Kendini Tanı

Ahmed Hulûsi

"EL AN...." NE HALDE..?

Evet, o mutlak ve kesin gerçek, Rasûlullah Aleyhisselâm’ın açıklamasına göre şudur:

-ALLAH vardı ve O`nunla birlikte hiç bir şey yoktu!.

Yani âlem, insan, varlık, melek, cin, ins vs. yoktu... Sadece Allah vardı!.

Açıklamadan çıkan birinci manâ bu!.

Ama aynı cümleden anlaşılan başka mânâlar da var elbette...

Hz. Ali`ye geliyor ve diyorlar ki; Rasûlullah şöyle şöyle buyurdu...

Hz. Ali, bir an duruyor ve

-El AN öyledir!.. diyor.

"Allah var idi, O`nunla beraber bir şey yok idi".

Burada açıklanmak istenen birinci mânâ; insan, âlem, varlıklar vs. yoktu, sadece "Allah" vardı.

İkinci mânâ; Bütün bunlar vardı ama olan şeyler O`nun dışında bir şey olmadığı için sadece "Allah" vardır ve "el`an dahi Allah" var.

Üçüncü bir mânâ; Yine sadece "Allah" var, "el-an" dediğine göre. "el-an"da yani sonsuz sınırsız Allah "anı" içinde, âlem, insan vs. bu görülen varlıkların hiç biri esasında mevcut değil... Dünya, cennet, cehennem hiç bir şeyin kendine has orijinal vücudu, varlığı mevcut değil!

Burada bize düşen, meseleden fazla uzaklaşmamak için, en faydalı olan şey; bu şıklardan sadece birini tercih etmek değil, hepsinin de geçerli olduğunu idrak etmek.

Sapmalar bu saydığım şıklardan sadece birisinin geçerliliğini kabul etmek yüzünden olur.

Çünkü gerek Rasûlullah Aleyhisselâm’ı, gerekse O`nun vârisi olan kemâlât sahibi kişilerin en büyük özelliği konuştukları zaman ifade ettikleri kelâmda bir kaç mânâ bulunmasıdır. Yani, bir tek cümle söylerler, ancak o cümleden çeşitli mânâlar çıkar.

Burada dikkat edilecek husus şu:

O anlatımdan çıkan bir kaç mânâdan bir tanesi esastır da diğerleri doğru değil, değildir!.

Hangi boyutta hangi mânâları algılıyorsan, onların hepsi de o kelâmda mevcut.

Yani bir cümlede bir kaç hakikate birden işaret edebilme özelliği mevcut.. Buna "cevâmiül kelâm", kelâmında toplu olarak bir çok mânâlar ifade edebilme özelliği deniyor. Hazreti Rasûlullah `a ve vârislerine ait olan bir özellik bu!.

Bir mânâyı, bir cümleyi söylüyor; o cümleden bir kaç boyutta mânâ algılayabiliyorsun.

Önemi dolayısıyla tekrar ediyorum, burada şuna dikkat etmek zorunlu;

Bu mânâların sadece biri tercihe şâyân değil; hepsi de geçerli!.

Önemli olan hepsinin de ayrı ayrı geçerli olduğu, boyutları müşahede etmeğe çalışman... Yani işin incelik noktası burası!. Şu mânâ mı, bu mânâ mı demek doğru değil!. Zira her mânâ kendi boyutunda doğru!.

İş bu nedenledir ki sen, bütün boyutları kavramaya çalış; ki o zaman meseleyi kapsayabilesin bütünüyle.

Şİmdi Rasûlullah Aleyhisselâm’ın bu konudaki ikinci açıklamasına geçiyoruz.

"Nefs`ine ârif olan, Rabbine ârif olur".

Yani, Rabbına ârif olmak istiyorsan, Rabbını bilmek istiyorsan; bu "Rabbim" dediğin şeyin ne olduğunu bilmek istiyorsan, önce "nefs"inin ne olduğunu bilmek zorundasın!.

"Nefs" dediğin şey ne?...

"Nefs" kelimesiyle işaret edilen anlam nedir?..

Bu kelimenin anlamı öylesine saptırılmış, öylesine çarpıtılmış; bir kavram kargaşasına uğramıştır ki; çok büyük bir ihtimal ile bu kelimenin gerçek anlamını bilmiyorsundur!

"Nefs"inin ne olduğunu bilmediğin sürece de Rabbi`ni bilmene imkân yok!.

Peki... "Nefs"ini bilmediğin sürece ne hâldesin?...

*  *  *