Muhammed Mustafa -2

Ahmed Hulûsi

CİN MESELESİ...
EFENDİMİZ ALEYHİSSELÂM`IN CİNLERLE GÖRÜŞMESİ HAKKINDAKİ ÂYETLER VE BAZI HADİSLER

Cin kıssasının, siyer kitaplarına göre yukarıda anlatılan Taif seferinden Mekke`ye dönüş sırasında vukûbulduğu anlatılmaktadır... Bununla beraber, bu hâdisenin, daha sonra, Mekke`ye avdet buyurduktan bir zaman sonra Suk`ı Ukaz`a teşrifi niyetiyle yola çıkıldığı zaman zuhûr ettiğini kabul etmek bize daha uygun gelmektedir..

Zîrâ, bu vak’a daha ileride vereceğimiz bir hadisi şerife göre, Nahle`de vukûbulmuştur.. Nahle ise, Suk`ı Uraz ile Taif arasında, Efendimiz Aleyhisselâm’ın ashaptan bazılarına namaz kıldırdığından da bahsedilmektedir ki; halbuki, Taif dönüşünde, Efendimiz Aleyhisselâm’ın yanında Zeyd bin Harise`den başka kimse bulunmamakta idi..

İşte bu sebeple biz, Cin hâdisesini Taif dönüşünden ayırıp, burada ayrı kısımda incelemeye başlıyoruz...

Şimdi evvelâ Sahihi Buhari`den size ileteceğimiz bir hadisi şerif ile başlayalım bu bahse:

"Nebiyyi Ekrem Aleyhisselâm ashaptan birkaç zât ile Suk-ı Ukaz`a doğru yürüyorlardı ki, o tarihte şeyâtin, semâdan haber almaktan men edilmiş, üzerlerine şuhub (meteorlar) atılmaya başlanmış bulunuyordu..

(Semâya doğru çıkıp da kovulan) cinler kavimleri nezdine döndüklerinde kendilerine:

-Ne oluyorsunuz ?. (Neden hiç bir haber getiremiyorsunuz?.) denildi.. Onlar da:

- Ne yapalım ?.. Semâdan haber almaktan men edildik !.. Üzerimize şuhub (meteorlar) havale edildi !.. Dediler... (Bunun üzerine kavimlerinden bazıları) onlara:

-Sizin semâdan haber almanıza engel yeni meydana gelmiş bir şeydir !..Yerin doğusunu- batısını dolaşın da, semâdan haber almamıza mâni olan bu şey ne imiş öğrenin!.. dediler..

İşte bunun üzerine içlerinden bazıları Tihame cihetine yönelmiş olarak Suk`i Uraz`dan geçerken, Nahle mevkinde Nebiyyi Ekrem Aleyhisselâm’ın bulunduğu yere uğradılar.. O sırada Rasûlu Hüdâ Efendimiz, ashabına sabah namazını kıldırıyordu..

O`nun namazda okuduğu Kur`ân-ı Kerim’i işitince kulak verdiler.. Sonra da birbirlerine:

-Semâdan haber almaktan bizi men eden şey budur... dediler.. Sonra bu haberciler kavimlerine döndüler ve:

- Biz hayret verici bir Kur`ân ‘ın tilâvet buyurulduğunu işittik ki, rüşd ve hidâyet yolunu gösterir.. Biz de iman ettik.. Ahad olan Rabbımıza hiç bir şeyi ortak koşmayacağız!.. dediler..

Bundan sonra Allahû Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri, Hz.Rasûlullah Aleyhisselâm’a Cin Sûresini inzâl buyurdu.."

Şimdi de Kur’ân-ı Kerim’de Cinlerle ilgili olarak inzal buyurulan bazı âyetlere dikkat ederek tetkik edelim:

"Anlat ki, bana şu hakikat vahiy olunmuştur: Cinlerden bir zümre (benim Kur`ân okuyuşumu) dinlemiş de (aralarında söylemişler)

-Biz, gerçekten, hayranlık veren Kur`ân dinledik ki, O Hak’ka ve gerçeğe götürür.. Bundan dolayı biz de, O`na iman ettik.. Ahad olan Rabbimize bundan sonra hiç bir şeyi asla ortak koşmayacağız...

Filhakika şu da var ki, insanlardan bazıları cinden bazı kişilere sığınırlar.. Bu sûretle onların azgınlıklarını arttırırlar..

Biz ciddi bir sûrette göğe erişmek istedik.. Fakat onu sert bekçilerle ve şihablarla (meteor taşı ile kapalı) bulduk.. Ve doğrusu biz oradan dinlemek için bazı mevkilere oturduk; Fakat şimdi kim dinleyecek olursa, onun için bekleyen bir şihab bulunuyor !..

