Muhammed Mustafa -1

Ahmed Hulûsi

ÖMER DEVREDE

O sıralarda Ömer`in kız kardeşi Fâtıma ve eniştesi Said bin Zeyd de müslüman olmuştu.. Ancak Ömer`in bundan haberi yoktu.. Bunlardan başka Ömer`in akrabalarından Nuaym bin Abdullah da müslüman olmuştu.. Fakat o dahi müslümanlığını açığa vurmamıştı..

Ömer, Efendimiz Aleyhisselâm’ı öldürmek üzere doğruca evine gitti, kılıcını kuşandı ve yola koyuldu.. O sıralarda Efendimiz Aleyhisselâm ise Darül Erkam da bulunuyordu. Yanında amcası Hazreti Hamza, Hazreti Ebu Bekir ve Hazreti Ali(r.a) bulunmaktaydı... Aşağı yukarı bunlardan başka 40 a yakın müslüman daha evde hazır bulunuyordu..

Ömer, gayet sinirli bir şekilde dağlık taraftan Darül Erkam`a gidiyordu ki, yolda akrabası Nuaym`a rasladı.. Nuaym Ömer`in sinirli halinden, belindeki kılıcından ve Efendimiz Aleyhisselâm’a giden güzergâh üzerinde olmasından şüphelenerek sordu:

-Hayrola, nereye böyle ya Ömer ?.. Ömer o sinirli hâliyle cevap verdi:

-Muhammed`e !.. Şu yeni din çıkarana... Zîrâ Kureyş`i ikiye böldü.. Bizleri aptal saydı... Atalarımıza demediğini koymadı !.. Ben de O`nu öldüreceğim işte !..

Nuaym bu cevap karşısında dehşete düşmüştü.. Cevap verdi:

-Vallahi ya Ömer, sen nefsine uyuyor ve kötü bir işe teveccüh ediyorsun.. Eğer, O`nu öldürebilirsen, Abdi Menaf oğulları seni yeryüzünde sağ bırakırlar mı sanıyorsun?..

Ömer`in kafası atmıştı bu cevap karşısında :

-And olsun ki, ben senin de sapıtmışlardan olduğunu anladım.. Doğru mu anlamışım ?..

-Sen bana bakacağına, evvelâ kendi ev halkına bak!.. Onlarla uğraş, başa çık da, ondan sonra bana karış !..

- Benim ev halkıma ne olmuş ki?..

-Kardeşin Fâtıma ile amcazâden ve enişten Said bin Zeyd de müslüman olup Muhammed`in getirdiği yeni dine girdiler.. Sen dışardakilerle uğraşacağına, evvelâ evdekilere bak!..

Ömer, kızgınlıkla yakasına yapıştığı Nuaym`ı salıverdi.. Demek, kendi kardeşi ve eniştesi de müslüman olmuştu ha!.. Kafası allak bullak olmuştu.. Evvelki kararını değiştirerek doğruca kardeşinin evine doğru yürümeye başladı.. O sıralarda kardeşinin evinde de Habbab bin Eret bulunup, kardeşi Fâtıma ile amcazâdesi Said`e Kur`ân öğretiyordu..

Dışarıda sert ayak sesleri duyunca, derhal birisinin geldiğini anlayıp Habbab`ı bir kenara sakladılar...Ancak eve oldukça yaklaşmış olan Ömer de içeride okunan Kur`ân sesini işitmişti.. Keza Ömer`in gelmekte olduğunu anlayan Fâtıma da Kur`ân ‘ın yazılı olduğu deri parçasını göğsüne saklamıştı..

Kapı sert bir darbe ile açıldı ve Ömer içeriye hışımla girdi... Sonra da kükrercesine sordu :

- Ben gelirken okumakta olduğunuz neydi ?.. Said cevap verdi:

- Kendi aramızda konuşuyorduk !... Sen onu işitmişsin.. Yoksa birşey okuduğumuz yok !..

