İslâm

Ahmed Hulûsi

TÜRBAN SORUNU MU

Müslümanlık eşittir türban mı?

Bugün ülkede, insanların hiç bir konusu kalmamış gibi, müslümanlık denilince ortaya hep aynı konu atılıyor... Başörtüsü!.. Kimi, başını örtmeyen hanımı müslüman saymıyor!.. Kimi yobazlar da başörtülü olanı insandan saymayıp, insanlık haklarını elinden almaya kalkışıyorlar!.

Kimilerine göre başörtmemek sanki en büyük insanlık suçu; kimilerine göre de başını örtmüş olmak !.

23 yılda tamamlanmış olan Kur`ân tebliğinin, 17. yılında müslüman kadınlara yapılan bir teklif, başörtmek!.

Kur`ânda, müslüman kadınların başörtmelerinin yararlı olacağı konusunda birkaç ayet var!. Dinî bir gereklilik başörtmek, müslüman hanımlar için!.. Bu teklifi yerine getirebilmek, o kişi için elbette ki çok kazançlı bir davranış..

Ayrıca, Dini inancı dolayısıyla başını örten bir hanıma, medenî bir insan isek, saygı duymamız gerekir!..inancı gereği, oldukça sıkıntı veren bu duruma katlanan bir hanım kardeşimize saygı duymamak mümkün değildir!..

Ancak inancı dolayısıyla bu bu kıyafeti giyen insanları kınayan, onlara hor bakan, insanlık ve yaşama haklarını elinden alan çağdaş yobazlar da var aramızda ne yazık ki!.

Bu inanan kişilerin üniversitelerde okuma haklarına karşı çıkan, hemşirelik, doktorluk, avukatlık, öğretmenlik gibi serbest meslek erbabı olarak görev yapmalarına olanak tanımayan insanlık ve medeniyet özürlüsü insanlar da aramızda bir hayli fazla!.. Bu davranışlar, onların haklarını koruma amacıyla siyasilere, dinsel inancı savunma hakkı sağlıyor; ve böylece de dinle siyasetin birleşmesine yolaçılıyor.

Başörtüsüne karşı çıkmak, insan haklarına ve medeniliğe karşı çıkmaktır!insanların inançları doğrultusunda kimseye zarar vermeden yaşama hakkına karşı çıkmaktır!... Ki bu da ancak, aklı kıt mazurlar için mümkün olan bir davranış türüdür!.

Başörtmeyen inançlı hanımları müslüman saymayan, hatta "kâfir" ilân eden bilgisizliğe gelince..

Kur`ân ve Hazreti Muhammed, insanlara tanrılara tapınmamaları ve ölümötesi yaşama kendilerini hazırlamaları amacıyla çeşitli teklifler sunmuşlardır..insanlar bu tekliflerden yapabildikleri kadarını yaparlar; sonucunu kendileri yaşarlar!..

Sahihi Buhari`deki Allah Rasûlü açıklamasına göre, aklı başında insanın "La ilahe illallah" düşüncesi onun imanlı olduğunun ifadesidir.. Ve ona kim "kâfir" yani "gerçeği örten" derse, diyen kişi kendisi "kâfir" olur!. Yani imanlı bir kadına yanlış veya yetersiz davranışı yüzünden "kâfir" diyenin kendisi "kâfir"dir!

Şayet İslâm`ın tekliflerini sıralamak gerekirse; başta namaz, oruç, hac, zekât gibi çeşitli çalışmalar; insan öldürmemek, dedikodu yapmamak, ölü kardeşinin çiğ etini yemekle eşdeğer olan gıybet etmemek gibi konulara ilâve olarak yapılan bir teklif vardır; hanımların başlarını örtmesi!.

Bir müslüman hanım, elinden geliyorsa Kur`ân ’daki bu teklifi de yerine getirir.. Ama bu teklifi yerine getiremiyorsa da, onu müslüman saymamak, dinden çıkmış kabul etmek, hatta ona "kâfir" demek hiç bir aklıbaşında müslümanda görülmeyecek davranıştır. O kişi başını örtememesine rağman gene de elinden geldiği kadar namazını eda eder, orucunu tutar ve hatta dönüşte başını örtemiyecek olsa da haccını yapar!. Kimsenin de onu, bu yaptıkları dolayısıyla suçlamaya hakkı yoktur. Başını örtmeyen kadınının müslüman olamıyacağını söylemek safsatadan başka bir şey değildir!.

Bir hanım, "ben başörtüsünün Kur`ân ‘ın bir teklifi olduğunu kabul ediyorum; ancak mevcut şartlarda bunu uygulayamıyorum; umarım Allah bundan dolayı beni bağışlar" der ve diğer ibadetleri elinden geldiğince yerine getirirse, ümid ederim Allah ona pek çok hayrın kapısını açar.

Biz yeryüzüne, insanları yargılamak ve suçlamak için değil; "Hakikat"ımız olan Allah`ı tanımak; kulluğumuzun gereğini yaparak, ölümötesi yaşama kendimizi hazırlamak için geldik...

Allah ADINA konuşmak, yargılamak ve hüküm vermek yetkisine ise yeryüzünde kimse sahip değildir; yarına!..

*  *  *