İnsan Ve Sırları -2

Ahmed Hulûsi

EĞER İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ SİSTEMİ – DÜZENİ KAVRADIYSAK

Bu idrâkın sonunda; karşımızdakine bakış açımız ne olacak, kendimize bakış açımız ne olacak, fiilimiz ne olacak?

Karşımızdakine bakış açımız denince; karşımızdaki insan olsun, hayvan olsun, nebat olsun, ne olursa olsun, baktığımız mahalde mutlak olarak ilâhi mânâları müşâhedeye gayret edeceğiz.

Karşımızda Ahmed`i, Hasan`ı, Ayhan`ı, Cemile`yi görmeyeceğiz!

Burada, şu anda, bu isimler, şu bileşim hâlinde bu mânâyı dile getiriyor. Şurada bu ilâhî isimlerin mânâları böyle bir terkibi, böyle bir mânâyı ortaya koyuyor. Ortaya konan bu mânâ çeşitli isimlerin bir terkib hâlinde aşikâre çıkışından başka bir şey değil!.. Bu isimler bu fiilleri ortaya koyuyor, diyeceğiz.

Fiîli görme düzeyinde kalırsak, bu fiil, bu isimlerin mânâları olarak ortaya çıkıyor, diyeceğiz!..

Hiç fiîlin üstünde durmayıp, mânâyı düşünürsek, bu isimlerin mânâları bu şekilde âşikâre çıkıyor diyeceğiz.

Kendimize baktığımızda ise olay çok farklı olacak!.. Kendi varlığının "Ben" kelimesiyle kastettiğin varlığın, Hak’kın isimlerin mânâlarından başka bir şey olmadığını, "Hak" olduğunu idrâk etmekle birlikte; bu mânâların bir terkip şeklinde, bu bedeni meydana getirdiğini, oluşturduğunu; bu bedende meydana gelen isteklerin, arzuların, "canım istedi" dediğin şeylerin, bedenin tabiatından ve alışkanlığından başka bir şey olmadığını müşâhede ederek, tabiatını ilâhi emirler istikametinde bastırıp bâtınında "Hak" olarak yaşayacaksın!

Hak’kı müşâhede edecek, kendi bünyende, varlığının "Hak" olduğunu müşâhede edeceksin; ikinci bir varlık müşâhedesi, idrâkı, tahayyül kalmayacak!..

Ancak “Hak” oluşunu bilmekle birlikte, isimlerin mânâlarının bir terkib halinde bu bedeni, bu varlığı oluşturduğunu da bilerek, tabiatının istikametindeki hareketleri terk edeceksin!.. Alışkanlıkları terkedeceksin!.. Menfaate düşkünlüğü terkedeceksin!.. Kendi hakikatına bakabilmek için!..

*  *  *