Ve doğrusu, biz bilemeyiz, o arzdaki insanlara bir şer mi irade edilmiştir, yoksa Rabları onlar hakkında bir hayır mı dilemiştir..

Ve doğrusu, bizlerden sâlih olanlar da var, olmayanlar da var !..

Dilim dilim olmuşuz; ve doğrusu bizlerden müslim olanlar da var, haksız olanlar da var.. Müslim olanlar, işte onlar; rüştü, sevabı arayanlardır..

Ama haksızlar, ateşe odun olmuşlardır !.." ( Sûre72-Âyet:1/15 )

"Yâd et o zamanı ki, cinlerden bir taifeyi Kur`ân dinlemeleri için sana göndermiştik. İşte bunlar, O`nun huzuruna gelince, (birbirlerine) :

- Susun !..

Demişler; (okunması) bitirilince de, uyarmaya memur olarak kavimlerine dönmüşlerdi:

-Ey kavmimiz; dediler.. Hakikat ki biz, Musa`dan sonra indirilmiş olan ve kendisinden öncekileri tasdik eden, Hakka ve gerçek yola ileten bir kitap dinledik..

Ey kavmimiz, Allah`ın dâvetcisine icâbet edin !.. O`na iman edin ki, (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi çok elem verici bir azaptan kurtarsın.." (Sûre:46-Âyet:29/31)

"Bir de, O`nunla (Allah ile) cinler arasında bir hısımlık uydurdular! And olsun ki, bizzat cinler dahi, onların (uydurukçuların) behemehal tutuklu olarak getirileceklerini bilmektedirler.. (Sûre 37-Âyet 158)

"Ey cin ve ins cemaatı:

İçinizden size âyetlerimi nakleden, bu günün gelip çatacağını size inzar ile haber verir Rasûller gelmedi mi?..

Ey Rabbimiz, diyecekler... Nefislerimize karşı (kendi aleyhimize) şahitlik ederiz !..

Dünya hayatı onları aldattı da, gerçek kâfir kişiler olduklarına kendileri de, kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.." (6-130)

"O gün ki, (Allah) onların hepsini toplayacaktır...

-Ey cin cemaatı, insanlardan EKSERİYETİNİ baştan çıkartıp( kaydınız altına alıp) kendinize tâbi kılmak durumuna girdiniz ha"? (Sûre 6-âyet 128)

Bu âyete dikkat buyurulması!.. İzahını ileride yapacağız inşâallah....

"Allah`a sığınırım cinlerden ve insanlardan.." (Sûre 114-Âyet 6)

"Cinlerden, insanlardan, kendilerinden evvel geçmiş ümmetler içerisinde, bunlara karşı da o söz hak olmuştur..." (41- 25)

" Elbette ben cehennemi bütün insanlardan ve cinlerden (müstehak olanlarla) dolduracağım.. " (Sûre 1, Âyet 119)

" Ben cinleri ve insanları ancak kulluk etmeleri için yarattım"!. (Sûre 51-Âyet56)

"Cânn’ı da daha evvel gözeneklere nüfuz edici dumansız ateşten (mikrodalgadan) yarattık"! (Sûre 15-Âyet27)

" Cânn’ı da dumansız ateşten(mikrodalgadan) yarattı"! (Sûre 55-Âyet 15)

" Ey cinler ve insanlar topluluğu!.Gücünüz yeterse geçip gidin Melekî Boyut’a Dünya semâsından;

Geçemezsiniz olmazsa ferman !.

Salınır üzerinize kozmik ışının, manyetik duman;

Kurtulamazsınız, deseniz de aman !..

Gök yarılıverdi mi, bir gül, yağ gibi eriten yanan;

O gün sorulmaz cürmünden ne bir insan, ne bir can"! Sûre 55-Âyet 33/37)

Şimdi de, cinlerin semadaki durumlarına dair bilgi veren bazı ayetleri görelim..

Aşağıda vereceğimiz âyetler de "Hicr"-"Saffat" sûrelerinden alınmıştır:

"Şüphesiz ki biz semâda burçları halkettik..

Semâyı erbabı nazara hoş gelecek şekilde bezedik...

Onu recm olunmuş, rahmeti ilâhiyeden tard edilmiş şeytanın sokulmasından muhafaza eyledik..

Meğer ki, o şeytan kapma bir haber almaya çalışa..

İşte o zamanda böylesine bir şihab yetişir.."

"Şüphesiz ki biz, semâi dünyayı (birinci kat semâ) yıldızlarla donattık.. Bu semâyı reddedilmiş şeytandan koruduk

Bu şeytanlar, melekî boyuta ne kadar yönelip kulak verseler bir şey alamazlar.. Her taraftan zilletle kovulurlar.."

