Akıl ve İman

Ahmed Hulûsi

"VE BİL KADERİ"... KADERE...

Bu sözde "vel yevmil âhir"den sonra, "ve kadere" dememiş, "VE BİL KADERE" demiş. "B" harfini gene getirmiş burada başa koymuş.

Bunun mânâsı:

"Nesnenin kaderi kendisinde mevcut olarak, o nesne var olmuştur"; demektir.

Oluşan birim, kaderi kendisinde mevcut olarak o kaderle mevcut olmuş, var olmuş demektir.

"B" harfinin oluşturduğu mânâ burada odur.

Yani, rastgele bir kader değil!..

Dışarıdaki birinin yazdığı bir kadere göre, ben varım ve ben o programı uyguluyorum, gibi değil!..

Kaderi kendinden gelen bir biçimde, kendi varlığında; kendi programı yapısında özünde mevcut bir biçimde var olmuş demektir.

Burası çok önemli ve ince bir noktadır.

"Kadere iman"ın esaslarını, yani neye ve nasıl iman edilmesi gerekliliği esaslarını, birazdan âyetlerle ve hadislerle izah edeceğim.

Şimdi burada üzerinde durmak istediğim husus şudur:

Birim, var oluş gayesine uygun bir programla yüklenir; ki bu oluş birimin "fıtratı" diye bilinir!... Daha doğrusu, programı gelen meleki-kozmik etkilerle beyne yüklenir!.. O birimin manevi sureti, onun programıdır; yani "fıtratı"dır; yani kaderidir!.

Bu hususa işaret eden âyet

"KÜLLÜN YA`MELU ALA ŞAKILETİH"dir. (17-84)

"TÜMÜ DE PROGRAMLARI (ŞÂKILESİ) DOĞRULTUSUNDA FİİLLER YAPAR..."

dır.

Bu hususa işaret eden çok önemli bir âyet daha var:

"FEEKIM VECHEKE LİDDİYNİ HANÎFA...." (30-30)

"VECHİNİ HANÎF OLARAK DİNE DÖNDÜR"

Hz. Rasûlullah Aleyhisselâm’a bu şekilde bir gerçek bildirildikten sonra evrensel sır açıklanıyor ve bir gerçek daha vurgulanıyor:

Buyuruluyor:

"...FITRATALLAHİLLETİY FETAREN NÂSE ALEYHA;

LÂ TEBDİYLE LİHALKİLLAH;

ZÂLİKE DİYNÜL KAYYIM;

VE LÂKİNNE EKSEREN NÂSİ LA YA`LEMUN". (30-30)

"FITRATALLAHİLLETİY FETAREN NÂSE ALEYHA":

"İnsanlar belli program üzere, programlanmış olarak vardırlar".

"ALLAH"ın belli bir gayeye yönelik bir biçimde, belli bir programla meydana getirmesi ile vardırlar.

"ALLAH" onlarda hangi isimlerin mânâlarını açığa çıkarmayı dilemişse, o isimlerin mânâlarını açığa çıkarmaya uygun bir beyin programıyla oluşurlar; ve o beyin programının gereğini meydana getirirler!... Ve bu program da asla değişmez!.

"LÂ TEBDİYLE LİHALKİLLAH":

Bazı müfessirler buradaki "tebdilâ"yı "ona bedel bulunmaz" şeklinde tercüme etmişlerse de; buradaki esas ağırlıklı mânâ "değişmezliktir."

Yani, "ALLAH`ın belli bir programla ve amaçla halkettiği varlığında asla program değişikliği olmaz"!.

"O ne gaye ile var olmuşsa, o gaye üzerine yaşamına sonsuza dek devam eder"dir bunun manası... Ve zaten:

"ZÂLİKE DİN`ÜL KAYYUM":

Ve "dinde bu esas üzerine kaimdir", hükmü de bunu hemen tamamlıyor ve ondan sonra diyor ki:

"VE LÂKİN EKSEREN NÂSİ LA YA`LEMUN""Velâkin insanların ekseriyeti bu gerçeği bilmezler"!. Ya nasıl bilirier; işte bugün herkes nasıl biliyorsa öyle bilirler...işin bu gerçeğini bilmezler!.

İşte "ALLAH"`ın, insanların her birini belli bir gayeye uygun olarak, kendindeki mânâları seyretme amacına dönük "fıtrat"la halketmesi konusunu isteyenler bizim, "TEKİN SEYRİ" isimli kitabımızda ve "Öz`ün Seyri" ve "Tekliğin Esasları" isimli kasetlerimizden dinleyebilirler.

Şimdi biz, belli bir program üzere kendi kaderi ile, "fıtratı" ile varolmuş olan insanın; sadece kendi çizgisini, kaderini yaşayacağı hususunu vurgulayan; kadere iman esasını anlamamıza yardımcı olacak bazı açıklamalar yapmaya çalışalım:

*   *   *