İslâm

Ahmed Hulûsi

BEN "HİLÂFET" YANLISIYIM

Kur`ân-ı Kerim’e göre,

"Allah insanı yeryüzünde halife olarak meydana getirmiştir"...

Kitap`taki bu açık bildirime göre de, her insan, varlığındaki, "Allah`ın yeryüzünde halifesi" olma kemâlâtını farketmeli; işte bunun sonucu olarak da "hilâfet"inin gereğini yaşamalıdır!..

"İslam Dini"nin kadını ikinci sınıf basit bir varlık olarak gördüğünü ileri sürenlerin ruhlarının bile Kur`ân değerlerinden haberleri yoktur!..

Kadın-erkek ayırımı yapmadan, "yeryüzünde insanın halife" olarak meydana geldiğini en açık şekilde vurgularken Kitap, nasıl olur da ben bir kadını ikinci sınıf görebilirim..?

Erkek de Allah`ın yeryüzündeki halifesidir!...

Kadın da!..

Bu sebepledir ki, insan, en kısa zamanda bu "hilâfet"in anlamını farkederek, gereğini yaşamak zorundadır... Yoksa "hilâfet"i yaşayamamanın ne demek olduğunu kavradığı anda, artık telâfisi mümkün olmayan bir noktada olacaktır!. Ki bunun da sonucu ebedî bir hüsrandır!. Ölümötesinde bunu elde etme şansı olmayacaktır!.

Ben, "hilâfet" yanlısıyım; ve herkesin, "Allah halifesi" olmanın sonuçlarını yaşamasını temenni ederim!.. Bütün çalışmalarım, insanlara bu yolda hizmet verme gayesine dönüktür..

Bu "hilâfet" insanın Allah`ın güzel isimlerinin işaret ettiği manaların toplamı olarak meydana getirilmesinin sonucudur!.. Tasavvufî tâbiriyle, Allah esmâsının zuhûruyla insan en şerefli mahlûk olarak meydana getirilmiştir!..

Dikkat edin!.. Allah, insanı en şerefli varlık olarak yarattım derken gene kadın-erkek ayırımı yapmıyor!.. Erkek de en şereflidir; kadın da en şereflidir!.. Allah`ın yarattığı en şerefli varlıktaki bu vasfı göremeyen ise, otursun kendi gafletine ağlasın!..

Evet, insan, kapasite olarak, kadın-erkek ayırımı olmaksızın "en şerefli" mahlûk; ve aynı zamanda da yeryüzünde Allah "halife"sidir!.. Bu da onun Allah`ın güzel isimlerinin özelliklerinden meydana getirilişinden dolayıdır..

Kendini et-kemikten ibaret kabul edip, ölümle de yok olacağını sanan insansı, elbette ki "Hakikat"ından gelen şerefini ve hilâfetini inkâr etmekte; bunun sonucunda da hiç bir değerin ölçemeyeceği şeyleri yitirmektedir!..

İnsanın, Allah`ın güzel isimlerinin mânâsından yaratılması şu sonucu getirir..

İnsan, yok olmaksızın, sonsuza dek yaşamına devam edecektir!... Değişik boyutlardan ve aşamalardan geçerek!..

İşte bu süreç içinde, insan, kendisindeki Allah`ın bahşi olan "hilâfet" kökenli özellikleri ne kadar tanır ve ortaya çıkartırsa; gereğini dünyada yaşarken hissedebilirse; daha sonraki boyutlarda da o nisbette hayatı kolaylaşacak, sıkıntılı olaylardan kendini kurtarabilecektir..

Buna karşın, ne kadar kendi hakikatını bilmekten mahrum yaşarsa, o oranda yaşamı cehenneme dönecek, yanışı belki de hiç son bulmayacaktır!..

İster kadın olsun ister erkek, insan olarak "hilâfet"ini yaşayabilmenin yolu da öncelikle kendi "Hakikat"ını bilmekten, tanımaktan, gereğini yaşamaktan geçer!. Bunu en kolaylaştıran yol da ilim ve ZİKİRDİR!..

İlmi değerlendirecek olan beyin, zikirle kapasitesini arttırabilir. Ve o nisbette de "Hakikat"ını farkederek "ALLAH AHLÂKI ile AHLÂKLANIR"..

"ALLAH gibi düşünmek" der Hz.İsa Aleyhisselâm. Bununla Allah Rasûlü`nün "Allah ahlâkıyla ahlâklanın" işareti aynı şeydir!. Bu işaretler hep, bizleri bulunduğumuz toplumun şartlanmalarından ve değer yargılarından arınarak, Allah`ın varlığı değerlendirişi gibi değerlendirmeye yönlendirmektedir...

Bütün bunların gerçekleşmesi ise, yalnızca beyin kapasitemizin arttırılması ve bu kapasitenin gerçek ilimle değerlendirilmesiyle mümkün olur..

İlmi değerlendirmenin yolu da insanın yeni öğrenmekte olduğu her şeye önyargısız ve objektif olarak yaklaşmasından geçer!.

KOZAYI delip, dışarıya bakmak!. Yeni düşüncelere açık olmak!.

"DÜN" KOZASINDAN ÇIKABİLMEK!..

     *  *  *