İslâm

Ahmed Hulûsi

MATERYALİST MÜSLÜMANLIK

Bir kısım müslümanlar, materyalist düşüncenin tesirlerinden kendilerini kurtarabildikleri zaman, İslâm Dini`ni çok daha iyi anlıyacak; İslâm Dini`nin açıkladığı muhteşem boyutsallığı ve "DİN"in işaret ettiği SİSTEMİ farkedeceklerdir!..

Ne demek, müslümanların materyalist düşüncenin tesirlerinden kendilerini kurtarmaları?.

"İslâm Dini" başlıca iki yorumla günümüze uzanmıştır;

1. Tasavvuf yolundan yetişip hakikata erenlerin, bunu çeşitli şekillerde açıklayan düşünceleri...

2. Tasavvuf ilminden ve irfânından yoksun; gözü ve kulağı kadar düşünüp, ardına geçemeyen; madde boyutunun ötesini değerlendiremeyip, insanı kuru beden ve bir de onun içine gönderilmiş(?) ruhtan ibaret sayarak, ötedeki bir tanrıya tapınmak ve insanları da buna zorlamakla gününü geçiren hocaların fikirleri!...

Birinciler, Allah Rasûlü`nün "bedenleriniz ruhlarınızdır; ruhlarınız bedenleriniz" işaretindeki sırrı da anlamış olarak; önce, insanı beden ve ruh ötesi bir bilinç varlık olarak farketmişler; daha sonra, mutlak varlığın yalnızca Allah`a ait olduğunu hissedip, bunun getirisini yaşamışlar; ve dahi bunun ötesinde, algılanan tüm âlemlerin bir hayâl olduğunu, algılanan birimselliğin algılayanın özelliğinden ileri geldiğini saptayarak, "âlemlerin aslı hayâldir", demişlerdir yüzlerce yıl önce!.. Hatta bunların da ötesine geçerek, tüm varlıkların özelliklerinin her bir zerrede mevcut olduğuna şehadet etmişlerdir; Rasûlullah Aleyhisselam’ın 1400 küsur yıl önceki "zerre küllün aynasıdır" açıklamasında olduğu gibi!.

1400 yıl sonra batı bilimi nereye ulaşıyor?..

Daha 1900`lerin başında maddenin özüne inerek onun atomlardan oluştuğunu keşfediyorlar!. Günümüzde ise, madde diye bir şeyin varolmadığını; atom boyutundaki bileşik dünyanın, göz algılama kapasitesi sebebiyle ayrı ayrı birimler ve madde yapılar olarak kabul edildiğini, farkediyorlar..

Hatta çok yakın bir tarihte, Amerika`nın en önemli beyin araştırmaları merkezinin direktörü olan Stanford Üniversitesi nörofizyologlarından Prof. Karl Pribram tarafından, beyin hücrelerinin çeşitli frekansları değerlendiren bir merkez olduğu; beynin, "holografik" esasa göre çalıştığı açıklanıyor!.

Gene aynı tarihlerde, Einstein`ın talebesi ünlü fizikçi David Bohm tarafından da, algıladığımız dış âlemin Quantum fiziğine dayalı olan "holografik" sisteme göre varolduğu anlaşılıyor; ve bu gerçekler Michael Talbot tarafından derlenerek yayınlanıyor!..

Bütün bunlar neyi açıklıyor?... Şunu...

"Beynimiz, zaman ve mekân kavramlarının ötesinde, derindeki bir varlığın hükmünün, başka bir boyuttan gönderdiği projeksiyonların girişim frekanslarının, matematiksel olarak değerlendirerek, gördüğümüz yapılara dönüştürücüsü".. Ve bu sonuç Pribram için "dünyanın gerçekte mevcut olmadığını" idraka yeterli!.. En azından kabul ettiğimiz gibi varolmadığına..

Dışımızda(!?) bir dalgalar(wawe) ve frekanslar okyanusu mevcut; ve beynimiz, bu dalgalar okyanusundan derlediklerini şu anda algıladığımız şekle dönüştürüyor!.. Biz bu konuyu, çok detaylı bir şekilde "TEK`İN SEYRİ" isimli son çıkan kitabımızda açıklamaya çalıştık..

Çok asırlar önce, keşif ya da fetih yollu "hakikat"a eren Allah velileri ise bu gerçeğe şöyle değinmiş: "Âlemlerin aslı hayâldir"!... "Sadece Allah vardır; bunun dışında algılanan her şey O`nun gölgesidir"!...

İşte, madde kavramının esâmesinin geçmediği günümüz bilim dünyasının tesbitleri... Ve bundan asırlar önce, bu gerçekleri benzetme yollu dile getirmeye çalışan İslam sûfilerinin dedikleri !...

Diğer yandan, bütün bunları hiç duymamış; yaşamı yalnızca madde boyutunda maddeye dönük bir biçimde değerlendirmeye çalışan müslüman din(!) bilginleri(!).

Yedi kat semâ dendiğinde, boyutsal derinlik ve katmandan habersiz, gökte yedi tabaka bulmaya çalışan; Rasûlullah yedi göğü aştı mi`râc ‘ta, dendiğinde, gök tabakalarının yedisini aşıp, göktanrının huzuruna gittiğini sanan; atomaltı boyutun değerlerinin "semâ" kelimesi ile anlatılmaya çalışıldığını hiç farketmeyen; "İslâm Dini"ni beş duyuya dayalı zaman-mekân kavramları içinde anlamaya çalışan materyalist müslümanlar!.

Mecâzı, "Hakikat" sanıp; "Hakikat"ı, mecâzda arayan saf müslüman kardeşlerim!

Artık, materyalist felsefenin de tesiriyle gelişmiş ötendeki tanrı anlayışına dayalı "müslümanlık"tan, Allah`ın evrensel sistem ve düzeni olan "İslâm Dini"ni farketme ve bunun gereklerini yaşama noktasına gelmeliyiz!. Bunun için de, bizi bu koza içine hapseden yanlış bilgilerden arınmalıyız!..

 

"İslâm Dini"ni deşifre eden tasavvuf erenlerinin eserlerinde açıklanan düşünce sistemi ve bakış açısıyla, son yıllar bilim dünyasının verilerini bir araya getirerek "Allah indindeki Dinin" ne olduğunu anlamaya çalışmalı; ve bunun gereklerini de elden geldiğince yaşamalıyız.

Rasûlullah`a gelen ilk âyet "OKU"dur!. Rasûlullah`ın ve Kur`ân’ın müslümanlara tavsiyesi "ilim öğrenin"dir!..

"Hikmet müminin yitiğidir; onu nerede bulursa alır"

uyarısı, ilmin hangi kaynaktan gelirse gelsin değerlendirilmesi yolundadır..

Soru sormayı yasaklayanlardan kaçın ve uzak durun!..

İlmi yasaklayan ve kendini tabu kabul ettirenlerden kaçın ve uzak durun!..

Dünyaya bir daha kesinlikle geri gelmeyecek ve bu defa edinemediğiniz ilmi bir daha asla elde edemeyeceksiniz..

"İslam Dini"ni maddeci, şekilci; şartlanma yollu taklitçi bir zihniyetle değerlendimek, bize, öğrenmiş olduklarımıza göre, kesinlikle mümkün değildir..

İlim her müslümana farzdır!.. Ezberleyerek değil; idrak ederek!.

Bunun için de tek yol vardır, "kökten dinci" olmak!

BEN "KÖKTEN DİNCİ"YİM !..

       *  *  *