İnsan Ve Sırları -2

Ahmed Hulûsi

FÂİLE Mİ, FİİLE Mİ?...

Şeriatın tesbit ettiği ince bir husus vardır. Bu bize Rasûlullah tarafından açıklanmıştır...

Allah için buğz etme; fâile değil, fiilinedir!..

Diyelim ki Ahmed’den bir kötü fiil meydana geldi. Biz, Ahmed’in bu fiiline buğz edeceğiz, Ahmed’e değil!.

Çünkü, Ahmed ismiyle işaret ettiğimiz varlık gerçekte Hak’kın varlığıdır!..Ahmed ismiyle kastettiğimiz varlık, Allah isimlerinin bir terkib hâlinde, bir mahalde görülmesi hâlidir!..

Biz Ahmed’e buğz ettiğimiz zaman, bu isimlerin mânâlarına, dolayısıyla da Hak’ka buğz etmiş ve Hak’tan perdelenmiş oluruz!..

Onun içindir ki, şeriat “fiile buğz” esasını almıştır, fâile değil!..

O fiile buğz edeceğiz!..Niye?..Çünkü o fiil neticede terkîbiyet kayıtlarını , birimsel düşünce kayıtlarını ve neticede cehennemi meydana getirir; fâilse Hak’kın varlığıdır!..

Fâil, hatalı fiilini kestiği anda, bir başka fiiliyle Hak’kın Hak’lığına müşâhede gereği olarak fâile sevgi duymamız sevgi ile yönelmemiz gerekir...

Demek ki Allah için nefret etmek dediğimiz olay, fiiledir, fâile değil!..Çünkü fâil Hak’kın kendisidir!..

Biz yanlışlıkla, fiile fâili karıştırıp da, o fiilinden dolayı fâile buğz edersek, Hak’ka buğz etmiş; böylece de Hak’tan perdelenmiş Hak’tan uzaklaşmış, Hak’tan gâfil olmuş oluruz!..Bu da neticede bizim kendi cehennemimizi doğurur!..

Demek ki fâile buğz ettiğimiz sürece, kendimizi cehenneme atıyoruz!...Fiile buğz edersek, işin hakkını veriyoruz.

Sevgi de böyledir!..Sevdiğimiz Hak olacak!..Beşeri yapıdan-özellikten dolayı beşeri seviyoruz dersek, kendimizi gaflete atıyoruz, azâba atıyoruz!.

Ama o kişiliğin ardındaki Hak’kı müşâhede ederek seversek, sevgimiz sevgimiz yerini bulmuş olur!..Nefretimiz fiile sevgimiz Hak’ka olacak!.. O mahaldeki Hak’kı seveceğiz!..

Eğer o mahaldeki Hak’kı müşâhede edemeyip, o mahalli, Hak’tan ayrı olarak görüp de seversek; sevgiye ihânet etmemiz, Hak’ka ihânet etmemiz demek olur!..Hak’tan gayrına tapınmamız olur!..

“Ben karımı seviyorum, kızımı seviyorum, paramı , malımı, mülkümü seviyorum” dediğin anda, Hak’ka şirk koşmaktasın!.. Çünkü bu isimler altında gerçekte Hak’tan gayrı bir şey yok!..

Hak’kı bildiğin halde bu isimleri düşünüp, onlara Hak’tan ayrı bir varlık verip bu isimdekileri seviyorum dersen; yâni, sen bu isimlerdekileri Hak’tan ayrı olarak seviyorsan, bu sende şirkten başka bir şey değildir..

Öyle ise, her halùkârda Hak’kı müşâhede edip; Hak’kı seveceksin; buna karşı hangi fiilde terkibiyeti, tabiatı, alışkanlığı, şartlanmayı doğuruyorsa ondan nefret edeceksin.

Kimde terkîbiyetten kopma, tabiatından geçme istikametinde bir fiil varsa, o fiile de sevgi göstereceksin..

Sevgi ve nefretin; yâni Allah için buğz ve Allah için muhabbetin ölçüleri bunlar olacak..

*  *  *