İnsan Ve Sırları -2

Ahmed Hulûsi

İMAN VE FİİLLER HAKKINDA

İman ve İslâm... Geçmişte çok tartışması olmuş bir konu, birçok kişiler arasında.

Hattâ bir ara çok meşhur bir mezhep imamı; “Allah’a, Rasûlü’ne ve onun getirdiklerine iman, makbul imandır"”demiş ve bunu bir eserinde yazmış.

Abdülkâdir Geylâni Hazretleri, "El Ganiyye" adlı eserinde; buna cevaben, dalâlete giden, kurtuluşa, necâta ermeyen fırkalar arasında bu zâtın mezhebini, mezhebi mensûplarını saymış.

Gavs-ı â’zâm Abdülkâdir Geylânî "El Ganiyye" adlı kitabında kurtuluşa ermeyen fırkalardan bahsederken; Hz. Rasûlullah’ın bir Hadîs-i var:

“73 fırkaya ayrılacak ümmetim. İçinden bir tanesi kurtuluşa erecek, ötekileri delâlette kalacak”

diye delâlette kalan kurtuluşa ermeyen fırkalardan bahsederken, "kaderiyye" tâifesi bunlardandır, dedikten sonra onlardan bazılarını zikrediyor; sonra şöyle diyor:

-Bu kişi, imanın; Allah Rasûlü’nün, Allah tarafından getirdiği hükümleri topluca bilmek ve ikrar etmekten ibaret olduğuna inanmıştır.

Berhûnî`nin kitabı seceresinde de zikrettiğine göre, bu inanç bozuk bir itikat olur." diyor.

Şimdi, Gavs-ı Â’zâm Abdülkâdir Geylânî’nin burada reddettiği ve karşı çıktığı görüş şu:

Bir kişi, "Allah ve Rasûlü ve Rasûlün bütün getirdiği hükümleri kabul ediyorum" derse; ve bunun yanında, o hükümlere dâir emirleri tutmazsa, İslam hükümlerini yerine getirmezse, bu kişi delâlettedir! sapmıştır!.. İman ehli sayılmaz!’ diyor.

Bu böyle mi değil mi?

Bizim araştırmamız, tahkikimiz var. Biz meseleleri inceleyerek gittiğimize göre; bu böyle mi, değil mi, ne netice çıkıyor?

Meseleye şöyle bakacağız. İman nedir ve neyedir?

Bu konuyu esasen ne geniş şekli ile "AKIL ve İMAN" isimli kitabımızda açıklamaktayız... Ancak önemine binâen burada da bir bölümüyle girelim konuya...

Neye iman ediyorsun?.. İslâm Dini’ne değil mi?.. İslâm Dini’ne iman ediyorsun!..

Allah ve Rasûlü’ne iman, İslâm Dini’nin hükümlerinden biri!.. Dinin getirdiği hükümlerden biri.

Dolayısıyla İslâm Dini’ne iman ettiğin zaman, zaten bu İslâm Dini’ni kabûlünün neticesi olan, belli fiîller vardır.

Bir sobanın yakıcılığına inandığın zaman elini sobaya değdirmezsin. Boğulacağını bildiğin yerde yüzme bilmiyorsan, suya girmezsin.

O şeye inanmanın tabîi sonucu olan, fiiller sözkonusudur!..

Neye iman ediyorsun?.. İslâm Dini’ne iman ediyorum!.. İslâm dinine iman ettiğime göre; onun hükümlerini ben kabul ediyorum demektir. O hükümlerin de yerine gelmesi şarttır. Eğer İslâm’ın hükümleri yerine gelmiyorsa, o zaman orada "İman" yoktur! Henüz "İman" hâsıl olmamıştır!..

Peki bu böyle olduğuna göre, demek ki ortaya ne çıkıyor?

İman = Fiil !.. Yâni, İslâm’ın emirleri doğrultusunda olan fiîller!..

Eğer İslâm Dini’ne iman ediyorum; diyorsan, İslâm Dini’nin önerdiği doğrultuda, yap dediği fiîlleri yerine getireceksin!..

İslâm’ın da ana 5 şartı, Kelime-i Şehâdet, bunun tabîi neticesi, olan namaz, oruç, hac ve zekât. İlk önerileri bunlar!..

Demek ki bir kişi ben iman ediyorum, diyorsa; bunun yanında namaz kılmıyorsa veya oruç tutmuyorsa veya Hac’ca gitmiyorsa veya zekâtını vermiyorsa bu kişinin iman edip etmediği, Allah hükmündedir!

Nitekim Hz.Rasûlullah Aleyhisselâm’ın getirdiği bu düstüru anlamış en iyi kişi olan Hz. Ebûbekir Sıddîk; Hz. Rasûlullah’ın âhirete intikâlinden sonra zekât vermek istemeyen bir takım kabilelere karşı ordu yollamış ve,

"Zekâtını vermeyenleri katledin!" demiş.

Çünkü onlar imandan çıkmışlardır!..

Ancak, imandan çıkan katledilir!..

Zekâtını vermiyorsa o kişi, İslâm’ın emrini reddediyor, demektir, dolayısıyla imanı gitmiştir!.. O fiîllere olan imanı gitmiştir, gidince katledilebilir dinin hükmüne göre dinden döndüğü için!..

Bu durum da gösteriyor ki bize, iman-amelle bir bütündür.

Amelsiz iman veya imansız amel sözkonusu değildir!..

Evet... Orijinal itibariyle böyle olan meseleye, bir de şöyle bakalım;

Kişi, iman ediyorum, diyor ve mecbûrî olan 5 şartı yerine getirmiyor!.. Ya ne olacak?..

Daha öncelerde de izâh ettiğimiz üzere; esasen, bu beş şart gelecekte kişinin içine düşeceği zor durumlara karşı, bir tedbir olarak öngörülmüş ve tavsiye edilmiştir!..

Siz o zor şartların geleceğine inanıyorsanız, zaten, bu imanınızın gereği olarak, bu tedbirleri de alacaksınız!..

Kızgın bir nesne olduğuna inandığınız şeyi, tutmak için maşa arama zorunluluğunu hissetmeniz gibi!..

Eğer o tehlikeli ortama karşı, gerekli olan tedbirleri alma mecbûriyetini hissetmiyorsanız, esasen, o tehlikeye iman etmemişsinizdir!..

Yâni, insan, bildirilen bir tehlikeye iman ettiği zaman, muhakkak ona karşı alınması gerekli tedbirlere de başvurur!..

Yok eğer, o bildirilene iman etmiyor ise, gerekli tedbirleri dahi almak mecburiyetini hissetmez!..

Demek oluyor ki. İman, o yolda gerekli tedbirleri almak ve o konuyu bilip öğrenmek ve kendini ölümötesine hazırlamaz için ilk şart!

Eğer, imanın gerekleri yerine getirilmiyorsa. Bu takdirde o şeye inanılmamıştır!.. İnanmamanın neticesi olan fiiller ile yaşanılmıştır. Bu defa da kişi, bu gidişin neticesine katlanmak mecburiyetinde kalır!..

Günümüzde zaten din konusunda zorlayıcı bir baskı da mevcut olmadığına göre, demek ki herkes kendi başınadır!..

Burada en önemli husus:

-İNSAN İÇİN ANCAK ÇALIŞMALARININ NETİCESİ SÖZKONUSUDUR!.."

Âyetinin hükmünün gözden kaçmamasıdır!..

Çünkü kişi ne yaparsa onun neticesiyle karşılaşacaktır!.. Havadan gelecek bir şey aslâ sözkonusu değildir!..

*  *  *