Nihâyet İbni Abbas Ra. den mervi bir malümat da nakledip, bu mevzuya ilişkin kısaca vereceğimiz bilgiye geçelim:

"Şeytanlar evvelleri melekî boyutlardan perdeli olmazlardı.. Semâlara girer, gayba dair haberleri melâikeden işitir, bunları da falcılara, CİNCİLERE bildirirlerdi..

İsa Aleyhisselâm’ın doğumundan sonra, son üç semâya çıkmaktan men edildiler..

Muhammed Aleyhisselâm’ın doğumundan sonra ise, bütünüyle semâlara çıkmaktan engellendiler..

Ondan sonra, şeyâtinden hangisi bu çeşit haber almaya çalışsa, üzerine silâh atılmaya başlandı:”

“İblis secde etmedi; çünkü o cin’dendi”(Kehf-50)

Şeytan , esas olarak !İblis” lakabıyla bilinen “Azazil” isimli “Cin”dir.

Başlangıçta, cinlerin hocası durumunda iken, Adem Aleyhisselâm’ın yaratılmasından sonra, işlemiş olduğu hata dolayısıyla bu vazifeden tard edilmiş, daha sonra da Allah`a karşı gelmesi hesabiyle de lânetlenmiş, azâba dûçar olanlardan kılınmıştır..

Ancak, Allah`tan, insanlardan büyük bir kısmını kendisine uyduracağını iddia ederek kıyâmete kadar izin almış; ve Allah`ın kullarını imtihan etmesi için de insanları kandırmaya başlamıştır..

"Şeyâtin" kelimesiyle çoğul olarak kullanılmasının sebebi ise, ona tâbi olan Cin topluluğudur.

Cinler için , zaman ve mekân kaydı yoktur.. Her an her yerde bulunabilmekte, geçmişe dair her şeye detaylı bilgi sahibi olabilmektedirler..

Cinler, Kur`ân-ı Kerim`de belirtildiği gibi, müslüman olanlar veya olmayanlar diye ikiye ayrılmaktadır.. Keza bunlara da ulvî ve sülfî diye bir ayırım da yapılmaktadır..

Bu mevzûyu inceleyen ilme "Hüddam İlmi" denilmektedir..

İnsanın ceddi, Hazreti Adem olduğu gibi; cinlerin de ceddi Cânn`dır..

Cinlerden korunma duası şudur:

Rabbi inni messeniyeş şeytânu binusbin ve azâb, rabbi eûzu bike min hemezâtişşeyâtiyni ve eûzu bike rabbi en yahdurun.Ve hıfzan min külli şeytânin marid.(Sad:41, Mü’minun:97-98, Saffat:7)

Eskiden bu mevzûyu araştıran birçok kimse vardı.. Bunlara ehli havas denilirdi.. Bu kişiler, cinlerden geçmişe ve hâle dair çeşitli malümat alırlardı.. Ancak cinlerin son derece yalancı bir yapıya sahip oldukları da hatırdan çıkarılmamalıdır.. Söyledikleri arasında ancak yüzde on-onbeş nispetinde doğruya rastlanabilmektedir.

Eskiden "Cin Dâvetleri" adı altında yapılan bu işlere, günümüzde de Spiritizma-Ruh çağırma celseleri" adı altında devam edilmektedir.. Bugün çeşitli yerlerde yapılan bu celselerde gelen cinler, o kişileri “biz falanca kişinin ruhuyuz” diye aldatmakta ve onlara o kişinin hayatına dair malümat vermektedirler..

Günümüzde cinlerin en yaygın aldatma yollarından biri, insanları “BİZ UZAYLILARIZ” diye kandırmalarıdır.

Bunun dışında pek çok kişinin kendini evliya ya da MEHDÎ sanmasının ardında da, farkında olmadan Cinlerin hükmü altına girmeleri yatmaktadır.

Bu mevzudaki çok daha geniş ve tafsilâtlı bilgiyi şu anda 14. baskısı hazır olan "RUH İNSAN CİN" adlı kitabımızda okurlarımıza arzederek bu meseleyle ilgili suallerin cevabını hem dini, hem de günümüz ilmi açılarından cevaplandırmaktayız.. Bu sebeple burada daha geniş bir şekilde mevzuya girmekten kaçınıyoruz...

Cinlerin varlığını ve yapısını ilmin son gelişmeleri ışığında ve ilmi yoldan ispatlayan bu eserimizde, ruh çağırma celselerinin, ruhlardan alınan haberlerin ve alınma şekillerinin hakikatlarını da açıklıkla belirttiğimiz üzere; okurlarımızdan temennimiz, şimdilik kendilerini katiyen bu akımlara kaptırmamalarıdır..

Ayrıca bu yolda olan tanıdıklarını da yaptıklarının hakikaten ruh daveti olmayıp cinlerle görüşme olduğunu bildirerek îkaz etmeleridir...

*  *  *