Muhammed Mustafa -2

Ahmed Hulûsi

HAZRETİ ABBAS`IN SAKLI ALTINLARI

Hazreti Abbas (R.a) yakalandığı zaman, yukarıda da belirttiğimiz gibi müslümanlığını açıklamamıştı.. Bu yüzden de, kurtulması için, kurtulmalık akçesi yani fideyi necat ödemek zorundaydı..

Diğer esirlerle birlikte Medine`ye geldikten sonra Efendimiz onu yanına çağırttı ve ona şöyle konuştu:

-Ya Abbas, kendin, kardeşinin oğlu Akil bin Talib ve Nefel bin Haris için kurtulmalık akçesi öde ki kurtulasınız.. Zîrâ zenginsin ve bunu ödemeye gücün yeter..

Hazreti Abbas müslüman olduğunu öne sürerek fidye-i necatı ödememek istedi..

- Ama ya Rasûlullah, ben müslümanım !.. Kureyş`in müşrikleri beni zorla bu sefere çıkarttılar ?..

Efendimiz Aleyhisselâm bu mâzereti kabule yanaşmadı:

-Senin müslümanlığını Allah bilir !.. Eğer, söylediğin gibi müslümanlardan isen elbette Allah katlandığın zahmetin ecrini verir.. Ancak madem ki senin durumun zahirde müslümanlara karşı idi, kurtulmak için fidyei necat ödemek zorundasın..

Hazreti Abbas (R.a) bu defa yakalandığında üzerinden alınan paranın necat olarak kabul edilmesini istedi:

-Peki öyle ise, yakaladıklarında üzerimden alınan altınları fidyei necat olarak kabul ediniz ?..

Halbuki ona harb ganimeti olarak el konulmuştu..

-Olmaz ya Abbas !.. O altınlara harb ganimeti olarak el konulmuştur.. Senin o paradan ayrıca bir de fidyei necat ödemen gereklidir..

Hazreti Abbas bu defa başka parası olmadığını ileri sürdü:

- Fakat ya Rasûlullah, benim o paradan başkaca bir param yokki!

Mekke`de halktan dilenmemi mi istiyorsun ?..

Efendimiz Aleyhisselâm bir mûcize gösteriverdi:

- Ya Abbas, o altınlar ne oldu öyle ise?..

Hazreti Abbas hayretle sordu:

- Hangi altınlar ya Rasûlullah ?..

- Hani Mekke`den çıkacağın gün hanımın Ümmü Fazl`a teslim ettiğin altınlar ?..

O sırada yanınızda kimse yoktu !.. Sen o sıra Ümmü Fazl`a “Bu seferde başıma ne geleceğini bilmiyorum !.. Şayet bir felâkete uğrar da dönemezsem şu kadarı senin için, şu kadarı da Fazl için, şu kadarı da Abdullah içindir... Eee şu kadarı da Ubeydullah içindir, nihâyet şu kadarı da Kusem içindir !.” diyerek bıraktığın altınlar ?..

Hazreti Abbas büyük bir hayrete düşmüştü.. Şaşkın şaşkın sordu:

- Bunu sana kim haber verdi ya Rasûlullah ?.. Vallahi bunu benden ve Ümmü Fazl`dan başka kimse bilmiyordu !..

- Allah haber verdi ya Abbas !.

Hazreti Abbas aynı şaşkınlık içinde Kelime-i Şehâdeti getirdi:

- Şehâdet ederim ki, Allah`tan gayrı tanrı yoktur ve Sen de O`nun Rasûlü`sün !. Şüphesiz ki Sen doğruyu söylüyorsun !.

İşte bu hâdise üzerine Enfal Sûresinin 70. âyeti kerimesi nâzil oldu:

"Ey Nebîyullah, elinizdeki esirlere de ki; eğer Allah sizin kalbleriniz de bir hayır bulunduğunu bilirse, O, size sizden alınandan daha hayırlısını verir de, üstelik bağışlar !. Çünkü Allah bağışlayıcı ve merhametlidir".

Hazreti Abbas, bu hâdiseyle ilgili olarak, daha sonraları şöyle buyurmuştu:

-Allah, benden alınan o altınlar yerine, her biri ortaklıktan dolayı bana 20 ukye altın kazandıran 20 köle verdi ki, ben onlarla daha fazla zengin oldum..

Hazreti Abbas, Mekke`ye döndükten sonra uzunca bir zaman, Efendimiz Aleyhisselâm’ın emriyle müslümanlığını açıklamadı.. Böylece orada bulunan müslümanlara destek oldu..

*  *  *