürüm... diyor.

"O", herşeydir!... Her şey, "O"nun ef`al mertebesindeki görüntüsüdür...

Esmâ mertebesinde ise; sırf mânâlar söz konusudur... Madde veya mikrodalga yahut ışınsal kökenli varlıklar burada bahis konusu değildir!.. Burası vahdet mertebesidir...

Vâhidiyet, varlığın, TEK varlığın, kendini bilmesidir!.. Sıfat mertebesidir.. Burası; Ceberrût Âlemi`dir.

Evet. bunları böyle özetledikten sonra, demin ki noktaya gelelim

Hakk`ı müşahede ve yaşamak için ölmeden önce ölmek!..

"Ölmeden evvel ölmek" noktasından, yukarıda bahsetmiştik. Biraz açalım..

Şu anda hepimizin yaptığı çalışmalar, kendimizi cehennemden kurtarma çalışmalarıdır.

Daha hiç birimiz, çalışma olarak, bilfiil Allah`ı görmek üzere bir çalışmaya girmiş değiliz..

Temelde, gayemiz, idealimiz, maksadımız bazılarımızda her ne kadar "Allah"a ermek ise de; şu anda ki bütün çalışmalarımızın semeresi, kendimizi cehennem azaplarınan kurtarmaktır!.

Henüz kendimizi cehennem azaplarından kurtarmış değiliz... Niye?..

Çünkü; bir kere hepimizde kendimizi şu beden, şu varlık olarak hissetme hâli mevcut!.. Hepimizin evi var, malı mülkü var, parası, anası, babası, kocası var... Bunların da hoşumuza gitmeyen hâllerinden dolayı, sıkılmalarımız, üzülmelerimiz, bunalımlarımız söz konusu.

Cehennemin bu dünyadaki yaşamı, işte bu hâllerdir!. Ve biz bu hâllerin içinde olduğumuz sürece de, hâlâ, kendimizi cehennemden kurtarma çalışmaları içindeyiz...

İnsanların bir kısmı, öldükten sonra cehennem`e gidecek, orada milyonlarla sene yanacak; burada terkedemediği, atamadığı hâlleri orada sürekli yaşayacak; tekrar tekrar yaşayacak... Neticede, şartlar, artık ona azap vermez hale gelecek; ve azap öylece bitmiş olacak.

Müminlerin, cehenneme girip de, yandıktan sonra cehennemden çıkması denen olaya gelince...

Burada, sana azap veren bir olayla ilk karşılaştığında, göstereceğin tepkiyi yüz üzerinden yüz olarak kabul edersek...ikinci defa aynı olayla karşılaşırsan, yüzde seksen tepki gösterirsin... Üçüncüde yüzde altmışa düşer tepkin!. En sonunda boş verirsin, olay artık seni hiç etkilemez!..

İşte o şey, o takdirde artık sana azap verme durumundan çıkar!.

Bu olay, şimdi dünyada iken kolay... Kendinde belli idrâkleri oturtabilirsen, bunu üç ayda, altı ayda, bir senede bilemedin birkaç senede atarsın!..

Ancak, bu beden ve bu beyin, bu şuur kendinden gittikten sonra; ruh denen o mikrodalga beyinle yaşamaya başladığın zaman, bunu böyle bir kaç defada atamazsın...

Biyolojik beyin, şu anda ruh üstünde, mikrodalga beyin üstünde rahatça gerekli yüklemeleri yaparak, bunları değiştirebiliyor... Ama öldükten sonra o imkân kaybediliyor!.

Ölüm sonrasında, mikrodalga beyinle başbaşa kaldığımız zaman, onun yeni şartlara adaptasyonu, ancak ve ancak, aynı olayla pek çok sayıda karşı karşıya kalması suretiyle mümkün olur..

O yüzden de işte cehennem dediğimiz hayat çok çok uzun sürelere ve boyutlara dönük bir hayattır... Ve bu hâlleri orada çok uzun sürede atmak mümkün olur.

Bu gün bu dünyada, sana azap veren her hangi bir olaydan, yüz kere aynı olayı yaşamakla kurtulabilirsen; orada belki on milyon defa aynı olaya, aynı azâba tahammül edeceksin!.

Neticede artık o olay sana azap vermez olacak ..

Cehennemde insanın kendisine azap veren cehennem çukurlarına sayısız defa girip çıkması diye sembolize edilen olay budur işte!..

Aslında bu dünyada da cehennem çukurlarına girip girip çıkıyoruz da, olayın ne olduğunun ismini koyamıyoruz bu konudaki bilgisizliğimizden..

İnsan-ı Kâmil`de okursanız, Abdülkerim Ceyli`nin cehennem bahsini. Bunları orada daha detaylı görebilirsiniz..

Evet, burada "Vahdet"in zirvesinden bahsetmemize karşılık, daha hiç birimiz cehennemden çıkabilmiş değiliz.

Cehennemden ne zaman çıkarsın?...

Cehennemden çıkmanın zamanı, senin bu bedene ve bu beden dolayısıyla sahip olduğun her şeye veda etme zamanıdır!...

Yanlış anlamayalım; eve sahip olma, eşyanı, arabanı, elmasını pırlantanı at, değil!.. Eğer, o nesnenin sende olması ile olmaması bir fark yapmıyorsa o nesnelerin elinde olmasından dolayı azap çekmezsin!.

Ama, o nesneyi benlenmişsen, sahiplenmişsen; ve o nesnenin senin elinden çıkması sana azap sıkıntı veriyorsa, işte o zaman sen şu anda da cehennemde yaşıyorsun!..

Bu çarkı felek, bu devran içinde bir gün gelecek, ona iyice sarılacak; bir gün gelecek ondan uzaklaşacak, sonra gene bağlanacaksın!... Ve böylece sürekli yanma hali senin için devam edegidecek!.

*  *  *