İslâm

Ahmed Hulûsi

DUA: YÖNLENDİRİLMİŞ BEYİN DALGALARI

"DUA MÜMİNİN SİLÂHIDIR"

diyor Allah Rasûlü Aleyhisselâm!.. Acaba biliyor muyuz "dua" niçin bu kadar önemlidir?

"Dua" nedir, niyedir; ötende bir tanrı yok olduğuna göre kime yapılır? Gelin bu soruların cevabını vermeye çalışalım..

"Dua" yönlendirilmiş beyin dalgalarıdır!.

Hatırlayalım daha önce vermiş olduğumuz şu bilgileri...

İnsan, "hakikat"ı itibariyle Allah`ın bir "esmâ terkibi"dir.. Yani, Allah`ın güzel isimlerinin işaret ettiği mânâlardan oluşan bir formüldür!. Bir diğer ifade şekliyle Allah insanı kendi güzel isimlerinin mânâlarıyla varetmek suretiyle onu yeryüzünde kendisine "halife" kılmıştır!..

Bu isimlerin mânâları çeşitli dönüşümlerden sonra, takdir edilen şekliyle insanın beyninde açığa çıkmıştır!.

"Allah istemedikçe sizde o istek oluşmaz"

hükmünce, "duanız", hakikatı itibariyle Allah`a ait olan bir istektir!..

Ama bir de Allah`ın "Sünnetullah" denilen bir sistem ve düzeni vardır!.. İşte bu Allah`ın güzel isimlerinin mânâlarından doğan istek, bazen de sizden "dua" şeklinde açığa çıkar..

İnsanlar arası ilişkiler her ne kadar, maddeci bakışın tesiriyle dudaktan kulağa diye kabul edilirse de; gerçekte beyinden beyine şeklindedir!. Ve çoğu zaman bunu hisseder, farkedersiniz de, adlandıramazsınız; yeterli bilgi sahibi olmamanız dolayısıyla!.. Sezgi, beynin, gelen dalgaları önceden algılamasıdır!.

"Dua" özünüzdeki Allah esmâsından gelir; beyninizden, o amaca yönlendirilmiş dalga olarak açığa çıkar ve hedefe ulaşır!... Yani, ötendeki bir tanrıdan talep değil, özündeki Allah`tan çıkan istektir!.

Bir diğer yönden "dua", umduklarına ulaşmanın en güçlü silâhıdır; özündeki Allah`a ait kuvvet ve kudretin sendeki değerlendirilişidir!.

Takdirinde varsa, "dua" edersin ve onunla olacağa yön verirsin!... Oysa "Hakikat"ta yönlendiren kendisidir; sen değil!.

Gece, nasıl güneşin parazit oluşturan ışınımı dünyanın arka yüzünde kaldığı için kesiliyor ve kısa dalga yayın çok net alınabliyorsa; insan beyni de, özellikle gece yarısı ve sonrasında çok hassas hâle gelir ve kuvveti artar.. Bu hem alıcılık (ilham) yönünden böyledir; hem de vericilik yani "dua" yönünden böyledir.. "İslam Dini"nde gecenin önemi buradan ileri gelir..

"Dua"dan mahrum olan, hem özündeki o kuvvetleri kullanmaktan mahrum kalır; hem de o duaların getirisinden!. "Dua", özündeki Allah`a ait gücün kullanılışıdır!.

Allah Rasûlü’nün çok fazla "dua" etmesi, ötesindeki bir tanrıdan bir şeyler talep etmesi anlamında değil; özündeki Allah`a ait kuvvet ve kudreti istenilenler doğrultusunda kanalize etmesi şeklindedir!.

Kişinin beyin kapasitesi ne kadar güçlü ise, yayını ve "dua"sı da o nisbette tesirlidir... Yalnızca konuştuğunuzda değil düşündüğünüzde dahi tüm düşüncelerinizi beyin kapasitenizin kuvveti kadarıyla dünya üzerinde yayınlıyorsunuz.. Ve bunlar, aynı frekanstaki bir beyin tarafından içime doğdu gibisinden algılanıp değerlendiriliyor.. Bir kısım mânevî görevlilerin yani "irşad kutuplarının" tasarrufu bu yöndendir!.. "Feyiz" denen şey dahi güçlü beynin yaydığı ya da yönlendirdiği dalgalarla kişinin beyninde yaptığı açılımdır... Bu konuda çok daha detaylı bilgileri "DUA ve ZİKİR" isimli kitabımızda açıkladık; özellikle okumanızı tavsiye ederim!..

"DUA"nın insan yaşamında en etkili güçlerden biri olduğunu size farkettirmeye gayret ettik bu yazıda.. Bilelim ki, Allah senden sana icâbet edecektir!..içinden geçen her şeyi bilmesi de senin onun varlığından meydana gelmiş olman ve O`ndan gelenlerin sende açığa çıkması nedeniyledir!.

Kişi hangi hâl veya mertebede olursa olsun, Allah Rasûlü gibi daima "dua"ya devam etmelidir... Ölümötesi yaşamda görülecektir ki; kişiye "dua"larının getirisini hiç bir şey getirmemiş olacaktır!.

Allah, "dua"nın değerini farketmeyi ve yaşamımızı "dua"larla olabildiğince değerlendirmeyi, "ruh"umuzu kuvvetlendirmeyi nasip etsin ve kolaylaştırsın!.

Sahi, "RUH"umuz nereden geldi?...

       *  *  *