Hazreti Ebubekr Es Sıddık

Ahmed Hulûsi

KUBA GÜNLERİ

Kafile Kuba köyüne ulaşınca, Resuli Ekrem, bir parça olsun, üzerinden atabilmek için uzun yolun yorgunluğunu, bir hurma ağacının altına çekilerek, sakin ve sessiz oturuverdi..

Karşılamaya gelenleri Hazreti Ebu Bekr cevaplıyordu:

-Hoş geldiniz...

-Sefa geldiniz...

-Merhaba...

-Selamü Aleyküm...

Sıddık`ı Ekber Ebu Bekr, her birine ayrı ayrı cevap veriyor:

-Hoş gördük.

-Sefa bulduk...

-Ve Aleyküm selam...

Rasûlü Ekrem ile Hazreti Ebu Bekr es Sıddıkın arasında pek yaş farkı olmadığı için; daha evvel Rasûlü Ekrem`i tanımamış olanlar, kabul merasimini Hazreti Sıddık`ın yapıp, karşılayıcılara cevap vermesi dolayısıyle, O`nu Resulullah zannetmekte idiler ...

Ta ki, güneş tam tepeye yükselip, hurma ağacının gölgesi kaybolana kadar...

Güneşin ışınları bütün şiddetiyle ısıtmaya başladığında Hazreti Sıddık, hemen koşup, kendi örtüsü ile Rasûlü Ekrem`in üstüne bir gölgelik yaptı...işte o zaman herkes Resulullah`ın kim olduğunu anladı...

Kuba köyünde on dört gün misafir kalındı...

Orada kaldıklarının üçüncü günü, Rasûlü Ekrem`in amcası oğlu Hazreti Âli de, geçirdiği çok tehlikeli, sıkıntılı zamanlardan sonra, onlara ulaştı..

Köye ulaşır ulaşmaz, hemen onların yanına geldi. Bu geliş, gerek Rasûlü Ekrem`i gerekse Ebu Bekr es Sıddık Hazretlerini çok sevindirdi.

Hazreti Sıddık:

-Hoş geldin, Ya Âli... dedi

-Hoş bulduk Ya Eba Bekr!...

-Mekke`den ne zaman ayrıldın?

-Resulullah ile senin hareketinden üç gün sonra...

-Başına bir felaket gelmedi ya?...

-Gelmedi de söz mü?

Bu söz üzerine Rasûlü Ekrem`in gözlerinden bir keder şulesi yandı ve geçti:

-Benim için çok büyük eziyetlere katlandın Ya Âli!...

-Sen sağ ve başımızdasın ya, bize bu yeter Ya Resulallah...

Sonra Hazreti Âli, Mekke`nin halini, başından geçenleri birer birer anlattı...

Bu on dört gün zarfında yapılan en büyük ve mühim iş, hiç şüphesiz ki daha Kuba`ya erişilişin ilk gününde inşaasına başlanıp, oradan ayrılmazdan evvel bitirilen Kuba Mescidi idi.

Kuba`ya gelindiğinin on dördüncü günü Rasûlü Ekrem, geldiği devesi Kasva`ya bindi ve:

-Haydi bakalım, Ya Eba Bekr!.. Sen de bin yerine...

Buyurarak, O`nu da arkasına aldı ve Yesrib`e müteveccihen yola çıktı... Onları takip etmekte olan, gerek Yesrib`den gelmiş şehir ahÂlisi, gerekse Kuba halkı, fevkalade muhteşem bir manzara teşkil etmekteydi... Kafile ağır ağır yola revan oldu...

 *  *  *