İnsan Ve Sırları -1

Ahmed Hulûsi

GERÇEKLERİ İDRAK EDEBİLİYOR MUYUZ?

Evet, bu bölümde Din hükümlerinin havadan getirilmiş mesnetsiz, keyfi hükümler olmayıp, tamamıyla Allah tarafından yoktan var edilen varlığın, gerekleri, oluşumu, kanunları dolayısıyla getirilmiş tatbiki zorunlu şeyler olduğunu elimizden geldiğince açıklamaya çalıştık.

Bu anlattıklarımızla, bu iş bu kadardır demek istemiyoruz. Ancak bu hükümlerin altında, bu gerçekler de yatmaktadır, diyoruz. Zirâ, her bir hükmün altında o kadar daha değişik gerekçeler yatmaktadır ki, bunların her birisi başlı başına bir kitap yapmamızı zorunlu kılar. O da bize bildirileniyle!..

İşin bu bilimsel yönünü niye açıklamak durumundayız?..

Çünkü din, bugüne kadar anlatıldığı şekliyle, sanki boşgezen çöl insanını temizliğe iyiliğe çekip onlara bir çeki düzen vermek için gelmiş havasında yeni nesile aktarılmaya çalışılıp, gerçekler örtülmektedir de ondan!..

Şunu belirtmek için, işin bu yönünü açıkladık ayrıca. İslam`ın her hükmü, tamamıyla fizik-şimik elektromanyetik ve kozmik bir takım gerçeklere dayanmaktadır!.. Kim bunları anlayıp kavrayıp gereğini tatbik ederse, yararını gene ölüm ötesi yaşamda kendisi görecektir. Kim de bunlarla ilgilenmek gereğini duymaz bu konuda beynini çalıştırmaz ise, bir daha telâfi edemeyeceği bir biçimde zararını kendisi çekecektir.

Esasen biz bu kitabı, her şeyin içyüzünü araştıran, taklitçilikten uzak, hikmete yönelik bir yapıdaki yeni nesil ve batı için yazdık!..

Henüz bu kitapta açmadığımız daha nice konu vardır ki, bunlar dahi İslam`daki, tasavvuftaki sayısız işaretlerin dayandığı bilimsel gerçeklerdir. Dileriz ki bunlara da yönelinir ve bütün bunların içyüzleri araştırılır, anlaşılır ve gereklerini uygulayarak kişi kendisini daha iyi bir duruma getirir.

Eskilerden kendisine naklolmuş mecazî, misâli bilgileri olduğu gibi şartlanma yollu kabûl etmiş kişilere, belki de bu anlatmaya çalıştığımız şeyler çok zor, çok ağır; anlayamadıkları için inanılması çok güç şeyler gibi gelecektir!.. Varsın, anlayamadıklarına inanmasınlar!.. Eğer temel mânâda yapılması gerekenleri yapıyorlarsa, kendilerine bu kadarını yeter görüyorlarsa, bu da yeter. Elbette ki yaptıkları zayi olmayacak ve karşılığını alacaklardır.

Cenâb-ı Hakk Teâlâ ve tekaddes hazretlerinin bize ihsan etmiş olduğu bu ilmin temelinde Kur`ân-ı Kerîm ve tartışılmayan 6 hadîs külliyatında mevcût olan hadîs-i şerîfler yatmaktadır. Esasen dindeki bütün hükümler dahi aynı kaynaklara dayanmaktadır.

Şayet, bizim müşahedemizi geçersiz kılacak bir âyet ya da Rasûlullâh buyruğu ile karşılaşırsak, elbette ki biz o konudaki müşahedemizi terkeder ve henüz mahiyetini anlıyamasak bile o hükmü kabul ederiz.

Çünki her bir işaretin altında sayısız hikmetler yatmaktadır.

Şayet bütün iyiniyet ve araştırmalarımıza rağmen yanılmış olduğumuz hususlar mevcût ise inşâallah onların da gerçeğini bize ve size şu dünya yaşamı sırasında bildirsin Cenâb-ı Hakk.

*  *  *