İnsan Ve Sırları -2

Ahmed Hulûsi

"RUHLAR"DAN, "UZAYLILAR"DAN MESAJ ALMA ALDANMACASI

6-Din konusunda hiçbir araştırması olmayan kişilerin kendilerini "ruhlar âlemine"!!!? adayıp, oralardan aldıkları tebliğlerle insanlığa faydalı olma çabalarına gelince...

Ölüp, gerçeği gördükten sonra:

-KEŞKE DÜNYA HAYATINA DÖNSEK DE DAHA ÖNCE YAPAMADIKLARIMIZI YAPABİLSEK DERLER. AMA OLMAZ ÖYLE ŞEY!.."

âyeti, ölümü tattıktan sonra bir daha dünyaya kesinlikle geri dönüş olmayacağını, defalarca Kur`ân-ı Kerîm`de tekrarlamasına rağmen; hâlâ bir takım insanlar "reenkarnasyona" yani eski dille "tenâsuh" isimli Hind kökenli görüşe inanmakta ve Müslümanları da İslâm ile asla bağdaşmayan bu görüşe inandırmaya çalışmaktadırlar.

Günümüz ruhçularının en büyük aldanış noktası; diğer bir ifade ile CİN`lerin günümüz ruhçularını en büyük aldatış noktası, reenkarnasyon yani tenâsuh, öldükten sonra dünyaya gelip, yeni bir bedenle girerek yaşama mevzûudur.

"RUH İNSAN CİN" isimli kitabımızda bu hususun olmadığını çeşitli yönleri ile yazmış idik. Bu kitapta da, beyinin yapısal özelliği, ruhu meydana getiriş şekli ve beyin yaşama fonksiyonunu yitirdikten sonra, ruhun yeni kayıt olmamasını anlatırken, böyle bir şeyin niye gerçekleşemeyeceğini izah ettik.

Ölen kişinin ruhunun, ister ise o kişi "ŞEHÎD" olsun, yeniden bedenlenerek dünyaya gelemeyeceğini başka bir hadîsi şerîf ile burada tekrar ispat ve teyîd edelim.

CABİR Bin Abdullah radıya’llâhu anh’dan rivayet edilmiştir.

-Uhud Savaşı günü ravî Câbir’in babası şehîd olmuştu.

Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem bana rastladı ve şöyle dedi:

-Yâ Câbir, neden ben seni kırgın (üzgün) görüyorum?..

-Yâ Rasûlullah, babam şehîd edildi ve çoluk çocuk ile borç bıraktı!..diye cevap verdim. Rasûlullah buyurdu ki:

-Ey Câbir; o halde Allah’ın babanı nasıl bir hitâb ile karşıladığını sana müjdelemiyeyim mi?

-Buyur yâ Rasûlullah!..

-Allah hicap ardından olmaksızın hiç kimse ile katiyyen konuşmamıştır!. Bunun ile beraber Allah, babanla vicâhen (perdesiz) konuştu ve ona şöyle buyurdu:

-Ey kulum, benden iste; sana vereyim..?

Baban da:

-Ey Rabbım, beni dirilt (yeniden dünyaya iade et), ben de ikinci defa senin uğrunda şehîd edileyim!..’

Bunun üzerine Rab Subhanehû ve Teâlâ:

-İNSANLARIN DÜNYAYA HİÇ GERİ DÖNMEYECEKLERİ HÜKMÜ ŞÜPHESİZ BENİM TARAFIMDAN ÖNCEDEN VERİLMİŞTİR" buyurdu. Baban:

-“Yâ Rabbi, o halde (durumumu) arkamda kalanlara tebliğ buyur” dedi.

