Muhammed Mustafa -2

Ahmed Hulûsi

KUBA`DA

Nihâyet Pazartesi olmuştu ki, Medine yakınında bulunan “Kuba” köyüne iki saatlik yolları kaldı.. Karşılarından da bir kafile gelmekteydi.. İlk müslümanlardan Zübeyr ile Taha Hazretleriydi bu gelmekte olan kafile sahipleri..

Onları görünce bir sevindiler, bir sevindiler ki.. Yolculuk sebebiyle toz kir içinde kalmıştı Rasûlu Ekrem ile Hazreti sıddık.. Onlara:

-Ya Rasûlullah, ya Eba Bekr.. Yollarda elbiseniz toz, kum içinde kalmış... Halbuki Medine ahalisi sizi güzel, temiz kıyafetler içinde görmelidir... Diyerek Şam`dan yeni almış oldukları ticaret eşyası içinden beyaz, yeni elbiseler çıkarıp, Rasûlu Ekrem ile Eba Bekr es Sıddık`a hediye ettiler..

Sonra hep beraber Medine`ye müteveccihen yolarına devam ettiler.. Güneş tam tepelerine yükselmiş, gene her zaman olduğu gibi taş kum parçacıklarını kaynatmakla meşguldü..

Onların Mekke`den hareketini işitmiş olan Medine`li müslümanlar, her sabah kuşluk vaktinde “Harre” denilen mevkiye geliyor ve orada öğleye yakın bir zamana kadar istikbal etmek için bekliyorlardı.. Keza o gün de, gene beklemişler ve sonra ümitlerini keserek evlerine dönmüşlerdi..

Yahudilerin birisinin bir işi çıkmıştı o sıra.. Civardaki tarlasına bakması lâzım geliyordu. Hemen az ilerdeki gözetleme kulesine çıktı ve tarlasına bakmaya başladı.. Aniden ufukta karaltılar belirivermişti. Sıcak dolayısıyla meydana gelen sis manzaraları içinden üzerlerine beyazlar giymiş bir kafile, oraya doğru geliyordu.. Aklına, bu kafilenin gelmesi beklenen Rasûlullah ile ashabı olduğu ihtimali geldi... Bu muhteşem manzaranın tesiri altında, dayanamayarak başladı haykırmaya olanca sesiyle:

- Heeeyyy !.. Müslümanlaaar !.. Beklediğiniz O zât geliyor işte !..

Müjde top gibi patladı bu sesle âdeta.. Haykırışı duyan müslümanlar evlerine dalıp, kılıç, kalkan, silâhları nâmına neleri varsa takınıp, en güzel elbiselerini giydiler.. Kadınlar el ve ayaklarına altın bileziklerini taktılar. Atları olanlar, meşhur arap atlarını en güzel eğerleriyle süslediler. Develeri olanlar, onları dahi süsleyip, kadın erkek, çoluk çocuk, akın akın Rasûlu Ekrem ile Hazreti Sıddık`ı karşılamak üzere yollara döküldüler...

Artık aralarında bir saatlik kadar bir mesafe kalmıştı..

İki kafile, yolcular ile istikbalciler, “Harre” denilen mevkide karşılaştılar. Sadece Medine` bir saat mesafedeki Kuba halkı değil, Medine`nin bizzat şehir halkından kişiler dahi gelmişti istikbale..

İki kafile, Rasûlu Ekrem`e yapılan çeşitli sevgi gösterileri arasında, Medine`nin sağ tarafına düşüp - tabii yaya olarak - bir saat kadar mesafedeki Kuba köyüne yöneldi..

Tarih, yeni bir devrin başlangıcını ilân ediyor: 12 Rebiülevvel, 1. Hicret yılı...

622. Milâdi yıl, Temmuz ayı .. Günlerden Pazartesi..

*  *  *