İnsan Ve Sırları -2

Ahmed Hulûsi

İNSAN, ROBOT MUDUR?!

Önce şunu diyelim ve sonra esas açıklamamıza geçelim:

Parmak, beynin androidi midir?...

Yukarıda bahsettiğimiz bölüm itibariyle, insanın âdeta bir tür "KOZMİK ANDROİD" durumunda olduğunu açıkladık!..

Sayısız ve sonsuz özelliklere sahip olan beyin, sayısız yıldızlar tarafından kozmik ışınlarla programlanıyor. Ve bu programlanış istikâmetinde bir yaşama giriyor!.. Ya da bir diğer ifade ile;

Allah’ın takdiri üzere, Melekler o kişinin kaderini yazıyor!.. Eceli, âmeli, rızkı, said veya şakî olduğu yazılıyor. Ve o insan yazıldığı üzere yaşama giriyor.

Peki olay bu mu?..iş bu kadar basit mi?..

Hayır!..

Bu konunun, ya da insanın sadece bir yönü!.. Bir de insanın ikinci yönü mevcut!..İnsanın aslı, orijini itibariyle sahip oldukları, yönü yani!..

Evet, insan baştan beri çeşitli vesileler ile anlattığımız üzere, kendilerini oluşturan maddeleri "ışınlar", ya da "kozmik enerji" ya da "nûr" yapılı denilen "melek"ler tarafından, ilâhî ilim ve irade istikâmetinde programlanan bir beyin ile yaşama başlayan bir varlık.

Ancak bu varlık gene beyin kapasitesi itibariyle mevcûdattaki tüm varlıkları ve özellikleri değerlendirebilecek bir kapasiteye de sahip kılınmış!.. Yeryüzünde "HALİFE" olarak meydana getirilmesi hasebiyle.

Bir diğer ifade ile, "ALLAH Adıyla İşaret Edilen”in esmâsına ayna" olup, O`ndaki yüce özelliklerin zâhire çıkabilmesi için var.

İşte beyin, eğer çok üst düzeyde çalışma kapasitesine erişir; kendisinde ortaya çıkan tüm özelliklerin, Allah`tan, eğer tâbiri caiz ise, yansıma ya da tecellî olduğunu; esasen kendisinin var olmayıp, ilâhî özelliklerin bir bileşim hâliyle oluşturduğu bir varlık olduğunu idrâk ederse; işte o zaman ikinci yön ortaya çıkar!.. Bu defa, hükmolunan robotta, gören, işiten, söyleyen, tutan, yürüyen O olur!.. Ya da bir başka ifade ile, robot yok olur; O ezelî ve ebedî "MEVCÛD" varlığında kendinden gayrını görmez olur!..

Kısacası sonradan, "yok"tan var edilmiş varlık, tekrar "yok" olur; ve BÂKÎ, "ALLAH"tır hükmü ortaya çıkar.

Bununla beraber, sûretlerde bir değişiklik olacağını da sakın sanma!.. Çünkü dün-bugün-yarın; ezel-ebed, Allah katında tek bir şeydir ve hep aynı şeydir!..

Kısacası, nasipte var ise, takdir edilmiş ise, sen, senin "var" olmadığını; var olanın hep "O" olduğunu müşahede eder ve yaşarsın ki; bir süre sonra yaşayanın dahi kendi olduğu; hattâ bunların çok çok daha öteleri ortaya çıkar!..

*  *  *