İnsan Ve Sırları -2

Ahmed Hulûsi

"ÂHİRET"LE İLGİLİ BAZI HADİSLER

Ölümötesi yaşama dair izaha çalıştığımız hususlardan sonra; bu hayata dair Hazreti Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem neler anlatmış. Biraz da onları dinleyelim kendi ağzından. Bu bölümde naklettiğimiz hadîsler çeşitli hadîs kitaplarından derlenmiştir:

Ebû Hüreyre radıya’llâhu anh’tan şöyle demiştir: Öteki beriki,

-Yâ Rasûlullah, kıyâmet gününde biz rabbimizi görecek miyiz? diye sordular. Aleyhisselâtu vesselâm Efendimiz Hazretleri de mukabeleten;

-Ayın 14. gecesi rüyete mâni hiçbir bulut yokken ayı görmek hususunda şek ve ihtilaf eder misiniz?.. diye sual buyurdu.

-Hayır ya Rasûlullah, denince tekrar,

-Rüyete mâni hiçbir bulut yokken güneşi görebileceğinizde şek ve ihtilaf eder misiniz?.. diye sual buyurdu.

-Hayır ya Rasûlullah!.. dendi.

Bu arada Ebû Saidi Hudrî’nin rivayetinde de;

-Güneşi öğle üzeri ve ayaz ve önünde hiçbir bulut yokken görmek için itişip kakışmaya, birbirinize zahmet vermeye hâcet görür müsünüz. şeklinde açıklama yapmıştı. Sonra buyurdu ki;

-İşte O’nu siz böylece apaçık göreceksiniz. Kıyâmet gününde insanlar haşrolacak, (yani bir araya toplanacak.) Kıyâmet gününde Nâs’ın Seyyidi benim bu da bilirmisiniz neden?.. Çünkü o gün Allahü Teâlâ ve Tekaddes hazretleri evvelin ve âhirin hepsini dümdüz bir toprak üzerinde öyle bir sûrette cem edecek ki kendilerini çağıran çağırıcı, ayrı ayrı her birine sesini duyurabilir. Onlara bakan basar, ayrı ayrı herbirine nüfuz edebilir.

Bu arada ibn-i Mes’ûd radıya’llâhu anh Beyhakî’deki rivâyetinde;

-Nâs haşrolduklarında, 40 yıl gözleri semâya dikilmiş olarak dururlar. Kendilerine hiçbir kimse tek bir kelime söylemez. Bu esnada -GÜNEŞ’ başlarının ucunda kendilerini yakar ve berru fâcir herkes ter deryası ta boğazına çıkıncaya kadar hep bu halde kalırlar.

Ve nihâyet Taberânî rivayetinde;- Kıyâmet gününde adam vardır ki ter kendisini boğacak dereceye çıkar. Ya Rab cehenneme atmakla olsun bari beni rahatlandır der. Hâliyle mahşer yeri tasvir edilir.

Bu arada Müslim’de şu izahat vardır.

-Halk o gün amellerinin miktarına göre tere batmış bulunacaklardır. Kiminin ter aşıklarına; kiminin dizlerine kiminin böğürlerine kadar çıkacak. Kimini de ter (Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem Efendimizin mübârek elleri ile ağızlarını göstererek), gemliyecek!. (yani boğacaktır.)

Diyerek daha da açık ve tafsilatlı anlatmıştır.

Bu arada Ebu Said Hudrî’den gelen rivayetle bu bekleyiş şöyle açıklığa kavuşturulur:

- Bu vukûf’un (duruşun) azâbı mü’min hakkında o kadar hafifletilecek ki ancak farz namazlardan biri kadar sürecek.

Veya bir diğer rivayette,

-Güneş gurub için ufuktan sarkıp gurub edinceye kadar o gün mü’min hakkında gündüzün bir saatinden daha kısa da olacak! müjdeleri de var.

-İşte bundan sonra Rabbimiz Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri her kim neye tapıyor idiyse onun ardına düşsün buyuracak.’

Bu arada ibn-i Mes’ûd rivayetinde Hz. Rasûlullah şöyle buyuruyor:

-Sonra gökten bir münâdî şöyle nidâ eder. Sizi yaratan, size sûret veren size rızkını veren Rabbiniz iken dönüp başkasına ibadet ve muhabbet etmenize mukabil, ilâhî Adaleti gereği içinizden her kulu taptığının ardına düşürmek değil midir?

-Evet öyledir!.. Cevabını aldıktan sonra,

- Her ümmet dünyada iken taptığının yanına gitsin! diye ilân edilir.

Bu arada Ebû Hüreyre’nin rivayetinde de şöyle ilâve var:

Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri kullarından birini karşısına alıp,

“Ben seni tekrim etmedim mi? Evermedim mi? Mahlûkatımı sana teshir etmedim mi?” diye soracak. O da;

“Evet Ya Rab!” diyecek. Bunun üzerine O da;

-Sen beni vaktiyle unuttuğun gibi, ben de şimdi sana aldırmayacağım!

buyuracak.

Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri bir üçüncüsünü de karşısına alacak, bu kimse,

“Ya Rab ben sana, kitabına, Rasûlüne imân ettim, namaz kılmış, oruç tutmuştum” diyecek. Hak Celle ve âlâ Hazretleri de,

-Haydi senin bu davana şahit ikâme edelim.. buyuracak.

Derken, o kulun ağzı mühürlenip azayı bedeni aleyhine konuşmaya başlayacak... İşte bu münâfıktır!.. Ondan sonra da biri şöyle nidâ eder,

-Herkes dünyada iken kime, neye inanıyor tapıyorsa onun peşine gitsin. Artık kimisi güneşin, kimisi ayın, kimisi de diğer putların peşine düşüp gidecek.

