Akıl ve İman

Ahmed Hulûsi

"B" SIRRIYLA ANLAYIŞ

Söz buraya gelmişken, isterseniz, almış olduğumuz bu "B" harfi sırrıyla bazı âyetleri değerlendirmeye çalışalım:

"Vallahu muhıytun Bilkâfiriyn" (2-19)

"GERÇEĞİ ÖRTENLERİN HAKİKATI OLARAK ALLAH ONLARI KAPSAMAKTADIR"

"Vallahu Bikülli şeyin alim" (2-95)

"ALLAH ŞEYLERİN KENDİSİNDE OLARAK HERŞEYİ BİLİR"

"Vallahu basiyrun Bima ya`melun" (2-96)

"ALLAH ONLARIN YAPTIKLARININ MEYDANA GETİRİCİSİ OLARAK YAPTIKLARINI BİLMEKRTEDİR"

"İnnallahe Binnasi leraufur rahiym" (22-65)

"ŞÜPHESİZKİ ALLAH İNSANLARIN HAKİKATI OLARAK (insanlardan) RAUF VE RAHİMDİR"

"Vallahu a`lemu Bima yektumun" (3-167)

"ALLAH ONLARIN GİZLEMEKTE OLDUKLARININ HAKİKATI VE ASLI OLARAK GİZLEDİKLERİ NİYETLERİNİ BİLİR"

"Vallahu raufun Bil ibad" (3-30)

"ALLAH KULLARININ VARLIĞINDA OLARAK ONLARA RAUFTUR(çok çok merhamet etmektedir)"

"Vema tef`alu min hayrin feinnallahe Bihi aliym" (2-215)

"NEiYİLİK YAPARSANIZ, KESİNLİKLE ALLAH ONUN HAKİKATI OLARAK YAPTIĞINIZI BİLİR"

"Vallahu Bima ta`melune habiyr" (3-180)

"ALLAH YAPTIKLARINIZIN HAKİKATI VE OLUŞTURUCUSU OLARAK YAPTIKLARINIZDAN HABERDARDIR"

"Vema tunfiku minhayrin feinnallahe Bihi aliym" (2-273)

"İYİLİK OLARAK NE BAĞIŞLARSANIZ, GERÇEKTEN ALLAH ONUN HAKİKATI OLARAK ONU BİLİR"

"İnnallahe aliymun Bil müfsidiyn" (3-63)

"ŞÜPHESİZKİ ALLAH MÜFSİDLERİN ASLI VE HAKİKATI OLARAK ONLARI BİLİR"

"Vallahu aliymun Bilmuttakıyn" (3-115)

"ALAH KORUNANLARIN VARLIĞI VE HAKİKATI OLARAK KORUNANLARI BİLİR

"İnnallahe aliymun Bizatissudur" (3-119/154)

"ŞÜPHESİZKİ ALLAH KALPLERİNİN ZÂTI OLARAK İÇİNİZDEKİNİ BİLİR"

"İnnallahe Bima ya`melune muhit" (3-120)

"ŞÜPHESİZKİ ALLAH, YAPTIKLARININ HAKİKATI OLARAK YAPTIKLARIN İHÂTA ETMİŞTİR"

"...Ve ci`na Bike ala haulâi şehiydan" (4-41)

"SEN OLARAK ONLARIN ÜZERİNE ŞAHİDİZ"

"Seyeczihim Bima kanu yefterun" (6-138)

"İFTİRALARININ VARLIĞIYLA ALLAH ONLARI SONUÇLARINA KATLANDIRIR"

"Ve mimmen halekna ümmetün yehdune Bilhakkı ve Bihi ya`dilun" (7-181)

"YARATTIKLARIMIZDAN HAK OLARAK HİDÂYETİ BULAN VE HAK OLARAK ÂDİL DAVRANAN BİR ÜMMET DAİMA VARDIR"

"Katiluhum yuazzibihumullahu Bieydiykum" (9-14)

"ONLARLA MUKATELE YAPIN Kİ, ALLAH ELLERİNİZ OLARAK ONLARA AZAB VERSİN"

"İnne rabbiy Bikeydihinne aliym" (12-50)

"ŞÜPHESİZKİ BENİM RABBİM, O KADINLARIN HİLESİNİN HAKİKATI OLARAK, ONLARIN HİLESİNİ BİLİR"

"Ve Binnecmi hüm yehtedun" (16-16)

"YILDIZ OLARAK ONLARA HİDÂYET ULAŞTIRMAKTAYIZ"

"İnnallahe habiyrun Bima yasneun" (24-30)

"ŞÜPHESİZKİ ALLAH, ONLARIN YAPTIKLARININ HAKİKATI OLARAK ONLARIN YAPTIKLARINDAN HABERDARDIR; YAPTIKLARINI BİLİR"

"Vallahu aliymun Bima yef`alun" (24-30)