Ömer pek yutmadı bu yalanı..

-And olsun ki, ben ikinizinde müslüman olduğunuzu, Muhammed`in yaydığı dine girmiş olduğunuzu öğrendim.. Söyleyin bana hakikatı ?.. Said baktı ki, ok yaydan çıkmış, açıkladı :

-Ya Ömer, hâlâ anlamadın mı, Hak Din’in senin taptığın tanrılardan çok daha başka olmadığını ?.. Ömer`in sigortasını attırmıştı işte bu sözler.. Zîrâ oldukça asabî mizaçlı bir kimse idi

Derhal eniştesi Said`in üzerine atlayarak, onu yere yıkıverdi ve sonra da göğsüne oturarak onu tokatlamaya başladı.. Fâtıma arkadan yetişerek, kocasının göğsüne oturan Ömer`i itmek, kaldırmak istedi.. Ömer bu defa oturduğu yerden geri dönerek şiddetli bir tokatla Fâtıma`yı yere serdi !.. Düştüğü yerde Fâtıma`nın burnu kanamağa başlamıştı..

Artık iş çığrından çıkmıştı... İkisi da şiddetle haykırdılar Ömer`in yüzüne karşı:

-Bil öyle ise !.. İkimiz de müslüman olduk !.. Muhammed`in getirdiği Hak Din’e girdik işte!.. Şehâdet ederiz ki tanrı yoktur sadece Allah vardır!. Ve yine şehâdet ederiz ki Muhammed de Allah`ın Rasûlüdür... Sen şimdi ne yaparsan yap.. İslâm Dini’ni ancak câhiller ve sapıklar anlayamaz..

Ömer, onların bu sert bir şekildeki ültümatomunu, kardeşinin kan içinde kalmış yüzünü görünce büyük bir şaşkınlık geçirdi.. Sonra da yumuşadı.. Yaptıklarına nâdim oldu.. Sesini mümkün olduğu kadar tatlılaştırarak konuştu:

-Ben gelirken okumakta olduğunuz şeyi versenize bakayım; Muhammed`in getirdikleri nasıl bir şeydir?.. Fâtıma`nın aklına yazılara bir şey yapacağı geldi..

-Veremem !.. Sen ona da bir şey yaparsın !.. Ömer onları temin etti:

- Hayır bir şey yapmayacağım sadece okumak istiyorum..

Hakikaten okumak arzusunda olduğunu anlayınca Fâtıma, bu defa Ömer`e hâlini bildirdi:

-Sen şu halinle şirk içinde bulunduğun için, pis sayılırsın!.. O`na ancak tâhir olanlar el sürebilirler !..

Evvelâ kalk da, bir yıkan.. Sonra da verelim, okuyasın.. Yapabilir misin?.. Bunun üzerine Ömer, kalktı, yıkandı ve tekrar geldi... Yüzü tamamen yumuşamış, üzerine hoş bir hal gelmişti.. Zaten Ömer okuma yazma bilirdi... Kâtipti... Tâ hâ Sûresinin yazılı olduğu deriyi verdiler Ömer`in eline ve okumaya başladı:

"Bismillâhirrahmanirrahiym,

Tâ hâ... Biz Kur`ân-ı sana zahmet çekmen için değil; ancak, (Allah`tan) korkacak kimselere bir nasihat ve semâlar ile yeri yaratanın katında bir kitap olarak inzâl etik..

Rahman arşa ıstıva etmiştir...

Semâlarda, yerde ve ikisi arasında her ne varsa; toprağın altındakiler de dahil, hepsi O`nundur... Sen sesini yükseltsen de, içinden geçirsen de, O`nun için birdir !.. Çünkü O, gizliyi de, gizlinin en gizlisini de bilir !..

Allah O`dur ki, tanrı ve tanrılık kavramı yoktur;sadece O vardır!.

