Gavsiye Açıklaması

Ahmed Hulûsi

AŞK

“Rabbim Teâlâ’yı gördüm ve sordum;

-Yâ Rabbi..”Aşk”ın mânâsı nedir?.

-Yâ Gavs. Âşık ol bana.Âşık benim, aşk benim!.Kalbini benden gayrından çevir ve fariğ kıl!.”

Ahmed Rufâi, Abdülkâdir Geylâni, Fahreddin Irakî, Mevlâna Celâleddin gibi bir çok zevât-ı kirâm Allah’tan “Aşk” ismiyle sözetmişlerdir çeşitli zamanlarda...

“AŞK benim” sevilecek, öylesine sevilecek ki, uğruna herşeyden vaz geçilecek; öylesine ki, benliğinden bile vazgeçilmek sûretiyle O’nda yok olunacak varlıktır “AŞK” !.

Aşk, O olduğu gibi; âşık da O’dur. Çünkü O’nun dışında vücûdu olan bir varlık yoktur!.Ve dahi mâşuk , yine kendisidir!.

Sevgi, sevdiğin, seven hep O’dur!.

Kim, ne zaman, nerede, neyi severse sevsin; sevdiğinin ismi ne olursa olsun, gerçekte sevilen hep O’dur!.

“Murad etti ki, kendisinden gayrı sevilmeye;sonra zâhir oldu sevilenler sûretinde; sonra da baktı ki kendisinden gayrı mevcut değil, bu defa hep seven ol kendi oldu!.” cümleleri işte bu durumu açıklar.

İyi bilelim sevgi nedir; hangi isim altında olursa olsun sevilenler kimdir; sevgiyi oluşturan cazîbe nedir, kimdendir, kime aittir; ve nihâyet seven kimdir?.

“Bildik ki âlemde her ne var, hep AŞK imiş” beytinde işte bu sırra işaret edilmektedir.

&

“Yâ Gavs-ı Â’zâm. Aşkın zâhirine ârif olursan, aşktan fenâ bulmalısın!. Zîrâ, aşk HİCAPTIR!. Âşık ile mâşuk arasındaki hicâb!.

Zâhirde kullanılan anlamı ile “aşk” kavramının bir “ikilik” görüşü dolayısıyla mevcûd olduğunu ve böylece de aşkın sevenle sevilen arasında bir hicâb oluşturduğunu çok bâriz bir biçimde vurguluyor bu beyân!.

Daha açık şekliyle;

Mekân ya da boyut kavramıyla ÖTEDE veya ÖTENDE bir “O” düşünüyorsun, vehmediyorsun, yâni var kabûl ediyorsun; bunun neticesi olarak da, O’na ermek, O’nu bulmak, O’nu yaşamak arzusuyla yanıp tutuşuyorsun!...

İşte bu şekilde yanıp tutuşman, O’nu sevmen ve arzulaman O’na âşık olman demektir.

Bu aşkın temelinde de O’ndan ayrı bir “Ben” var zannı yatmaktadır!.

“ZANLARDAN BAZI ZAN VARDIR Kİ SUÇTUR”

Âyetinin işaret ettiği zan acaba bu olmasın!?.

Öyle ise, ÖTENDE bir “O” var ve “sen”de O’na ulaşacaksın zannından doğan aşk, gerçekte seninle “O” arasında en büyük perdelerden biridir!.

Ne zaman ki, bu aşk seni öylesine O’nunla meşgul eder; ve nihâyet O’nda “yok” eder yâni gerçekte varolmadığını anlarsın; işte o zaman perde kalkmış olur!.

”Kaldır beni aradan, ortaya çıksın Yaradan!.” diye kısaca özetlenen bu ifade, aşkın kökeni olan “ben”in ortadan kaldırılması mecburiyetine işaret etmektedir.

AŞK’ın Bâkî kalması demek, varlıkların yok olmasına bağlıdır demek değildir!. Varlıkların “yok” olduğunun anlaşılması demektir.

Allah’ın gelecekte veya bir varlığın yokolmasından sonra Bâkî olacağını zannetmek, çok kalın bir biçimde perdeli olmaktan doğar!.

Allah Bâkî’dir ve onunla berabar fânî varlıklar da mevcuttur sanmak, “Bâkî” kelimesinin mânâsını bilmemektir.

Allah daîmi olarak Bâkî’dir ve onunla beraber ikinci bir varlık da mevcut değildir. Bu sebeple, O’nun yanında yok olacak varlıklar yoktur; kendilerinin “yok” olup Allah’la Bâkî olduklarını farkedecek tecellîler sözkonusudur.

Seven , “yok”luğunu idrâk edip, sevilende yok olduğunda; Bâkî kalan Allah’tır!.

*  *  *