Kendini Tanı

Ahmed Hulûsi

TASAVVUF, ŞUURLU İNSAN İŞİDİR!

Tasavvuf, aklı başında, şuurlu, yüksek tefekkür gücü olan üstün istidat ve kâbiliyetli insanların konusudur!

Ağzından çıkanı kulağı duymayan mecnunların, psikiyatrik vakaların tasavvufla, hele hele Allah`a erme gibi fevkalâde muazzam kesinlikle bir ilgisi olamaz!.

"Nefs"i bilme; "Rabbı" bilme; "Melîk"i bilme; "Allah"ı bilme; "mârifetullah"ı bilme; Allah`ın tüm varlıkta yürürlükte olan sistemini müşahede etme gibi sayısız ilimleri kapsamak, "akl-ı kül" işidir en azından!..

Bütün bunlar, deli divânelike, meczuplukla olmaz; şuurla olur!. Hem de çok üst düzeyde bilinçle.

Bir takım adamlar görüyoruz ortalıkta, başıbozuk dolaşıyorlar!.. Bir takım düzensiz, şuursuz, saçma laflar ediyorlar!.. Biz de bunlara, Vahdet`i yaşıyorlar meczuplar, hakikatı yaşıyorlar, bilmem neyi yaşıyorlar diye nazar ediyoruz... Hiç alâkası yok!. Mantıksal bütünlükten yoksun konuşmalar yapan Hakikat ehli yoktur!.

Zira Vahdet olayı, tamamıyla bir basiret, bir şuur olayı!... Nerede bir basiret, bir şuur olayı, nerede bir deli saçması!...

Düşünün ki bir "Ben Hakk`ım" diyor, sonra ondan vazgeçiyor, dönüyor, "Ben basit, âciz bir kulum, ben bilmem neyim" diyor. Bunlar şuurlu ifadeler değil!..

Şuurunu, bütünüyle, aşırı şekilde bu konuya, teksif etmekten dolayı, bu kişiye halkın “deli” demesi, delicesine bir çalışma içinde olduğu mânâsındadır!. Yoksa, sistemsiz-saçma sapan şeyler söylemek değildir, delilikten murad...

Bir kişi bu işin böyle olduğuna inanır, iman ederse; bunu böylesine yaşayabilmek için, bedenselliğinden, huylarından, şartlanmalarından kopabilmek amacıyla yoğun bir takım çalışmalara girerse; herkesin genel anlayışına ters düşen bu çalışmalara girmesi dolayısıyla de millet ona "deli" der.

-Yahu bu adam deli... Bunu terketti, şunu terketti" vesâire derler. Ama, halkın ona deli demeleri, deli olduğu anlamına gelmez!. Nitekim, Rasûlullah Aleyhisselâm’a dahi deli demişlerdir, mecnun demişlerdir.. Söylenir!...

*  *  *