"ALLAH ONLARIN FİİLLLERİNİN HAKİKATI OLARAK ONLARIN TÜM FİİLLERİNİN HAKİKATI OLARAK ONLARIN TÜM FİİLLLERİNİ BİLİR"

"Ve kefa Bihi Bizunubi ibadihi habiyran" (25-58)

"ZENBLERİNİN VARLIĞI OLMASI YETERLİDİR ONLARIN GÜNAHLARINDAN HABERLİ OLMASI İÇİN"

"ELA innahu Bikülli şey`in muhıyt" (41-54)

"DİKKAT ET, KESİNLİKLE O, ŞEYİN TÜMÜ OLARAK HER ŞEYİ KAPSAMAKTADIR"

"İn yeşe` yüzhibkum ve ye`ti Bihalkın cediyd" (35-16)

ALLAH DİLERSE SİZİ YOKEDER VE YENİ BİR YARATIŞLA AÇIĞA ÇIKAR"

"Ve huve Bikülli halkın aliym" (36-79)

"O YARATILMIŞLARIN TÜMÜNDE VAROLDUĞUNDAN YARATILMIŞLARINI BİLİR"

"İnna zeyyennes semaed dünya Biziynetil kevakib" (37-6)

GERÇEKTEN BİZ DÜNYA SEMÂSINI DEĞERLİ NESNELER OLAN YILDIZLARLA DONATTIK"

Bu âyetlere bir de bu anlamlar yönünden bakarsak acaba bize ne gibi kapılar açılır?...isterseniz bunları da bir düşünelim...

Evet, bunları kavrayabildiysek, şimdi bu anlayışla farketmeye çalışalım...

Hiç bir yerde "ilâh"a imandan söz edilmemektedir; çünkü "ALLAH", "TANRI" değildir!.

"Senin ilâhın-tanrın ALLAH`tır" sözünün mânâsı "ALLAH tanrıdır" demek değildir!... Bu belki, "Senin ilâh-tanrı bildiğin, sandığın varlık gerçekte ALLAH`tır; ki O tanrı olmaktan münezzehtir" anlamına alınabilir...

Bunun izahını geniş olarak "Hz MUHAMMED`İN AÇIKLADIĞI ALLAH" isimli kitabımızda yaptık. Arzu edenler bu hususu oradan tetkik edebilirler...

Evet, "ALLAH"a iman derken, "ALLAH"ı en asgari sınırı ile "İhlas" sûresinde belirtilen biçimde anlamak gerekir.

Şayet "ALLAH"ın "AHAD" olduğunu akıldan çıkarırsak; veya "ALLAH"ın "AHAD" olduğunun manasını anlamadıysak; "ALLAH"ın "doğurulmamış ve doğurmamış olduğunun" mânâsını farkedemediysek, çözemediysek, idrak edemediysek; bu takdirde biz, "ALLAH`a inanıyorum" deriz; hem de "Âmentü billah" dememiş oluruz!... Lâfını etmiş, dille söylemiş oluruz; fakat, anlayış olarak bu kavramdan mahrumuzdur...

İşte bu durumdakilerin halini açıklayan âyet de şudur:

"İNSANLARDAN BİR KISMI # B #NİN ANLAMIYLA ALLAH`A VE GELECEĞİMİZEiMAN ETTİK DERLER; AMA SÖYLEDİKLERİNİN BİLİNCİNDE OLARAK İMAN ETMEMİŞLERDİR" (2-8)

Çünkü...

İhlâs sûresinde, "ALLAH"ın Ahad olduğu; bölünmez, parçalanmaz, cüzlerden meydana gelmemiş, parçalardan oluşmamış; sonsuz sınırsız TEK olduğu belirtildiğine göre...

Ve de "Samed" olarak, ona herhangi bir şeyin girmesinin, ya da ondan her hangi birşeyin çıkmasının mümkün olmadığı, anlaşılabildiği zaman...

Ve gene "O"ndan meydana gelmiş ikinci bir varlığın var olmadığı; ayrıca "O"nun başka varlıktan meydana gelmesinin söz konusu olmadığı farkedildiğinde; ve bunun anlamı kavranıldığında, zaten otomatik olarak bizim "ben" dediğimiz varlık, hiç "var" olmamış olarak "yok" olur!.

Ya da çok basite indirgeyerek açıklıyalım... "ALLAH"ın "SINIRSIZ" varlığına İMAN EDİLDİĞİ ZAMAN!... Yani, "SINIRSIZ" varlığı dolayısıyla hiç bir boyutta "O"nun yanısıra ikinci bir varlığın mevcudiyetinden sözedilemiyeceği kavrandığı zaman... Görülecektir ki "sen"(ben) zaten hiç "var" olmamışsın... "Yok"sun!... "YOK" mayasından oluşmuş bir "yok" mevcutsun; ki gerçekte tüm varlık sadece "O"dur!