Rasûlullah buyurdu ki:

-İşte bunun üzerine Allahû Teâlâ şu âyeti inzal etti:

-Sırf Allah için öldürülenleri sakın "ölü" sanma!.. Hakikatte onlar Rabları katında diridirler. Cennet meyvelerinden rızıklanırlar. (Al-iimran-169)’ (İbn-i Mâce - Mukaddime)

Evet, görüldüğü gibi ölümötesi yaşamda serbest bir hayat tarzı içinde bulunan şehîdlerin bile, yeniden bedenlenerek dünyaya dönüş yollarının kesinlikle kapalı olduğunu, bu hadîs-i şerîf dahi göstermektedir.

Öyle ise yeniden bedenlenerek dünyaya gelmeyi yani reenkarnasyonu kabul edenlerin, Allah Rasûlü’nün tebliği etmiş olduğu dini reddetmiş oldukları artık kesin olarak açıklık kazanmıştır, zannediyorum.

Ruhçular bilinç dışı bir şekilde, öylesine "CİN"lerin hükmü altında yaşamaya alışmışlardır ki, "objektif" olarak "Dinin" bu konudaki uyarılarını değerlendirmeye bile almamaktadırlar.

"CİN"ler onlara öyle bir masal dünyası kurmuştur ki...

UZAYLI VARLIKLAR VARDIR!!!.. Falanca ya da filânca yıldızından gelmişlerdir!.. İnsanlığa yön vermek istiyorlardır ama karışıklık çıkmasın diye kendilerini de açık etmek istememektedirler!!!.. Tanrısal güçlere sahiptirler!.. Ama yine de insanlığın düzenini bozmamak için oraya girmezler. Süper iyilikseverdirler ama milyonların birbirini boğazlamasına da karışmazlar!!!.

İki başkanın fikirlerini etkileyip, savaşları durdurtup, onbinlerle canların milyarlar servetin heba olmasını önlemezler!.. Ama bir gün gelecek, dünya bir hokkabaz değneği ile "ALTIN ÇAĞ"a girecek ve her şey güllük gülistanlık olacaktır!!!..

KENDİLERİNİ, UZAYDAN GELMİŞ AYRI BİR DÜNYANIN CANLILARIYMIŞ GİBİ, GÜNÜMÜZ İNSANLARINA TANITARAK KANDIRAN BU VARLIKLAR, İLERİDEKİ YILLARDA AÇIK SEÇİK TOPLUMLARA GÖRÜNECEKLERDİR.

Bunların Kur`ân-ı Kerîm`de bahsedilen CİNLER oldukları, ilim sahiplerince değerlendirilecektir.

"CİN"lerin, yaşamakta olduğumuz şu devirlerdeki en büyük aldatmacası, kendilerini UZAYLI VARLIKLAR olarak tanıtmaları; bağlantıda oldukları medyumlar kanalıyla, pek çok insanı hükümleri altına almalarıdır.

Türkiye`de, neospritualizm denen yeni ruhçuluk akımını başlatan Dr. Bedri Ruhselman; son devirlerin, CİNLER tarafından en büyük oyunla aldatılmış ilk kişisidir.

Önceleri kendilerini RUH varlıklar olarak tanıtan, daha sonra da kendilerini, Abdülkâdir Geylânî ve Mevlâna`nın RUHları olarak bildiren bu CİNler; günümüz insanlarına kendilerinin UZAYLI varlıklar olduklarını iddia etmeye başlamışlardır.

İnsanlara "ALTIN ÇAĞ" vaad eden ve UZAYLI olduklarını iddia eden bu varlıklar, zaman zaman da CİN oldukları itiraftan geri kalmamaktadırlar.

Şu sıralar insanları UZAYLI kandırmacası içine almış bulunan bu CİNLER, oldukça geniş bir ekip çalışması halindedirler.

1940`larda Dr. Bedri Ruhselman zamanında kendileri MUSTAFA MOLLA, KADRİ DOST, diye tanıtarak çeşitli tebliğler sunan bu CİN`ler aradan geçen süre içersinde çok geniş bir ekip oluşturmuşlar ve kendilerine sayısız insanı bağımlı hâle getirmişlerdir.

