Muhammed Mustafa -1

Ahmed Hulûsi

VE VÂDE DOLUNCA

İslâm’ın nüzûlünden bu yana tam altı yıl olmuştu.. Zilhicce ayındayız..

Ömer, iyice azan(!) müslümanlara haddini bildirmeyi iyice kafasına koymuş... Bunun için o sabahki kararı, Efendimiz Aleyhisselâm’ı bulacak ve O`na haddini(!) bildirecek..

Bu niyetle doğruca Harem-i Şerif’e geldi.. O sırada Efendimiz Aleyhisselâm da Kâbe`nin önünde El Hakka Sûresini okumakta idi... Ömer, O`nun Kur`ân okumakta olduğunu görünce, ses çıkarmadan yanına yaklaştı ve arkasına sinerek, O`nu dinlemeye başladı.. Kur`ân-ı Kerim’in belâgatına, sözlerinin özlüğüne hayran kalan Ömer içinden düşündü:

- Andolsun ki, Kureyş`liler söylediklerinde haklı.. Bu mutlaka bir şairdir..

O sırada Efendimiz Aleyhisselâm da daha evvel ne sebeple nüzûl etmiş olduğunu bildirdiğimiz El Hakka Sûresinin 40-41. âyetlerini okuyordu:

"Şüphesiz ki o, Allah indinde yüce, şerefli Rasûlün hak sözüdür..

O, bir şair sözü değildir !.. Siz ne az inanır kişisiniz !.."

Bu âyetleri işiten Ömer birden bire şaşırıp kaldı..

-Muhakkak bu bir kâhindir !.. Zîrâ içimden geçeni bildi.. Şeklinde düşünmeye başladı.

Efendimiz Aleyhisselâm okumasına devam ediyordu:

"Bir kâhin sözü de değildir !.. Siz ne az düşünürsünüz!.. Âlemlerin Rabbından inzâl olunmadır..

Eğer bazı sözleri bize karşı kendiliğinden uydurmuş olsaydı; elbette onun sağ elini alıverirdik.

Sonra da, hiç şüphesiz, onun kalb damarını koparırdık !.. O vakit sizden hiç biriniz buna mâni olamazdınız..

Şüphesiz ki O, korunanlar için kati bir nasihatir...

İçinizden yalan sayanlar bulunduğunu elbet biz de biliyoruz; şüphesiz ki O, inkâr edenler için azap vesilesidir.."

Dinlemiş olduğu âyetler Ömer`i bayağı İslâm’a yaklaştırmıştı.. Âyetlerin tesirinde olarak, almış olduğu karardan vaz geçti ve sessiz sedâsız oradan uzaklaştı.. Ancak aradan geçen zaman, yaşlı müşriklerin İslâm Dini ve Efendimiz Aleyhisselâm aleyhindeki propogandası tekrardan Ömer`in kalbini katılaştırmış, sevgiyi uzaklaştırmış, tekrar katı bir hâle getirmişti..

Aradan oldukça bir zaman geçti.. Kureyş müşrikleri artık bu meseleyi kesin olarak halletmek için gene Haremi Şerif’te toplanmışlardı... Ebu Cehil söze başladı:

-Bakın kardeşlerim.. Muhammed tanrılarımıza dil uzatıyor, demediğini bırakmıyor; en akıllılarımızı en cahil, aptal yerine koyuyor; ceddimizin cehennemde azap çektiklerini iddia ediyor..

Bakın, ben şimdi bir teklif atacağım ortaya.. Kim O`nu öldürürse ben o kahramana 100 kızıl ve siyah deve, 50 ukiye altın, 50 ukiye gümüş, 10 takım elbise ve daha ne isterse vereceğim.. Var mı tâlip?..

Ebu Cehil`in bu teklifi üzerine oradakiler hayretle sordular:

-Peki kim bu işi yapabilir ?.. O sırada söze karıştı birisi, sorulan sualleri cevaplandırdı:

-Ben buna tâlibim !.. Yapabilirim bu işi!..

Efendimiz Aleyhisselâm’ı öldürme işine tâlip olan Ömer`di... Kureyş müşrikleri Ömer`in ortaya çıkmasına sevindiler..

-“Evet ya Ömer, sen bu işi yapabilirsin..” diyerek teşvik ettiler.. Bunun üzerine derhal orada; Ömer`le onu teşvik edenler arasında bir sözleşme de yapılıverdi..

*  *  *