Musa`nın haberi geldi mi sana?..

Hani o, bir ateş görmüştü de, ailesine; "Siz burada durun, ben bir ateş gördüm ki belki ondan size bir kor getirebilirim; yahut ateşin yolunu gösterecek birini bulabilirim ." demişti..

İşte ona; (ateşin yanına) gidince hitâb edildi:

"Ey Musa : Şüphesiz ki, Ben`im Ben; senin Rabbin !.. Şimdi ayağındakileri at; zîrâ sen mukaddes vâdide, Tuvaa`dasın...

Ben seni seçtim !.. Şimdi vahyolunacakları dinle: Şüphesiz ki Allah Ben`im, Ben !..

Ben`den başka hiç bir tanrı yoktur!.. Öyle ise bana ibadet et; beni anmak için namaz kıl..

Kıyâmet günü elbette gelecektir..

Bana inanmayan, nefsine uyan kimseler sakın seni bundan alıkoymasın !.. Yoksa helâk olursun !.. (Tâhâ Sûresi 1-16)

Bundan sonda da Hadid Sûresinin 1-8. âyetlerini okudu Ömer:

"Semâlarda ve yerde her ne varsa, Allah`ı tesbih etmektedir..

Zîrâ O Aziz ve Hakiym`dir..

O, Evvel`dir, Âhir`dir, Zâhir`dir, Bâtın`dır..

O, her şeyi en mükemmel şekilde bilendir..

Semâları ve yeri altı safhada yaratan, sonra da Arş`ta hükmünü yürütendir !..

O, yere gireni, yerden çıkanı, semâdan ineni, ve semâya çıkanı bilir...

Her nerede olursanız olunuz; O, sizinle beraberdir !..

Vallahi yaptıklarınızı tamamiyle görmektedir...

Semâların ve yerin mülkü O`nundur... Her şey O`na döndürülür..

Geceyi gündüze çevirir, gündüzü geceye katar...

Sînelerde gizlenen her şeyi tamamiyle bilir..

Allah`a ve Rasûlüne iman edin !.. Sizi vâris kıldığı şeyleri, O`nun yolunda harcayın.. İçinizden iman edip de harcayanlar yok mu, onlar için büyük mükâfat vardır..

Rasûl, Rabbınıza iman etmeniz için sizi dâvet edip duruyorken, size ne oluyor ki, Allah`a iman etmiyorsunuz?.. Halbuki O, iman edeceğinize dair sizden söz de almıştı.. "

Âyetleri okumayı bitirince Ömer, hayretler içinde kalmıştı...

-Bu ne kadar haşmetli sözler !.. diye hayranlığını anlattı.. Ve devam etti:

-Hayatımda bundan daha güzel, haşmetli ve içe tesir edici sözler okumamış ve duymamıştım...

Ömer`in bu sözlerini işiten Habbab , kendini tutamayarak saklandığı yerden dışarıya fırladı:

-Müjdeler olsun sana ya Ömer !.. Zîrâ O geçen gün şöyle dua etmişti. "Ey Allah`ım Islâm’ı ya Ömer, ya da Ebu Cehil ile kuvvetlendir"! Niyaz ederim ki Allah`tan; Rasûlullah`ın ettiği dua senin için kabul olsun!.. Şİmdi görüyorum ki bu duaya sen muhatap oluyorsun.. Bu azim, kudrettir, ya Ömer !..

Ömer, son derece hassaslaşmıştı.. Sordu :

-Rasûlullah nerededir şimdi?. O`nu görmek istiyorum, ben !.. Fâtıma endişe etti:

- Eğer O`na yakışmayacak birşey yapmayacağına dair namus sözü verirsen, sana olduğu yeri söyleriz ?.. Ömer, zaten vazgeçmişti bu niyetinden artık..

-Söz veriyorum ki O`na yakışmayan hiç bir harekette bulunmayacağım?

*  *  *