Günümüzde kendilerini UZAYLI varlıklar olarak tanıtan bu CİN`lerin temel görüşleri şöyledir:

"Hz. Musa, Hz. İsa ve Hazreti Muhammed ile BEYTİ DOST, KADRİ DOST ve MUSTAFA MOLLA Uzaylıların, insanlara yön vermek için gönderdikleri belli kişilerdir ve CİN’dirler.

Artık İslâm Dini ve Kur’ân geçersizdir. Cennet ve cehennem diye bir şey yoktur. Cin, peri, şeytan yoktur.

İnsanlar öldükten sonra defalarca dünyaya geri gelirler ve yeniden yaşarlar. Bugünden itibaren kendi yazdırdıkları BİLGİ KİTABI adını verdikleri akıl ve mantık dışı metin kutsal kitaplar yerine geçmiştir ve 3000 yılına kadar yeryüzünde o geçerli olacaktır.

Uzaylılar insanları kurtarmak için onlar ile temas kurmaktadırlar. Allah`ın has kullarıdırlar. Allah’tan büyük sayısız güçler vardır.

Allah şu anda bedenlenmiş ve BETA Gürz adı verilen bir sistemde insanlarla beraber yaşamaya başlamıştır. Yarın insanlar Allah’tan daha güçlü hâle geleceklerdir. vs. vs. vs."

İslâmiyetin düşünce, iman sistemini bilmeyen; tasavvufun ne olduğunu anlamamış pek çok insanı, mantıksal bütünlükten uzak, saçma sapan fikirlerle ve gösterdikleri halüsinasyonlarla kandıran bu CİN’lerden bildiğimiz kadarıyla yegane kurtuluş yolu, önce aşağıda yazacağımız Kur`ân ‘dan alınma şu duâyı günde 100 ile 500 kere arasında okuyarak koruyucu bir manyetik kalkan içine girmek; sonra da bu konuda bilgilenmektir.

-Rabbi enni messeniyeş şeytanu binusbin ve azaba; Rabbi euzübike min hemezatiş şeyâtıyni ve euzübike rabbi en yahdurun." (Sad: 41; ve Müminun: 97-98)

CİNLERİN, kendilerini UZAYLI olarak tanıtarak getirmek istedikleri BİLGİ KİTABINDAKİ mantık dışı hususları "RUH İNSAN CİN" isimli kitabımızın 14. baskısında "UZAYLILARIN İÇYÜZÜ" bölümünde çok daha detaylı olarak bulabilirsiniz.

Eskiden Anadolu’da köy yollarında, mezarlıklarda, çeşitli varlıklar ya da evliya(!)lar sûretinde görünüp, insanlarla eğlenmeyi mârifet bilen, onları hükümleri altına alıp yönetmekten zevk alan "CİN" isimli bu varlıklar; günümüzde de kivve ve tarz değiştirip, insanlığı kurtarıcı UZAYLILAR (!) olmuşlardır.

İnsanlığa hiçbir ışık tutamayan, yeni buluş getiremeyen ve bunu da "insanlığın akışına müdahele edemeyiz" yaftasıyla kamufleye çalışan varlıklar; onları ölümötesi yaşamın gerçeklerinden perdeleyerek saptırmaya kendilerine yoldaş etmeye çalışmaktadırlar.

Dünya bir ateş kütlesi halinde iken dünya üzerinde varolan ve yaşayan; "ateş" kelimesiyle yapıları târif edilen bu ışınsal kökenli varlıklar, akıl yönünden düşünen insandan da üstün olamadığı için, ölümötesi gerçekleri de kolaylıkla kavrayamamaktadırlar.

Bu sebeple de, kendi milletleri arasındaki çekişmeler ile, birbirlerine karşı büyüklenmeler ile ve birbirlerine üstünlüklerini ispat için de sayısız insanı kendi kontrol dairelerine almakla ömürlerini tüketmektedir.

Geçmişin tüm bilgilerini, evrensel bilgi boyutundan okuyarak, kişileri, sanki "o devirde yaşamış kimselerin ruhuymuş" gibi kandıran bu varlıklar; diğer yandan da, çeşitli eski felsefeleri sanki yeni şeylermiş gibi ileriye sürmektedir.