Bu arada ashabı salip yani Haç’a tapanlar, salibleriyle; putperestler putlarıyla; her mâbudun âbideleri de kendi mabûdlarıyla beraber gider!"

Nitekim ibn-i Mes’ûd rivayetinde;

-Onlara ibadet etmiş oldukları şeylerin timsâli görünür, beraberce onlarla giderler. Nitekim:

-Siz de Allah’tan başkasına ibadet ettikleriniz de cehennemi tutarsınız!.. buyurulur.

Ve böylece yalnız bu ümmet içlerinde münâfıklar olduğu halde oldukları yerde kalırlar. Bu arada Allahû Teâlâ Sübhanehü Hazretlerinin gayrına ibadet etmiş olanlardan, cehenneme atılmadık hiçbir kimse kalmaz!..

Nihayet fâcir olsun, hak üzere kalan ehli kitabın geri kalanı olsun, Allahû Azze ve Cellehu hazretlerine ibadet etmiş olanlardan başkası kalmayınca, Yahûdilerin bir takımı çağrılıp; kendilerine,

-Siz kime tapardınız?’ diye sorulacak.

-Biz Allah’ın oğlu Üzeyir’e tapardık’ diyecekler. Bunun üzerine onlara denilecek ki,

-Siz yalan söylüyorsunuz. Allahü Teâlâ hiçbir eş ve oğul edinmiş değildir. Şimdi söyleyiniz istediğiniz nedir?’ Onlar da,

-Ya Rab pek susadık bize su ver’ niyâzında bulunacaklar. Bu talep üzerine

-Haydi su başına gelmez misiniz? diye kendilerine işâret vaki olacak. Onlar da bir araya getirilip Nâricahim’e doğru sevkedilecekler.

O Cehennem ateşi ki; onların nazarında yalımları birbirini kırıp geçiren serap gibi görünecek ve onu su zannedip bir diğeri ardınca ateşe dökülecekler.

Sonra Hıristiyanların taifesi çağrılıp kendilerine “Siz kime tapardınız?” diye sorulacak.

-“Biz Allah’ın oğlu Mesih’e tapardık” diyecekler. Bunun üzerine onlara da denilecek ki,

-Siz yalan söylüyorsunuz!.. Allahû Teâlâ hiçbir eş ve oğul edinmiş değildir. Şimdi söyleyiniz istediğiniz nedir?..’

Onlar da;

-“Ya Rab pek susadık bize su ver!..” niyâzında bulunacaklar.

Bu talep üzerine:

-Haydi su başına gelmez misiniz"... diye kendilerin işaret vâki olacak.

Onlar da bir araya getirilip, nârıcahime doğru sevk edilecekler. O nârıcahim ki onları nazarında yalımları birbirini kırıp geçiren serap gibi görünecek ve onu su zannedip yekdiğeri ardınca ateşin için dökülecekler.

Allahû Tebâreke ve Teâlâ bundan sonra kalan mü’minlere evvela onları inandıklarından bir başka sûretle gelip;

-“Ben sizin Rabbinizim” buyuracak. Onlar da o tecelli ile tanımayacakları için,

-“Senden Allah’a sığınırız!.. Rabbimiz gelinceye kadar bizim yerimiz burasıdır, bir yere ayrılmayız!... Rabbimiz geldiğinde biz onu tanırız!" diyecekler.

Allahu Azze ve Celle Hazretleri onlara bu defa tanıdıkları bir sûrette gelip;

-Ben Rabbinizim!’ buyuracak. Onlar da:

-“Sen bizim Rabbimizsin” diyecekler. Ve Allahû Teâlâ’nın onları davet buyurması üzerine ona tâbi olacaklar.

Bu arada başka bir açıklama:

-“Ya siz ne bekliyorsunuz?” dendiğinde;

-Her ümmet ibadet ettiğinin ardına düşsün! buyuracak. Onlar da;

-Ey Rabbimiz biz dünyada iken, seni tanımayan, ibadet etmeyen insanlardan, kendilerine en ziyade muhtaçken dahi, ayrılıp semtlerine uğramazdık, onlarla görüşmezdik!’ diyecekler.

-Biz şimdikinden ziyade kendilerine muhtaç iken dahi, dünyada onlardan ayrılmıştık; onlarla hareket etmedik; şimdi nasıl olur!? Biz münâdinin, her kavim vaktiyle ibadet ettiği neyse ona kavuşsun!.. diye seslendiğini işittik. Onun için rabbımıza intizâr edip, O’nu bekliyoruz.

Cenâb-ı Rabbül Âlemin onlara, iki veya üç kere:

-Ene rabbiküm! (ben sizin rabbınızım).’ buyuracak.

Fakat onlar hepsinde de,

-Senden Allah’a sığınırız!.. Allah’a bir şeyi şirk koşmayız!..’ diyecekler.

O derecedeki, bazıları imtihanın şiddetinden rücû eder gibi olacak. Nihâyet;

-Rabbınızı tanıyabilmeniz için aranızda bir âlâmet var mıdır diye sual buyrulacak ve

-“Evet” diyecekler. Evet cevabı üzerine -keşfi şak’ olacak ve kendiliğinden, Allah’a secde etmiş her kim varsa secde etmeye tarafı ilâhiden kendisine izin verilecek. Riyâ olarak secde etmiş olan münâfıklarınsa sırtlarını Allahû Teâlâ tahta gibi kaskatı kılacak, bunlar secdeye davrandıkça sırt üstü düşecekler. Mü’minler sonra secdeden başlarını kaldırdıklarında Rabbı müteâlilerini ilk defa gördükleri sûrete dönmüş bulacaklar. o zaman:

-“Ene Rabbiküm” buyurduğunda

-“Ente Rabbena” (evet sen bizim rabbimizsin) diyecekler.

*  *  *