Gavsiye Açıklaması

Ahmed Hulûsi

TÖVBE

-Hangi gülüş indinde faziletlidir?..

-Ağlamayarak tevbe edenlerin gülüşü..

“Ağlamayarak tevbe etmek”ten murad, içine "benlik" hâlinin karışmasından dolayı oluşan pişmanlıkla tevbe etmemektir!..

Nedâmet yâni pişmanlık, fiilin fâili olarak "benliğini" görüp, o fiili kendine bağlamak, sonra da yaptığına pişman olup, "keşke ben bunu yapmasaydım" diyerek tevbe etmektir...

Burada tevbe edilirken,"gizli şirke" düşülmektedir, o fiilin kendisine bağlanması yüzünden!..

Ki bu tevbeden de tevbe edilmesi zarûri olmaktadır!..

Önce tövbeye tövbe!..Sonra tövbeye tövbenin tövbesi!..

“Tövbe edenlerin gülüşü”, ifadesinde gülüş nedir?.. Bildiğimiz kahkaha mı?..

Buradaki "gülmek" ten murad "sürûr" hâlidir... Benlikten arınmış kişinin, fâili hakikiyi müşâhedesi sonucu, izâfi varlıkları görmeye ve onların vücûdlarının varlığını kabul etmeye tövbesi sonucu; TEK`lik seyrinin getirdiği sürûr!.. Huzur!.. Mutluluk!..

Nitekim bu mânâyı bir sonraki cümle tamamlamakta...

&

“Hangi tövbe indinde faziletlidir?..

-Mâsumların tövbesi!.”

Bu hususu en iyi açıklığa kavuşturan, Hazreti Rasûlullah’ın hadîs-i şerîfidir.

“Günde yetmiş defa veya yüz defa istiğfar ederim!”

Geçmiş-gelecek günahlarının bağışlanmış olduğu Fetih Sûresi’nin başında kesinlikle vurgulanan Hazreti Rasûlullah’ın tövbesi niyedi ki?..

Tövbe, genel anlamıyla, yapılan bir yanlışın farkedilerek , bundan dolayı pişmanlık duyulmasıdır.

Nedâmet, tövbedir!” hadîs-i şerîfi de açıklar.

“Avamın tövbesi”, yapılan bir hataya pişman olup, onu bir daha tekrar etmemeye karar vermektir!.

Burada dikkat edilmesi zorulu olan husus şudur;

Kişi fiili vehmî benliğine bağlıyor ve “ben bu yanlışı yaptım, bundan da pişmanım” diyor...

Havâsın tövbesinin sebebi ise daha başkadır.

Havâs, vehmî benliğinin oluşturduğu perde ile hakikatten perdelendiği, “Vechullah”ı görmekten mahrum kaldığı için, yanlış yorumlara düşüyor ve birimlerde “İrade-i cüz” görmekten dolayı tövbe ediyor!.

Havâs, âdetâ diyor ki;

Allah’ım!.Vehmim galebe çalıp beni perdeledi ve senin fâili hakiki olduğunu müşâhede edemeyerek, birimde ilim-irade-kudret-kuvvet var zannına kapıldım ve bundan dolayı da “Şirk-i hafî”ye yâni “gizli şirk” e düştüm; ama şimdi perdem inceldi ve seni fâili mutlak olarak yeniden müşâhede ettim..Bir önceki hâlime tövbe ediyorum” şeklinde konuşur. Bu, bir diğer ifade ile “Tövbenin tövbesi” diye de tanımlanabilir.

Has-ül havâs’ın tövbesi ise, “şirk görmeye” olur!.Bu tövbe bir kere yapılır ve ikincisi dahi olmaz!.

Şirk görmeye tövbe” ne demektir?.

“Varlıkta Allah’tan gayrı bir vücûd sahibi olmadığını gören kişi, şehâdet eden, aynel yakîn bilmektedir; şirk koşması sözkonusu olacak bir varlık mevcut değildir!.Oysa daha önce böyle bir takım varlıkları var sanıyordu..İşte bu var sanışına tövbe ederek Allah`a rücû etmiş olur!"

Hazreti Rasûl Aleyhisselâm’ın vârisleri ise, esmâ ile meşgul olmak yüzünden Zât’tan perdelenmekten dolayı hüzn duyarlar ki, bu hüzn daha önce de bahsettiğimiz gibi, Rasûlullah’ın günde yetmiş ya da yüz defa istiğfar etmesi gibidir.

Yâni, Müferridûn’un, Aktâb’ın istiğfarı; seyrleri gereği esmâ müşâhedesindendir..yoksa, herhangibirimiz gibi, yaptığı bir yanlış fiilden dolayı değil!.Bunu çok iyi anlamak gerektir!..

Nitekim, yukarıda konu edilen “Masumların tövbesi” beyânı da bu zevâtın tövbesine işaret eder.

*  *  *