Bu konuya kendini kaptıranların çok büyük çoğunluğunun, dînin bu konudaki verilerinden haberi yoktur.

Batı bunlara kolaylıkla kanmaktadır; çünkü zaten Hıristiyanlıkla "CİN" hakkında bilgi mevcut değildir!..

Ayrıca batı, bırakın batıyı, bizimkiler, Hazreti Muhammed Aleyhi’s-selâm’ın insan, evren ve geleceği konusunda açıkladıklarını değerlendiremedikleri için, onların verdikleri yanlış bilgileri doğru diye kolaylıkla kabullenmektedirler.

Netice:

"CİN"lerin, günümüzde oluşturmaya çalıştığı yeni nesil, şu eski-yeni karışımı fantezî ile karşımıza çıkmaktadır:

Allah denen TANRI ötelerde bir yerde oturup seyretmekte.(1)

***(1) Bu konuda geniş bilgi için «RUH İNSAN CİN» isimli 14. baskı kitabımızın «UZAYLILARIN İÇYÜZÜ» bölümünü okuyunuz. A. Hulûsi.

İnsan, doğru büyür, iyilik yapar kötülük yapar sonra ölür ve hatalarını idrâk eder, ızdırabını çeker; sonra güçlü ruhlar tarafından idare edilen mekânizmanın kararı ile yeniden bedenlenir ve yeniden dünyada yaşamaya başlar, ta ki kemâle alarca gelir gider, gelir gider. Bu arada bazı bazı dünyayı terkedemeyen kötü ruhlar da buradaki çeşitli zayıf bünyeli kişilere musallat olur ve onları rahatsız eder. Obsede durumu!..

Bunlar ölümötesi gerçekleri bilmeyen, din kültürü yoksunu, felsefeden habersiz kişilerin kandığı düşüncelerdir.

Zirâ, bilvesile kısaca değinelim:

Ölümötesi yaşam kıyâmete kadar iki ana düzeyde devam eder. Birinci düzey "kabir" düzeyidir. İkinci düzey "serbest yaşam" düzeyidir. Ölen her insan bu iki düzeyden birisinde, hayatını kıyâmete kadar devam ettirir.

Birinci düzey "kâbir" düzeyidir, dedik. Bu düzeyde kalanlar, Hz.Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in getirdiklerini reddedenler ile avam müslümanlardır.

İkinci düzey ise "serbest yaşam" düzeyidir. Bu düzeyde olanlar ise Allah için savaşta şehîd olanlar ile "ölmeden evvel ölme" sırrına erip, daha sonra da fiîlen ölümü tadar "yakîn" sahipleridir. Bunlar yaşarken veya ölümü tatmadan önce, kendi arzularıyla bedenlerinden geçme, bedensizliğe kendilerini adapte etme hâlleri yüzünden; ölümü tattıktan sonra da beden kaydından kendilerini kurtarıp, güçlerine göre dünya üzerinde kıyâmete kadar serbest bir yaşama içindedirler. Birbirleriyle görüşürler, gerekirse, bazı müdahalelerde bulunurlar. Ve hattâ çeşitli savaşlara bile katılırlar.

Bu konu oldukça geniş bir konudur. Gerçekten ayrı bir kitap olabilecek kadar detayları mevcuttur.

Özet. "CİN" kelimesiyle, yani "İnsanların beş duyu ile tesbitine örtülü" anlamına gelen bir kelimeyle, tarif edilen bu varlıklar; fıtratları gereği her devirde insanları çeşitli yollarla kandırmışlar ve hükümleri altına almışlardır."ŞEYTAN" diye de bilinirler.

Günümüzdeki tarzları da özetle anlatmaya çalıştığımız şekildir. Bunlara kanmamak gerekir. Bunun için de gene gerekli olan "İLİM"dir!..

*  *  *