Muhammed Mustafa -2

Ahmed Hulûsi

HAZRETİ ÂLİ`NİN (EBU TURAB) LÂKABINI ALMASI

Evliliği takip eden günlerden birisinde Efendimiz Aleyhisselâm kızıyla, Hazreti Âli`yi ziyarete gitmişti.. O gece de aksi gibi Hazreti Fâtıma ile Hazreti Âli bir meseleden dolayı münakaşa etmişlerdi..

Efendimiz Aleyhisselâm eve geldiğinde içerde Hazreti Âli`yi göremeyince sordu kızına:

- Ali nerede ya Fâtıma ?.. Hazreti Fâtıma cevap verdi:

-Aramızda bir tartışma geçmişti, bana darılıp gündüz uykusunu dışarıda uyumak için çıkıp gitti !..

Efendimiz Aleyhisselâm o sırada dışardan geçen Sehl bin Sad (R.a)a sordu:

-Bakıver bakalım Âli nerelerde ?.. O da kısa bir araştırmdan sonra gelip cevap verdi:

-Mescid`de uyuyor ya Rasûlullah..

Bunun üzerine Efendimiz Aleyhisselâm kalkıp doğruca mescide gitti: Hazreti Âli mescidde yanı üzerine yatmış uyuyordu.. Gömleği üzerinden sıyrılmış, vucudu toza toprağa bulanmıştı.. Yanına çöken Efendimiz üzerindeki tozu toprağı eliyle silkerken seslendi:

-Kalk ya Eba Turab !.. Kalk ya Eba Turab !..

Bundan sonra Hazreti Âli anlatırdı:

-Benim için o günden sonra (Ebu Turab) künyesinden daha hayırlı hiç bir isim bulunmadı.. Ne zaman ki birisi beni bu isimle çağırırdı, benim içim ferahlar, büyük rahatlık duyardım..

*  *  *