İnsan Ve Sırları -2

Ahmed Hulûsi

DİN, ÂHİRET İŞİ DEĞİLDİR!

9- “Din âhiret işidir, onu orada düşünürüz” diyenlere gelince.

Esasen bu kitapta Din’in tümüyle dünya hayatı için insanlara gerekli olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.

Ölümle birlikte, artık insanın ebedî hayatı yönünden yapacağı hiçbir şey kalmamaktadır!..

Ölümü tadan, bedeni kullanmaktan aciz duruma düşen kişi, elindeki tüm imkânları yitirmiştir!.. Artık geleceği yönünden kendisine kazanç sağlayacak hiçbir fiili gerçekleştiremez. O ana kadar elde ettiği ilim, o ana kadar elde ettiği güç "enerji-rûhâniyet" ne ise, ondan sonra ebedî olarak sadece dünyada elde ettiği ile yetinmek mecburiyetindedir!..

Şimdi bir kişi düşünün...

-Ben Allah`a inanıyorum. Rasûlullah’a da inanıyorum. Dedikleri doğrudur. Şimdilik ben dünyaya çalışayım da, öldükten sonra da âhirete çalışırız. Her şeyin yeri ayrı, dünyada dünyaya, âhirette de âhirete. İnsana dünyada mekân, âhirette iman lâzım." diyor.

Bu kişinin gerçekte ne dini vardır, ne de imanı!.. Ve ne de Allah Rasûlü’nü kabûlü söz konusudur!..

Çünkü, Allah Rasûlü’nün söylediklerinden hiçbir şey anlamamıştır!..

İman insana dünyada lâzımdır, ki Allah Rasûlü’ne inanıp onun dediklerini yapsın diye.

Öbür taraf denen ölümötesi yaşamda, zaten imana yer yoktur!.. Zirâ her şey âyan beyân ortada olacaktır!.. İnanılacak bir şey sözkonusu değildir artık!..

Ayrıca Allah Rasûlü’ne inansa, zaten davranışları değişik olacaktır!..

Bana inanıyorsan gelecekte şu tür tehlikelerle karşılaşacak ve şu uçurumdan aşağıya düşeceksin; onun için şu tedbirleri al da uçuruma yuvarlanma; diyen kişiye verilen şu cevap mantıkî midir:

-Ben sana inanıyorum. Uçurumdan düştükten sonra sana uyup gereken tedbirleri alırım elbette!!!..

Birisi uçurumdan düşmemek için zorunlu tedbirlerden sözediyor; öteki düştükten sonra ben tedbir alırım diyor!!..

Bu mantığa karşı cevap vermek isteyen beri gelsin!..

Bir kere daha tekrar edelim.

Allahü Teâlâ’nın vahyetmesi ile Hazreti Rasûlullah Aleyhi’s-selâm ölümötesi gerçekleri ebedîyete kadar görüyor ve insanları ne tür tedbirler almak suretiyle kendilerini bu tehlikelerden koruyabilecekleri hususunda uyarıyor!..

Siz, ya inanıyorsunuz; ölümötesi tehlikelerden kendinizi koruyabilmek için gerekli tedbirlere başvuruyorsunuz; ya da aldırmıyor ve neticede o şartlarla karşı karşıya kalıyorsunuz!..

Her iki hâlükârda da ölümü tattıktan sonra yapabileceğiniz yeni bir şeye yer yoktur!.. Bu yüzden defalarca tekrar eder bir âyet Kur`ân-ı Kerîm`de.

-KEŞKE DÜNYA HAYATINA GERİ DÖNEBİLSEK DE YAPMADIKLARIMIZ YAPSAK. AMA BU OLMAYACAK BİR İŞTİR."

Kişi, dünyada iken aklını kullanmak, dini anlamak, gereklerini tatbik etmek ve çevresindekileri bu konuda uyarmak durumundadır. Bunu dilerse yapar, dilerse yapmaz!.. Ve neticesine de kendisi katlanır!..

Sahip olduğun mal-mülk-para-koltuk-ünvan kısacası her şeyini, hatta bedenini bile terkedip gideceğin yepyeni bir yaşam şekli.

O ortamda huzur ve refah içinde yaşamak için şu tür çalışman gerekli diyen Hz.Rasûlullah Aleyhis-selâm!.. inanıp onun dediği şekilde hazırlanmamışsan, mutlaka pişman olacaksın; ama ne çare iş işten geçmiş!.. Yok eğer hazırlanmış isen, gene içinde bulunacağın şartları kendin dünyada iken hazırlamışsın!...

Netice;

Rasûlullâh Aleyhis-selâm ölümötesi yaşamı değerlendirmiş bir kişi olarak sana; “şu tür çalışmalarla ânını değerlendir ki pişman olmayasın; aksi halde pişmanlığın o zaman sana fayda vermeyecek ve azâba düşmekten seni kurtarmayacaktır" diyor. Sen dünya hayatında iken ya söylenen şekilde, dünyada yapacağın bir takım çalışmalar ile kendini ölümötesi ebedî yaşama hazırlayacaksın. Ya da kendi kendini ebedî bir azâba atmış bulunacaksın!..

-Muhakkak ki Allah onlara zulmetmedi; onlar kendilerini azâba attılar’. (Ankebût-40)

*  *  *