Varolmamış bir şey nasıl "yok" olur?..

Varolmayan bir şey, gerçekte, ancak beşduyunun oluşturduğu zanda "var" kabul edilir; o zanda "var" kabul edilen "benlik" idrak oluşunca da "yok" olur demektir!. Yoksa, gerçekten "var" olan hiç bir şey "yok" olmaz!..

Çünki her şeyin varlığı, "ALLAH" varlığıyla mevcuttur!... Ki, o şeyin mutlak mânâda "yok" olması demek, sonuçta ALLAH varlığının "yok" olması demek olur..

Evet şimdi biz yine ana konumuza dönelim.

"ALLAH"a iman, işte böylesine "ALLAH"ın "TEK"liğine iman ile birlikte, getirisi olarak, kendi varlığının, Hak`kın varlığı dışında var olmadığını idrak etmek suretiyle meydana gelir.

Eğer kendi varlığının "var" olmadığını anlarsan, işte o zaman dersin ki: "Amentü Billah"...

Ben, "ALLAH"ın varlığına, "O"nun varlığı ile kaim ve mevcut bir varlık olarak iman ediyorum.

Bu konuda bakınız tahkiki imanın neye olması icabettiği Hamdi Yazır ünlü tefsirinde nasıl anlatıyor:

"İslamda emrolunan umumi mevzuu iman "Lâ iahe illallah" tevhidi, yani Tevhidi Ulûhiyettir. "La mevcûda illallah" diye ifade edilen Tevhidi Vücud değildir.. Bu olsa olsa, tariki marifette kat`ı merahil (aşama yapmış) etmiş havass için mevzuu bahs olabilir..

Ve bizim nazarımızda, tevhidi vücud alelıtlak münker değil, belki keşfen müsbettir!.

Lâkin "Allah`tan başka mevcud yoktur" demekle, "her mevcut Allah`tır" demek arasında pek büyük fark vardır..

Evvelkisi, "tevhidi mahz"(sırf tevhid) olabilir; lâkin ikincisi şirki mahz(sırf şirk)dır...

"Allah`tan başka mevcud yoktur" denildiği zaman, mâsivâya isnad edilen vücudun hakiki olmayıp, hayâli, vehmi, şuûrda yansıyan bir emri zıllî olduğu; ve vücudu hakikinin ancak ALLAH`a muhtas bulunduğu ikrar ve âlemin bizâtihi ve lizatihi vücuduhakikisi nefyedilmiş olur ki, bu vahdeti vücuddur...

Çünkü, keşfen sabit olduğu üzere, biz âlem namına ne biliyorsak, hepsi mahsusatımız, hayâlimiz, suveri zihniye ve intibaatı ruhiyemizden (ruhen hissedişimiz) ibarettir... Bunları ayan tasavvur etmemiz, ve bil`izafe hak diyebilmemiz, Zatında Vahidi Ekmel olan Hak mefhumunun ezelen ve ebeden tahakkukunu tasdik sayesinde mümkün olabilir ki, bunu fatihada izah etmiştik...

Binâenaleyh, "vahdeti vücud" tevhidi vücudisi, eşhabı âlemin zılli, ve hayâli olduğunu görmek, ve onları silip maverasındaki Hakkı Vahidin vücuduna iman eylemek ile mümkün olur!." (c:1, s:576)

Evet, mârifete erer, gerçeği farkedersen; "ALLAH"`ın varlığı ile mevcut ve kâim bir varlık olduğuna iman edersin; ki bundan sonra da artık sende "bireysel benlik, kendini bir birim olarak kabul etme" kavramlarının olmaması gerekir.

Ama gene de bu birimsellik kavramı sende olur mu, olur!...

Niye olur?..

"ALLAH" öyle dilediği için olur!.

Çünkü onun dilediğine ve yaptığı işlere karışacak onun dışında ikinci bir varlık söz konusu değildir.

Bu husuta akla gelen bazı ayet mealleri var:

"ALLAH" dilediğini halk eder." "Yahluku ma yeşa"

"ALLAH" dilediğini yapar." "Yef`alü ma yürid."

"Ona yaptığından sual sorulmaz." (21-23)

Şimdi burada bir ince nokta daha var... "ALLAH"a yaptığından sual sorulamaz; demiyor!. Yani, sorulabilir ama sorulmaz, sorabilirsiniz ama sormayın gibisine değil...

Yaptığından sual sorulmaz, yani sual sorulması imkan dışıdır, olanaksızdır!. Niye olanaksızdır?..

Çünkü "ALLAH" dışında ikinci bir varlık yoktur ki, sual sorsun!. Dolayısıyle "ALLAH"`a yaptığından sual sorulmaz!.

Gelelim ikinci iman edilecek hususa:

*   *   *