Muhammed Mustafa -1

Ahmed Hulûsi

VE EVLENİŞ!...

Daha sonraki günlerde Efendimiz meseleyi amcası Ebu Talib`e açtı... Ebu Talib durumu öğrenmek üzere Hatice`ye gitti ve teklife karşı ciddi olup olmadığını sordu... Hatice`de ciddi olduğunu açıkladı...

Kısa bir zaman sonra Hatice ile Efendimiz`in nikâh tarihleri belli olmuştu... Hatice`nin babası Ficar harplerinden birisinde ölmüştü. Bu yüzden, Hatice`nin evliliğine müsaade etme selâhiyeti amcası Amr İbn Esed`de idi... Bu evliliğe onun da izin vermesi gerekiyordu...

Nikâh günü Efendimiz diğer amcalarıyla birlikte Hatice`nin evine gelmişti...

İslâm’da ve evvelinde sadece bir çiftin evliliği için bir karar alınır, daha sonra da nikâh muamelesi yapılırdı. Bunun dışında ne nişan töreni diye bir tören, ne de nişan yüzüğü diye bir yüzük vardır. Bu nişan ve nişanda takılan yüzük meselesi hıristiyan âdetidir.

Hıristiyanlıkta bu altın, ya da platin yüzükler kilisede papaz tarafından takılır.. Bugün bize de geçen bu âdetin katiyetle İslâm’la bir alâkası bulunmamaktadır.

Hatice ise bazı akrabalarını nikâha çağırmasına rağmen, amcası Amr Bin Esed`e nikâhtan bahsetmemişti.. Zira Efendimiz`in mâli durumunun çok iyi olmaması sebebiyle bu amcasının muhalefet edeceğinden korkuyordu.

Nikâh yemeğine Hazreti Hatice tarafından da bir çok kimse katılmıştı... Yemek yenildikten sonra âdet üzere ilk sözü Efendimiz`in amcası Ebu Talib alacaktı... Bu safhada bazı tarihçilerin yazdıkları, nikâha ait vakalar varsa da biz onların detayına girmemeyi tercih edeceğiz... Zira, bütün bunlar bazı tarihçilerin rivayetlerinden öteye geçememektedir...

Yemekte daha sonra Ebu Talib bir konuşma yapmış ve Efendimiz`i överek Hazreti Hatice`yi eş olarak kendisine istemiştir.. Ebu Talib`in konuşmasına, daha evvel Hazreti Hatice`nin rüyasını tevil eden Varaka Bin Nevfel cevap vermiş ve Efendimiz`in Mekke halkı tarafından her cephesiyle müsbet tanındığını belirterek, kendisinin Hazreti Hatice`ye lâyık olduğunu anlatmıştı...

Bundan sonra Efendimiz`in amcası Ebu Talib sözü aldı ve şöyle konuştu:

-Ya Varaka, şüphesiz ki sözlerin doğrudur... Bende senin gibi düşünüyorum. Ancak bu akdin tamamlanması için, Hatice`nin amcası Amr Bin Esed`in de sana iltihak etmesini dileriz... Bunun üzerine Amr Bin Esed ayağa kaktı ve şöyle konuştu:

-Ey Kureyş asilleri, siz şahit olunuz ki, Huveylid kızı Hatice`yi Abdullah oğlu Muhammed`e nikâhlıyorum ! ..

Bundan sonra gerek Hazreti Hatice`nin gerekse de Ebu Talib`in evinde develer kesildi ve ahâliye bir ziyafet verildi..

Efendimiz evlendiği zaman 25, Hazreti Hatice ise 40 yaşında bulunuyordu. Böylece Hazreti Hatice`nin görmüş olduğu beşaret rüyası da yerini bulmuştu.. Bu, birlikte huzur içinde yaşanılan yıllar 14-15`i buldu..

Efendimiz`in ilk çocuğu erkek olmuş ve adını Kasım koymuşlardı.. Bu çocuğun adından dolayıdır ki de Efendimiz`in künyesi "EBU KASIM" idi..

İkinci çocuğu Zeyneb idi... Efendimiz otuz yaşında iken doğmuştu...

Üçüncü çocuğu Rukiyye idi ki, Efendimiz otuzüç yaşında iken dünyaya gelmişti...

Dördüncü çocuğu da Ümmü Külsüm idi.

Beşinci çocuğu da Hazreti Fâtımatüz Zehra idi.. Efendimiz kırk yaşında iken doğmuştu.

Nihayet Hazreti Hatice`den olan altıncı çocuğu da Abdullah oluyordu!...

Efendimiz`in çocuklarından Fâtimatüz Zehra Hazretleri hariç hepsi de ufak yaşlarda iken dünyadan ayrılmışlardı... Fâtımatüz Zehra Hazretleri ise bilindiği gibi uzun ömürlü olmuş, ilerde göreceğimiz gibi Hazreti Ali ile evlenmiş ve Hazreti Hasan ile Hazreti Hüseyin`in dünyaya gelmesine vesile olmuştu...

Bilindiği gibi Efendimiz`in nesli mübâreki Hazreti Hasan ile Hazreti Hüseyin`den neşet etmiştir... Hazreti Hasan neslinden gelen Efendimiz`in torunlarına ŞERİF; Hazreti Hüseyin`in neslinden gelen torunlarına ise SEYYİD denilmektedir...

*  *  *